23 Nisan 2009

29 yıl sonra yeniden tatil!

O zamanlardaki adı "Bahar Bayramı"ydı. Şimdi "Emek ve Dayanışma Günü" olarak tescillendi.

O zamanlardaki adı “Bahar Bayramı”ydı. Şimdi “Emek ve Dayanışma Günü” olarak tescillendi.
1 Mayıs tatil oldu.
Henüz iki yıl önce tatil mevzuu yine gündeme gelmiş ve Başbakan “Tatil, ekonomiye tam 2 milyar liralık üretim kaybına neden olur” gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Aradan bir yıl geçti. Sendikalar Taksim’e yürüyünce İstanbul’da adı konmamış bir sıkıyönetim ilan edildi.
Ne oldu?
Ulaşım aksadı. Taksim merkezli Rumeli yakasında hayat adeta durdu.
Sonra gazeteler yazdı.
Alınan önlemler nedeniyle yaklaşık 1 milyar liralık bir kayıp yaşanmış.
Astarı yüzünden pahalıya patlayan “ver gazı” önlemleri işe yaramayınca, tatil ilan ediliverdi.
Küçümseyelim mi?
Hayır! Bu ülkede son 29 yılda sol iktidarlar da icraat eyledi, ama hiçbirinin aklından tatil geçmedi.
12 Eylül Askeri Darbesi sonrasında darbeciler üç günü tatil olmaktan çıkarmıştı.
Biri 23 Nisan’dı. Demokrasiyi ortadan kaldıranların “Ulusal Egemenlik Bayramı”nı tatil olmaktan çıkarması doğaldı. Hani o çocuk şarkısındaki sözler var: “Sevinin küçükler/ övünün büyükler / 23 Nisan kutlu olsun.”
Darbeciler çocukların “sevinmesine” karar vermişti. Çocuklar tatil yapacaktı.
“Övünmesi” gereken büyüklerin ise çalışmasına karar verilmişti.
12 Eylül sürecinde tatil olmaktan çıkarılan bir başka gün ise 27 Mayıs’tı.
Memleketin gördüğü ilk askeri darbenin aktörleri, o meşum günü hayatımıza bir tatille kazımıştı.
Adı “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” idi.
12 Eylülcüler, “Bizim yaptığımız olmadı da onlarınki niye tatil” kıskançlığı ile olsa gerek, 27 Mayıs’ı tatil olmaktan çıkarmıştı.
Oysa biz İstanbulluların gözüne sokarcasına Taksim’in tam ortasında 27 Mayıs’ı hatırlatan devasa bir süngü “heykeli” vardı. Ucu sipsivriydi. O ucube de sessiz sedasız kaldırıldı.
12 Eylül askeri darbesinden kısa bir süre önce 24 Ocak Kararları’nı askere anlatmak için dönemin DPT Müsteşar Vekili Turgut Özal gizli bir toplantı tertip etmişti. İşçilerin grevlerini uzun uzun anlatmış, -o dönemde özel sektörde 100 bin DİSK’li işçi hak grevi yapıyordu- ve dert yanmıştı. Askerlerin bu konferansa tepkisi, “İşçilere karşı bir şey yapmak lazım” olmuştu.
1 Mayıs Bahar Bayramı’nın tatil olmaktan çıkarılması işte o rövanşist mantalitenin ürünüydü.
Şimdi 1 Mayıs’a, tatile ve emeğimizin haklı övüncüne yeniden kavuşuyoruz.
O gün kimimiz tatilde, kimimiz ise alanlarda olacak.
O gün karanfiller bir kez daha açacak…

Yazarın Diğer Yazıları

Suna Kıraç'ın ardından: Yaşamı ve yaptıklarıyla ölüme inanmadı, ömründen uzun idealleri vardı…

Suna Kıraç’ın ‘teamüllere aykırı’ tek tercihi bir Koç profesyoneli olan İnan Kıraç’la evlenmesi olmadı. Çiftin aldığı bir başka karar, yine o dönem ve temsil ettikleri ‘sınıf’ açısından büyük bir devrimdi. Mademki çocukları olmuyordu onlar da bir çocuğu evlat edineceklerdi

Suriyeli mültecilerin hatırlattıkları (1)

Ensar’lıktan ‘halkta büyük tepki’ ya da ‘büyük sorunlar çıkması’ gerekçesine evrilen sürecin miladı, en kolay ikna edilebileceği öngörülen AKP tabanında bile yaşanan oy kaybı ve bu oy kaybında Suriyeli mültecilerin rolüydü. İdeolojik olandan pragmatik ve hak ihlallerini barındıran dönüşümde de bu anketlerin rolü vardı

Satın alınan demokrasi

Demokrasi için cebinden para harcayıp oy veren seçmen kazandı; devletin parasını ve demokrasinin değerlerini harcayanlar kaybetti.