07 Nisan 2021

Montrö adlı oyun; "Denizi, gemisi, bahriyelisi olmayan emekli amiraller"

Bu yaşıma kadar ülkemde o kadar çok darbe, darbe teşebbüsü, sonuçlanmış, yarım kalmış, bastırılmış, alkışlanıp desteklenmiş türlerini gördüm ki, uzmanlaşmış olmalıyım. Bu kez duyduklarıma inanamadım

İşime gücüme bakıyordum, dediğime bakmayın siz, ne işim ne de gücüm vardı. Masamda vakit geçiriyordum. Vakit de geçiyordu. 

Dünya salgını beni ciddiye almış, eve hapsetmişti. Sağlığım fena değil şükür. Kimseye bir zararım dokunmuyor. Elime de herkes inansın diye HES kodu tutuşturulmuştu. Nedir dedim, "Hayat Eve Sığar" dediler.

Yazdıklarımı kendime de inandırabilmek için ülkede ve dünyada neler olduğuna kulak kabartıyordum. Bitişikte her zaman dırdırlayan açık kalmış bir televizyon vardı. İştahlı konuşmacılar durmaksızın birbirlerinin sözünü keserek lâf ebeliği yarışındaydılar.

Kafam öylesine otomatiğe bağlanmıştı ki, içerden gelen bu sesleri süzgeçten geçiriyor, kalbur üstünde kalan, işe yaradığı belirsiz birkaç kırıntıyı kulağıma fısıldıyordu. Buna alışıktım, elek dolunca da, ara sıra boşaltıyordum. Yani günler böyle geçip gidiyordu.

Birden irkildim, sarıklı cübbeli bazı emekli amiraller darbe yapmaya çalışıyor, gibi sesler mi duydum, bana mı öyle geldi? Gerçi bu yaşıma kadar ülkemde o kadar çok darbe, darbe teşebbüsü, sonuçlanmış, yarım kalmış, bastırılmış, alkışlanıp desteklenmiş türlerini gördüm ki, uzmanlaşmış olmalıyım. Bu kez duyduklarıma inanamadım.

Denizi, limanı, gemisi, bahriyelisi, can yeleği olmayan, yetkisi, mesuliyeti kalmamış, yaşını başını almış, emekli olmuş eski amiraller darbe yapacaklarmış!.. Neden yapacaklarmış? Montrö Sözleşmesi'nden çıkılması ihtimaline karşı yapacaklarmış. Nereden çıkmış bu ihtimal? Ülkenin Millet Meclisi'nin Başkanı bir soruya verdiği yanıtında demiş ki, eğer isterse Cumhurbaşkanı çıkalım der ve çıkılır!..

Evet, Montrö oyununun sahne ışıkları böylece, ilkin Meclis Bşk. Sayın Şentop tarafından açılmıştı. Arkasından diğer uvertürler sırayla sahne aldılar.

En önce sahneye koşarak giren iletişimci telâşe Md. Sayın Altun olmuş, sonra telâşsız davranan Sayın Ünal, oturduğu yerden konuşan Sayın Oktay, derken saygıda kusur etmeyen sözcü Sayın Kalın söz almış. Hepsi de gündemde olmayan darbe ihtimaline karşı verip veriştirmişler. Daha sonra sıra ağır toplara gelmiş...

Her zaman, her işin içinden kolaylıkla çıkan Sayın Soylu, mahzun bakışlı Sayın Kurtulmuş, moda dergilerine taş çıkartan şıklıkta Sayın Çelik sahnede arz-ı endam etmişler. Bu arada kumpanyada olmadığı halde, olaya destek verme durumundan yararlanan Sayın Bahçeli de, Sayın İnce'ye özenircesine apolet sökmekten bahsetmiş.

Sahne yeterince karışınca, heyecan zirve yapmış, izleyicileri de bir korkudur almış. Nihayetinde, sahne alan Reis olmuş. Alışılmadık sükûnet içinde yatıştırıcı bir eda ile konuşmuş. Nereden çıkarıyorlar, Montrö Sözleşmesinden çıktığımız filân yok, demiş ve eklemiş sözümüz sözdür ama lüzum hasıl olursa çıkabiliriz de, kime ne demiş.

Dinleyiciler arasında rahatlama nişanesi olan bir mırıldanma dalgası yayılmış;

Lozan Barış Antlaşması ve Montrö Sözleşmesi TC'nin iki temel taşıdır, diyorlar.

Üst düzey devlet görevinde bulunan kişilerin bu konuda çok titiz olmaları gerekirmiş.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türk diplomasisinin başarı simgesi sayılırmış.

Kaldı ki metninde sözleşmeden çekilme konusunda bir hüküm de yer almıyormuş.

Montrö, Türkiye ve Karadeniz'de kıyısı olan tüm ülkelerin güvenliği için yararlıymış.

Diyorlar ki bu sözleşme, dünya barışı için bile oldukça hayırlı olmuş.

Vatan toprakları gibi, vatan denizleri ve onların savunucuları da kutsaldır denir.

Ama onlar da bildirilerinde, niyetlerini çok aşan buyurgan bir tutum sergilemişler.

Bu arada, denizi olmayan Başkentte, gemisi, bahriyelisi, görevi, yetkisi olmayan emekli amirallerden bazıları darbe düşündükleri gerekçesiyle gözaltına alınmış.

Yazarın Diğer Yazıları

Tan Oral çiziyor...

Türkiye'nin önde gelen çizerlerinden Tan Oral, çizgileriyle Türkiye ve dünya gündemini yorumluyor

Tan Oral çiziyor...

Türkiye'nin önde gelen çizerlerinden Tan Oral, çizgileriyle Türkiye ve dünya gündemini yorumluyor

Kanal Dardanel

Bu da nereden çıktı? Öyle demeyin? Siz unutmuş olabilirsiniz ama ben çok iyi hatırlıyorum. İsveç bandıralı Naboland adlı bir şilep göz göre göre Dumlupınar adlı denizaltımıza deniz üstünde çarptı ve onu batırdı. Nerede oldu bu? Çanakkale Boğazı'nda