29 Mart 2021

COVID-19 aşısı öncesi ya da sonrası test yaptıralım mı?

Bireysel düzeyde antikor testlerini yaptırmak yaptıran kişiye korunup korunmadığı ile ilgili güvenilir bir bilgi vermez. Antikor oluşumu bağışık yanıtı gösterir, ancak her zaman için enfeksiyona karşı koruyuculuk olduğu anlamına gelmez

Bugünlerde sıkça COVID-19 ile ilgili olarak testlerden konuşuyoruz.

PCR ya da tam adıyla RT-PCR testi en erkenden hayatımıza gireni, burun, boğaz sürüntüsü ile bakılan. Bir de antijen testleri var. Onun ise tam tersi, pek yeri yok henüz hayatımızda.

Bugün ben bu ikisinden değil de "antikor testleri"nden bahsedeceğim.

Hani bugünlerde çoğumuzun aklına gelen:

"Hastalığı geçirdim, koruyucu antikorum var mı?"

"Aşılandım, aşım tuttu mu?"

Hasta ile çok yakın çalışan ve aerolizasyon dediğimiz küçük partiküllerin yayılmasına olanak veren tıbbi işlemleri gerçekleştirenler başta olmak üzere meslektaşlarım arasında sık sık aşı sonrası antikor baktırıldığını duyuyorum. Özel sektörde aktif iş hayatına devam edenler arasında da yaygın. Hatta bazı iş yerlerinin test için anlaşmalar yaptığını biliyorum.

Tabii bir de her yerde "antikorunuza bakılır" reklamları. Bu testler, bugünlerde hepimizin kulağının aşina olduğu iki tip antikoru "IgM" ya da "Ig G" ya da her ikisine birden bakıyorlar.

İnsanız, merak ediyoruz haklı olarak. Hastalık geçirildi ya da aşı olunduğunda ne oldu vücudumda diye.

Soruları soralım ve yanıtlamaya çalışalım:

1. Antikorlar nedir?

Antikorlar, bağışıklık sistemi tarafından virüsler gibi enfeksiyonlarla savaşmak için üretilen proteinlerdir; vücudumuzun askerleri bir anlamda. Aynı etkenle gelecekte karşılaşıldığında enfeksiyonun yeniden meydana gelmesini önlemeye çalışırlar. COVID-19 enfeksiyonuna maruz kaldıktan sonra antikorların vücutta gelişmesi günler veya haftalar alabilir; ortalama iki hafta sonrasında kan örneklerinde izlenebilirler. Bu antikorların kanda ne kadar süre kaldıkları henüz bilinmemektedir.

2. Antikor testi nedir?

Bir tür serolojik testtir. Bir enfeksiyonla karşılaştığınızda bağışıklık sisteminiz beklenildiği gibi çalışıyorsa, enfeksiyona karşı bir yanıt verir, bu yanıt da kişinin kan örneğinde ölçülebilir. Kalitatif, kantitatif ya da yarı kantitatif testler var. SARS-CoV-2 enfeksiyonu sonucunda sıvısal bağışık yanıt ile oluşan özgül antikorlar kan örneğinizde, serum veya plazmada araştırılır. Testin hedef aldığı protein çok önemlidir. Nükleokapsid proteini ya da Spike antijenine karşı olabilir. Kişilerin yanıtına ve testin özelliğine göre testlerdeki bu antikorların görülmesi ilk belirtilerden 2-3 hafta sonrasında gerçekleşiyor. Bu nedenle, bu testler aktif enfeksiyonun ilk tanısında kullanılan testler değillerdir. Daha önceki bir enfeksiyonu gösterebilirler. En önemli sorunlarımızdan biri, bu testlerin birçoğunun geçerliliğinin henüz onaylanmamış olması; yani pozitif ya da negatif dediğine güvenle ilgili sorunlarımız var. Böyle testlerde yanlışlıkla pozitif ya da yanlışlıkla negatif deme oranlarını bilmiyoruz. Hatta çok güvenilir bir test bile bazı durumlarda yanlış pozitif sonuç verebiliyor: Örneğin hastalığın toplumda az görüldüğü durumlarda. Testlerdeki kantitatif yani ölçüm sonuçların anlamı da henüz tam olarak bilinmemektedir. Farklı kitlerle alınan sonuçlar uyumlu ve/veya karşılaştırılabilir olmayabilir.

3. Pozitif antikor testi ne anlama geliyor?

SARS-CoV-2 antikor testinde pozitif bir test sonucunuz varsa, bu sadece virüsle karşılaşmış olduğunuz anlamına gelir.

4. Pozitif bir antikor testi, COVID-19'a bağışık olunduğu anlamına mı gelir?

Pozitif bir antikor testi, bağışıklığınızın olduğu ya da SARS-CoV-2 enfeksiyonuna karşı korunduğunuz anlamına gelmez; çünkü SARS-CoV-2'ye karşı antikorların sizi tekrar enfekte olmaktan koruyup korumayacağı bilinmemektedir. Bilim insanları, mutlaka bir miktar korunmanın olacağını ama bunun ne kadar süre için etkili olunacağının da bilinemeyeceğini belirtiyorlar.

5. Pozitif bir antikor testi, diğer insanlara artık hastalığı bulaştırmayacağım anlamına mı gelir?

Hayır, pozitif test sonucu diğer insanlara SARS-CoV-2’i bulaştırıp bulaştırmayacağınızı da göstermez.

6. Negatif antikor testi ne anlama geliyor?

SARS-CoV-2 antikor testinde negatif sonuç, vermiş olduğunuz kan örneğinde virüse karşı antikorların tespit edilmediği anlamına gelir. Şu seçenekler olabilir:

  • Daha önce COVID-19 ile enfekte olmadınız.
  • Geçmişte COVID-19'unuz vardı, ancak henüz saptanabilir antikor geliştirmediniz; çünkü enfekte olan tüm bireylerin saptanabilir bir antikor tepkisi geliştirip geliştirmeyeceği bilinmemektedir. İmmunsupresif kişilerde, gençlerde ya da klinik tablosu hafif kişilerde bu durum gözlenebilir. Belki de antikorunuz zamanla tespit edilebilir düzeyin altına düşmüştür.
  • Ayrıca, yanlış negatif olarak bilinen sonuç da başınıza gelmiş olabilir. SARS-CoV-2 için spesifik antikorlara sahip olmanıza rağmen yapılan test antikorları tespit edememiştir. Ticari antikor testleri, aşının tetiklediği aynı antikorları araştırmıyor olabilir. Aşılar, spesifik viral protein hedeflerine karşı antikorların gelişimini sağladığından, kullanılan test aşının neden olduğu antikorları tespit etmezse, daha önce doğal enfeksiyon geçmişi olmayan kişilerde aşılama sonrası serolojik test sonuçları negatif olacaktır. Bu nedenle ticari kitlerdeki antikor tipinin bilinmesi önemlidir.

7. İki farklı laboratuvardan iki testte farklı sonuçlar alırsam ne olur? Hangisine inanmalıyım?

Farklı laboratuvarlardan alınan test sonuçları, testin kendisinin doğruluğu gibi çeşitli faktörlere ve ayrıca Koronavirüs enfeksiyonu geçirdikten sonra vücudunuzun antikor geliştirmesinin ne kadar süreceğine bağlı olarak değişebilir, elbet gerçekten enfekte iseniz.

8. SARS-CoV-2 antikor testleri COVID-19 tanısı için kullanılır mı?

SARS-CoV-2 antikor testleri akut COVID-19 tanısında kullanılmaz. Antikor testler, yüksek klinik şüpheye rağmen RT-PCR test negatif saptanan hastalarda enfeksiyonun ileri döneminde, yani hastalık belirtilerinin başlamasından en az iki hafta sonrasında, tanıya destek amaçlı ikinci test olarak kullanılabilir. Çocuklarda da çoklu sistem enflamasyonu sendromunda (MIS-C) kullanılması anlamlıdır. Çocuklarda enfeksiyonu geçirdikten 4-5 hafta sonra artık RT-PCR testinin yararlı olamayacağı bir dönemde antikor testleri bize o çocuğun virüs ile karşılaşmış olduğunu söyleyebilir.

Bir de kan donörlerinde bakılıyor. Çünkü bu hastalığı geçirmiş kişilerin kan örneklerinde enfeksiyona karşı vücudun geliştirmiş olduğu antikorlar bulunuyor ve bu antikorlar bildiğiniz gibi "konveselan plazma tedavisi" denilen bir yöntemde, hazır askerler olarak hasta kişilere verilebiliyor. Bu tedavinin etkinliği kesinleşmiş değil; üzerinde hala çalışılıyor.

9. Aşılanmamış bir kişinin aşı öncesi antikor baktırmasına gerek var mıdır?

Kitlesel aşılamalarda aşı öncesi antikor bakılmaz. SARS-CoV-2 aşılaması öncesinde de antikor bakılmasına gerek yoktur.

10. COVID-19 aşılamasını takiben COVID-19'a karşı bağışıklığı değerlendirmek önerilmekte midir?

Hayır. COVID-19 aşıları ile aşılanan kişiler için şu anda aşı sonrası serolojik test önerilmemektedir. Bu konu sanırım, ek aşıların gerekli olup olmadığının tartışılacağı bir gelecekte önümüze tekrar gelecektir.

Kafa karıştırıcı değil mi?

Bunca olasılık içinde, birinci kaynak olarak linkini verdiğim dört uzmanlık derneğinin birlikte yayımladığı dokümandaki "Testlerin ulusal mevzuat kapsamında geçerli Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvar Ruhsatına sahip laboratuvarlarda uygulanması ve Tıbbi Mikrobiyoloji uzmanlarına ulaşılarak bilgi ve görüş alışverişinde bulunulması sonuçların yorumlanması ve testlerin sınırlarının anlaşılması açısından yararlı olacaktır." ifadesine katılmamak mümkün değil.

Ama bir halk sağlıkçı olarak bu testlerin çok önemli bir kullanım alanı olduğunu belirtmek durumundayım.

Bu testler, "seroprevalans çalışmaları" dediğimiz bir tür bilimsel araştırma için çok önemli.

Bu çalışmalar iyi bir şekilde dizayn edildiğinde toplumda bu virüs ile karşılaşmış kişilerin boyutunu yani hastalığın toplumdaki sıklığını tespit edebilirler. Temsil gücü olan toplum çalışmaları bize çok şey öğretebilir. Bu çalışmalarla, toplumdaki mevcut hastalık yükünü daha iyi tahmin edebiliriz. Örneğin olguların hangi boyutta olduğundan daha az sayıldığını öğrenebiliriz. Bir vakamız var derken gerçekte kaç vakamız olduğunu öğrenebiliriz. Etkilenen farklı demografik grupların varlığı bize o gruplara yönelik farklı strateji geliştirme gereğini ortaya çıkarabilir.

Ülkelerin seroprevalans çalışmalarına yaklaşımın bence en güzel örneklerinden birini Kanada sergiliyor.

Kanada hükümeti, pandeminin çok erken bir döneminde, Nisan ayında, bu konuda bir görev grubu, COVID-19 Bağışıklık Görev Gücü [COVID-19 Immunity Task Force (CITF)], oluşturulmasını sağladı. Bu görev grubunun görevi, virüsün Kanada'da ne kadar geniş bir alana yayıldığını ve toplum gruplarında olası bağışıklık ve savunmasızlıklara ilişkin güvenilir tahminler sağlayacak ülke çapında bir dizi seroprevalans araştırması hayata geçirmek olarak tanımlanmış. Bu konuda birçok çalışma yaptılar. Örneğin yaşlı bakımevlerinde gerçekleştirdikleri bir çalışmada bu grupta tek doz aşı sonrası gençlere göre çok daha düşük bir yanıt geliştirdiklerini ortaya koydular. Bunun sonucunda da toplumdaki her grup için tek bir aşı dozu ve zamanlaması yaklaşımının doğru olamayabileceğini tartışılmasını sağladılar. Özellikle mRNA aşıları için tek dozla yüksek yanıt elde edildiği için aşı tedariki sorununun varlığında daha büyük bir grubun tek dozla aşılanmasının tartışıldığı bir dönemde, yaşlıların ikinci dozunun arasının açılmaması ile ilgili bilgi oluşturdular. Görev Grubunun dünyadaki seroprevalans çalışmalarının izlendiği bir izleme grubu webi de dahil bir çok konuda katkısı var.

Ülkemizde de seroprevalans çalışmaları yapıldığını biliyoruz. Üstelik bunlar paylaşılan bilgilerden anladığımız kadarı ile Türkiye istatistik Kurumu (TUİK) tarafından örneklem büyüklüğü ve örnekleme yöntemi belirlenmiş toplum temsiliyeti olan çalışmalar. Ne yazık ki çalışmalar ve sonuçları ile ilgili bir paylaşılan bilgi çok sınırlı. Sayın Sağlık Bakanımız zaman zaman bazılarının sonuçlarına çok kısa konuşmalarında yer verdi Oysa bu değerlerin hem toplumla hem de uzmanlık dernekleri ile paylaşımı önemli. Elbette yetmez, bu veriler de en kısa zamanda dünya ile bilimsel bir makale şeklinde paylaşılmalı. Daha da önemlisi, ülkenin pandemi ile mücadele stratejisinde hak ettiği yeri almalı.

Sonuç olarak, bireysel düzeyde antikor testlerini yaptırmak yaptıran kişiye korunup korunmadığı ile ilgili güvenilir bir bilgi vermez. Antikor oluşumu bağışık yanıtı gösterir, ancak her zaman için enfeksiyona karşı koruyuculuk olduğu anlamına gelmez. Hiçbir test gelecek haftalar, aylar ya da yıllar sonra yeniden enfekte olmayacağınızı garantileyemez. Bu bilgiyi henüz bilmiyoruz.

"Antikor testim pozitif" ya da "antikor düzeyim yüksek" diye maske takmak ya da önlemleri bırakmak gibi bir durum da olamaz. Hastalığı geçirmiş ya da aşılanmış bireylerin de mutlaka enfeksiyondan korunma önlemlerine uymaya devam etmesi gerekmektedir.

Yani, aşı işe mi yaramıyor demek bu?

Aman böyle anlaşılmasın.

Aşılar kesinlikle işe yarıyor. Bizi hastalıktan önemli oranlarda koruyorlar. Hastalık geçirilse de aşılanmış birey hastalığı ağır geçirmiyor.

Bunun iki önemli açıklaması var.

Aşının gerçek virüse karşı bağışıklıktan daha güçlü bir bağışıklık yanıtı oluşturabileceği ve daha iyi koruma sağlayabileceği tahmin ediliyor. Daha tanımlanmış ve hedefe yönelik, açık bir bağışıklık yanıtı yaratması önemli duruyor. Bu nedenle, negatif test sonuçlarında bile koruma eksikliğinden bahsedilmez, immünolojik korumayla ilgili net bir bağlantı olmadığının vurgulanması istenir ve sonuç olarak, bu noktada aşılamanın tekrarlanması önerilmez.

Antikorlar bize vücudumuzun bağışıklık mekanizmasının sadece humoral ya da sıvısal denilen yanıtı hakkında, o da sınırlı bir bilgi veriyor. Hücresel yanıt başta olmak üzere vücudumuzun enfeksiyonlara yanıtı çok zengin bir yapı; güveni hak ediyor.

Toplumdaki insanlarımızın büyük çoğunluğu aşılanıp, hastalık verilerinde düşüşü izleyinceye kadar önlemlere devam edelim. Sonrasında aşılar üzerine düşeni yapacaktır.



Kaynaklar

  1. https://hasuder.org.tr/covid-19-mikrobiyolojik-tani-testlerinin-pandemide-akilci-kullanimi/
  2. Abbasi, J., 2020. The Promise and Peril of Antibody Testing for COVID-19. JAMA 323, 1881.. doi:10.1001/jama.2020.6170
  3. https://www.covid19immunitytaskforce.ca/
  4. https://www.saglik.gov.tr/TR,76505/covid-19-seroprevalans-arastirmasinin-ikincisi-basladi-21102020.html
  5. https://www.fda.gov/medical-devices/coronavirus-covid-19-and-medical-devices/antibody-serology-testing-covid-19-information-patients-and-consumers
  6. https://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/lab/resources/antibody-tests-guidelines.html

Yazarın Diğer Yazıları

Anlıyor musun?

Adına ne derseniz deyin, önlemleri çok daha sıkı, elimizden gelenin en sıkısı olacak şekilde hayata geçirmeliyiz. Ancak, o zaman özgürlüğümüzün askıya alınmasının bedeli anlamlı olabilir

Salgında gelinen nokta

Büyük usta "aldırma gönül aldırma" demiş olsa da, ülkesindeki her soruna aldırdığını biliyorum. Ben de ülkemin önemli bir sorununu her geçen gün endişe ile izliyorum. Halk Sağlığı doktoru olarak COVID-19 salgınının kontrolden çıktığını gözlemliyorum. Evet, endişeliyim

COVID-19 aşıları ve patent

Aşılar patent haklarını üzerlerine almış aşı firmaları tarafından, o ülkelerin ve başka ülkelerin insanlarına satılıyor. Bir günde hisse senetlerinin değerleri onlarca kat artıyor. Oysa, dünyanın acilen aşıya gereksinimi var