06 Mayıs 2024

Basın özgürlüğü mü dediniz?

Ülkedeki iktidar bloku iktidara yönelik eleştirileri önleyebilmek için, tutuklamalar, sürgünler ve devletin denetleyici örgütü konumundaki RTÜK ve İletişim Başkanlığı dâhil olmak üzere, her türden siyasal ve iktisadi baskı aracını kullanmaktan çekinmiyor

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından hazırlanan 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde (3 Mayıs), açıklandı. (1)

Endeks 2002 yılından bu yana her yıl düzenli olarak hazırlanıyor. Kuruluş 2021 yılında medya ve akademik dünyadan uzmanlardan oluşan bir grubun yardımıyla yeni bir metodoloji de geliştirdi. Buna göre, bu yıl 180 ülke ve bölge, “siyasi bağlam, yasal çerçeve, ekonomik bağlam, sosyokültürel bağlam ve güvenliği” kapsayan beş göstergeye göre analiz edildi.

Kuruluş bu yıl “medya özerkliğine destek ve özgür haber yapma hakkına saygıda endişe verici bir düşüş ve devlet ya da diğer siyasi ve ekonomik aktörlerden gelen baskıda artış” olduğunun altını çiziyor.

Bu durum, sıralamanın oluşturulmasında kullanılan bu beş gösterge arasında, küresel ortalamada 7,6 puanlık bir düşüşle en fazla gerileyen göstergenin “Siyasi Gösterge” (Alt Endeks) olmasına dayandırılıyor.

Basın özgürlüğünde dünya çapında gerileme

Analiz edilen 180 ülke ve bölgeden 138’inde ankete katılanların çoğunluğu ülkelerindeki siyasi aktörlerin dezenformasyon veya propaganda kampanyalarına aktif biçimde dahil olduğunu söylüyor. 31 ülkede siyasetin basına müdahalesi ise “sistematik” olarak tanımlanıyor.

Rapor yazarları ayrıca, Ekim 2023’ten bu yana gazetecilere ve medyaya yönelik rekor sayıda ihlalin yaşandığı Gazze’deki savaşa özellikle atıfta bulunarak, “gazetecilerin korunmasını sağlamak için uluslararası düzeyde siyasi irade eksikliğinin” altını çiziyor. Rapora göre, en az 22’si gazetecilik faaliyetlerini yürütürken olmak üzere, 100’den fazla Filistinli muhabir İsrail Ordusu tarafından öldürüldü.

Türkiye “çok ciddi ölçüde kötü durumdaki” ülkelerden biri

Daha geniş eğilimlere bakıldığında, 36 ülkenin endekste en kötü kategoride -basının durumunun “çok ciddi ölçüde kötü” olduğu - yer aldığı görülüyor. Aşağıdaki haritadan da görülebileceği gibi Türkiye bu 36 ülkeden biri. Ayrıca 49 ülke “zor durumda ülke” kategorisinde ve 50 ülke “sorunlu ülke” grupta yer alırken, 45 ülke “tatmin edici” ya da “iyi” bir duruma sahip. (2)

Diğer yandan, Norveç sekizinci kez üst üste birinci sıraya oturarak bir kez daha listenin zirvesinde yer alırken, onu Danimarka ve İsveç takip ediyor. Basın için en baskıcı ülkeler olarak kabul edilen son üç ülke ise Afganistan (178’inci sıra), Suriye (179’unciu ve Eritre (180’nci). Raporda şu ifadeler yer alıyor: “Son iki ülke medya için kanunsuz bölgeler haline geldi ve rekor sayıda gazeteci gözaltına alındı, kayboldu ya da rehin tutuldu.”

Otoriterlik arttıkça basın özgürlüğü yok oluyor!

Aşağıdaki tablo 2024 yılında, 180 ülke arasında, 100 puan üzerinden ortalama 31,6 puan ile ancak 158’inci sırada kendine yer bulabilen Türkiye’de otoriterleşmenin giderek artmasıyla birlikte medyadaki çoğulculuğun ortadan kalktığını gösteriyor. Üstelik Türkiye geçen yıla göre Siyasi Endekste (gösterge) beş sıra ve Hukuk Endeksinde dört sıra daha gerilemiş bulunuyor.

Sonuç olarak

Temel insan haklarının, bütçe hakkının, işçi haklarının, kadın haklarının, farklı kimliklerin kültürel hak ve özgürlüklerinin ve genel olarak hukukun üstünlüğünün sürekli olarak aşındırıldığı, başta büyük medya olmak üzere iletişim ve propaganda kanallarının devletin, sermaye gruplarının ve sivil toplum olma özelliğinden uzak dini cemaatlerin doğrudan kontrolü altında olduğu bir ülkede basının özgür olması beklenemez.

Ülkedeki iktidar bloku iktidara yönelik eleştirileri önleyebilmek için, tutuklamalar, sürgünler ve devletin denetleyici örgütü konumundaki RTÜK ve İletişim Başkanlığı dâhil olmak üzere, her türden siyasal ve iktisadi baskı aracını kullanmaktan çekinmiyor.

Ülke halkları için büyük fedakârlıklara katlanmış olan sosyalist gazeteci Celal Başlangıç’ın, yaptığı eleştirel habercilik yüzünden, kendi yurdundan uzak bir ülkede sürgünde (Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde) hayatını kaybetmesi, aslında ülkedeki basın özgürlüğünün gerçek durumunu göstermeye yetiyor.


Dip notlar:

(1) https://rsf.org/en/2024-world-press-freedom-index-journalism-under-political-pressure (3 May 2024).

(2) https://www.statista.com/chart/13640/press-freedom-index  (3 May 2024)

Mustafa Durmuş kimdir?

Akademisyen, yazar, ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, 1956 yılı Kelkit'te doğdu. 1977 yılından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu.

'Güney Kore'de İhracata Dönük Kalkınma Modeli' üzerine doktora tezi yazdı (1989).

TÜRK-İŞ'e bağlı YOL-İŞ Federasyonu'nda eğitim uzmanı, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde asistan, Birleşik Krallık York Üniversitesi'nde misafir araştırmacı, Gazi Üniversitesi İİBF'de öğretim üyeliği ve özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı.

Halen Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Maliye bölümü öğretim üyesi ve T24 yazarı. Makalelerini yayımladığı 'Alternatif Akademi' adlı bir bloğu ve Kapitalizmin Krizi (2009), Kriz Darbe Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi (2018), Büyük Değişim-Popülist Otoriterlik (2019) adlı kitapları var.

Yaşamın Temel Ekonomisi (2021), Dünya Ekonomisini Anlamak I (2021) ve Siyasi Ekoloji (2022) editörlü kitapların da yazarları arasında.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Tüketimle büyüyen ekonomi tüketiciyi ezerek küçülür

İnsanlık ve doğa için önemli olan kâr ve servet/sermaye artışı değil, bireysel ve toplumsal ihtiyaçların karşılanmasıdır. Temiz hava ve suya ihtiyacımız olduğu gibi, iyi bir yaşam için güvenli ve bol gıda ve yeterli barınma da şarttır

Küresel İşçi Hakları Endeksi 2024 yükselen faşist dalgaya ayna tutuyor

İşçi haklarına ve sendikal harekete yönelik ortak bir saldırıya tanık olunan şu günlerde "Avrupa Sosyal Modeli" hızla aşınıyor

Kutuplaştırmanın panzehri merkeze mi yönelmek, yoksa karşı kutbu mu inşa etmektir?

Sosyalist solun etkili olmadığı bir dönemde, iktidar da ya da muhalefetteki siyasete hâkim olan dogmatistler için her sorunun tek bir cevabı var: Piyasa fetişizmi. Bugün iktidardakiler bunun en vahşi, en tehlikeli, en faşizan biçimini temsil ediyorlar