06 Haziran 2018

“Sensörleri devlet ödesin acımız dinsin”

Tip 1 diyabetli çocukların insülin dozlarını ayarlayabilmeleri için 8 kez parmak uçlarını delerek aldıkları bir damla kanda şekerlerine bakmaları gerekir

Diyabet, esas olarak kan şekeri yüksekliği ile seyreden  bir metabolizma bozukluğudur. Genel olarak iki tip diyabet sık görülüyor.  Bunlardan Tip 2 olarak bilineni  erişkinlerde ve şişmanlarda sık görülüyor. Çocuklarda görülen ve Tip 1 diyabet olarak bilinen diyabet türünde ise pankreastaki, kan şekerini izleyen ve buna  göre hassas bir şekilde insülin salgılayan hücreler, kalıcı olarak zedeleniyor. Bu yüzden diyabet olan çocukların tanı anından itibaren insülin hormonunu günde dört kez enjeksiyon veya insülin pompaları ile dışardan almaları zorunludur. Bu nedenle Tip 1 diyabet insüline bağımlı diyabet olarak da bilinir. 

Pankreas normalde, an be an kandaki glukozu algılayarak, gerekli olduğu zaman, gerekli miktarda insülin salgılıyor. Tip 1 diyabetli çocukların da insülin dozlarına karar verebilmeleri, beslenmeye göre insülin dozlarını ayarlayabilmeleri ve yatmadan önce ve gece kan şekerlerinin durumunu bilebilmeleri için yemek öncesi ve sonrası 6 kez, yatmadan önce  ve gece saat 3-4 arasında bir kez, yani toplan 8 kez parmak uçlarını delerek  aldıkları bir damla kanda şekerlerine bakmaları gerekir. Ancak bu sayede normal bir yaşam sürebilirler ve kan şekeri dengesini sağlayabilirler. 

Son yıllarda parmaktan ölçüm yanında dokular arası sıvıya uzanan tüy gibi bir elektrotla, enzimatik yöntemle sürekli glukoz ölçen ve bu sinyalleri cep telefonları ile de uzaktan  izlemeye imkan veren aletler geliştirildi. Bunlara “continous glucose monitoring system” kısaltması olarak CGMS deniyor. Bu aletler, bir tür 24 saatlik glukoz videosu gibi  her beş dakikada bir glukoz değerlerini gösteriyor. Genel olarak 7-14 günde bir değiştirilen bu sensörler ile glukoz düzeyini izlemek mümkün. Bu aletler glukoz izleminde çok önemli bir ilerleme sağladı ve başta küçük çocuklar olmak üzere Tip 1 diyabetli çocukların yaşamını kolaylaştırıyor. Bu sistemlerin bazıları düşük ve yüksek glukoz düzeylerini haber veriyor; bu sayede kan şekeri düşüklüğü ve yüksekliği önceden fark edilip önlenebiliyor. Özellikle okuldaki çocukların aileleri tarafından uzaktan izlenmesi ve geceleri endişesiz uyumaları için büyük kolaylık sağlıyor. Ayrıca, sensörle glukoz ölçme sistemleri insülin pompaları ile entegre bir şekilde çalışarak pankresa benzer şekilde insülin veren akıllı pompaların yapılmasının yolunu açıyor.  Bu sistemlerin ölçümlerindeki doğruluk oranlarının %90 üzerine çıkmasıyla birlikte FDA bazı CGMS markalarına parmaktan ölçümle doğrulmaya gerek kalmadan kullanılma izni verdi.*

İşte diyabetli çocuklar, sosyal medyada 24 Haziran seçimleri dolayısıyla bir kampanya başlattılar ve  “Sensörleri devlet ödesin , acımız dinsin” mesajı ile yetkililerden bu sensörlerin SGK tarafından ödenmesini istiyorlar. Bu konuda geçen yıl yapılan bir toplantıda Sağlık Bakanlığı da olumlu bir görüş bildirdi, ayrıca  ombbudsmanlık kurumu da bir başvuru üzerine diyabetlileri haklı buldu. Bir çok ülkede özellikle çocuklar ve Tip 1 diyabetliler için sağlık sigortaları bu sensörleri karşılıyor. Ülkemizde de en azından çocuklar için sensörlerin ücretinin SGK tarafından karşılanabileceğini düşünüyorum.  Dilerim yıllar önce kan şekeri ölçüm çubuklarının ödenmesi için verdiğimiz mücadele gibi bu mücadele de yankı bulur ve diyabetli çocukların yüzü güler.


* Bu konuda yazdığımız yeni bir yazıya ulaşmak için tıklayın…

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Tahir Elçi’den kalan…

Ortaklığa nasıl ulaşabiliriz?

Tip 1 diyabeti teknoloji ile iyileştirmek ne kadar mümkün?

Tip 1 diyabeti önleme çalışmalarının neredeyse tümü başarısız oldu

Akıp giden günlerimiz, Hashimato’s hastalığı, ketojenik diyet ve başka şeyler...

" Hashimato’s hastalığı tedavisinde Lazer uygulaması bilimsel olmadığı gibi diyabetlilere de ketojenik diyet önermek de bilimsel değil"