11 Nisan 2021

Kanal Dardanel

Bu da nereden çıktı? Öyle demeyin? Siz unutmuş olabilirsiniz ama ben çok iyi hatırlıyorum. İsveç bandıralı Naboland adlı bir şilep göz göre göre Dumlupınar adlı denizaltımıza deniz üstünde çarptı ve onu batırdı. Nerede oldu bu? Çanakkale Boğazı'nda

Benzeri muhayyel bir neden, İstanbul Boğaz'ı için de uydurularak Kanal İstanbul'a gerekçe yapılmıştı. Çanakkale'nin, eski adıyla Dardanelles'in, daha da eskimiş adıyla Hellaspontos'un başı kel mi?

Psikiyatrlar, psikologlar, sosyal psikologlar, tarihçiler, coğrafyacılar, siyaset bilimciler vs.vs. Kanal İstanbul içinde uyuyorlar mıydı, çekinmişler miydi ki, Kanal Dardanel'i allayıp pullamadılar hâlâ!

Doğal bir kanal olan boğazın burnunun dibine, bir tane daha kanal yapma hayalini aynı gerekçeyi ileri sürerek ve siyasi amaçlarla tekrarlaya tekrarlaya, kendileri de inandı, yalaka çevreleri de inandırdılar. Bir de koskoca Kostantinopolis'in dizinin dibine aynı adla bambaşka bir kent ve rant yapma düşü ile mest oldular. İnatlaşmalara ve tartışmalara da sebep oldular.

Benim bu önerimin asıl gerekçesi sağlam argümanlara dayanıyor. Şöyle ki; Kanal İstanbul'u savunanların da, karşı çıkanların da tartışıyor gibi yaptıkları Montrö Sözleşmesi Kanal Dardanel'i zorunlu kılıyor.

Çünkü Montrö, Türk Boğazları sözleşmesidir. Sen Boğaziçi'ne paralel bir kanal yaptın ve Montrö'yü yok sayıp bu kanaldan geçirdin diyelim gemilerini. Sonra Çanakkale'ye gelince n'oldu? Yine Montrö'nün konusu ile karşılaştın.

İşte bu son derece karmaşık ve sıkıntı yaratan sorunu çözecek olan Kanal Dardanel'den başkası değildir...

İnadım inat pencerem iki kanat, ben de, iki deniz arasında iş gören doğal Boğaz'ların yanına bir de kanal adı verilen koskoca suni bir yarık yapma fikrini ilk gününden beri doğru bulmuyordum, bulmamaya da devam ediyorum.

İki kıtanın tokalaştığı İstanbul ilinin, Avrupa yakasını Avrupa'dan çatır çatır kopartıp kıta mensubiyeti belirsiz bir adaya çevirdiği için bu işi istemiyenlerdenim.

Neden? Birçok nedeni var, bunlardan biri de Montrö Sözleşmesi'nin içinden çıkılmaz bir hale geleceğidir. Hem bu paralel kanalı savunanlar, hem de karşı çıkanlar için durum aynen böyle olacak.

Ancak inadım inat diyen büyük bir güç var ki, aslında o yarığı açacak olan ve inadına yapacağım diye direten de ta kendileridir.

Bu yarığın yapılmasını aşkla şevkle savunanlar olduğu gibi, yapımına endişe ve sıkıntı ile karşı duranlar da var.

Her iki tarafın da atladığı ve sorunu boşlukta bırakan tutumları, Montrö tartışmasını da atıl bırakıyor.

Derler ki, İstanbul Boğazı'nın burnunun dibinde açılacak bir yarık, Montrö'yü sakatlar, ama hayır hiç etkilemez diyenler de var. Ses çıkarmayıp, bana ne diyenler de var, hem de daha çok.

Çare yok mu? Çare de var, çözüm de var, dedim ya…

Efendim, Çanakkale Boğazı'nın yanına Marmara ile Saros körfezi arasına bir kanal daha, Kanal İstanbul ile aynı anda açılırsa, sürümden kazanılır, daha ucuza gelir, hesaplı olur.

Hem de Montrö tartışması bir karara varır sonuç kemik gibi olur.

Bunca bol sulu yaklaşım okuyucuyu gevşetemediyse ki, öyle hissediyorum, ben ne yapayım?

Müsaadenizle izah edeyim, konunun benim açımdan açılımı şöyledi;

Diyorsunuz ki deniz trafiği artacak, pekiyi... Karadeniz havuzundan Marmara'ya bu kez, iki koldan su akacak. Sonra debisi artan akıntı gidip Çanakkale Boğazı'nda artık denizaltı mı bulur yoksa Naboland adlı petrol tankeri mi olur, bu şansa kalır.

Hani çare var diyorduk, söyledik de. Yine de sonuç istendiği gibi olmazsa Sayın Ecevit'in projesi de çalışmaya eklenir İzmit Körfezi'nden Karadeniz'e bir yarık daha açılır. O zamana kadar da herkes bu konudan bıkmış olur ve kimse mızıldanmaz bile. Onu geçelim...

Bizim buralar yarıklar kenti diye anılır. Cemal Saydam Hoca'nın tezi, Marmara'nın eski Haliç gibi sülfür kokuları içinde ölmesi de engellenmiş olur. Karadeniz'den paralel iki kanal ile doldurulan Marmara, yine iki kanal ile boşaltılır böylece kokuşmaktan kurtulur.

Şimdi siz, eyvah Ege ne olacak diye telaşlanmayın, çünkü orada Korint kanalı var be hey Korinthos kanalı!..

Yazarın Diğer Yazıları

Beşinci Dünya Savaşı!..

İnsan denilen canlılarla, coronavirüs denilen canlısılar, bütün dünyada, birbirlerini yok etmecesine, iki yıldır ciddi ciddi savaşıyorlar.

Tan Oral çiziyor...

Türkiye'nin önde gelen çizerlerinden Tan Oral, çizgileriyle Türkiye ve dünya gündemini yorumluyor.

Tan Oral çiziyor...

Türkiye'nin önde gelen çizerlerinden Tan Oral, çizgileriyle Türkiye ve dünya gündemini yorumluyor.