01 Eylül 2021

Yüksek büyüme verisi AKP’nin ve Erdoğan’ın oylarını geriletecek

Tüm Türkiye gibi Erdoğan’a oy verenler ve AKP seçmeni şu soruyu soracak: Biz her geçen gün küçülürken kim büyüyor?

Düştüğü iddia edilen işsizlik verileri gibi…

Çarşının, pazarın, kiranın neredeyse yarısı kadar ‘gösterilen’ enflasyon rakamları gibi...

 Açıklanan 2021 ikinci çeyrek büyümesi de…

AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oylarını geriletecek…

Çünkü tüm Türkiye gibi…

İktidar seçmeni de soruyor…

İşsizlik azalıyorsa (10 Ağustos’ta açıklanan 2021 Haziran verileri yüzde 10.3), ben ya da çocuğum neden iş bulamıyoruz?

Enflasyon söylendiği kadarsa (Temmuz 2021 yüzde 18.95) neden temel ihtiyaç maddelerinden kirama yüzde 40’lar yüzde 60’lar oranında zam gördü?

Eğer Türkiye ekonomisi büyüyorsa (2021 ikinci çeyrek yüzde 21.7) bunu ben neden hissetmiyorum, bu büyüme kime yarıyor?

Bir iktidarın; hele Erdoğan gibi popülist bir lideri var ise içeride kutuplaşmayı artırmak için dinsel-milliyetçi sloganları kitlesini bir arada tutabilmek için kullanmasının oy anlamında bir karşılığı vardır.

Bir iktidarın; hele Erdoğan gibi popülist bir lideri var ise dış politika ile ilgili ‘başarısızlığı başarı gibi gösterebildiği, her alanda sıkıştığı bir tabloyu, söylemle belagatle uzun süre saklama’ hatta bunu oya çevirme gücü de olabilir.

Bir iktidarın, yargıyı kontrol altına alıp, muhalifleri tasfiye edip, ülkede her kesimde korkuyu yaygınlaştırarak, tek sesli, medya adı altındaki propaganda aygıtlarıyla iktidarın ömrünü uzatma şansı da olabilir.

Kitleler er ya da geç sıra kendilerine gelene kadar  başkalarına yapılan hukuksuzlukları görmezden gelebilirler. Hatta bir kısmı başkasının kaybını kendi kazancı olarak görüp mutlu bile olabilir.

Ancak (tabii ne yazık ki) iş ekonomiye yani ‘refahın paylaşımına’ hatta en basit ihtiyaçların karşılanması konusuna gelince…

Hukuksuzluk sırası kendine gelene kadar susanlar, karnının gurultusu partinin-liderin attığı sloganların gürültüsünü bastırmaya da başladığında sorarlar, daha çok sorarlar…

-Neden birkaç iş insanı için benim ormanıma, yaşam alanıma geliyorsun, ağacıma, dereme kıyıyorsun?

-Tütün ekim hakkına itiraz ettim diye niye beni tutuklayıp hapse atıyorsun?

- Bizim çocuğu en zor şartlarda devletin okullarında okuttuk, (hatta kimimiz daha kolay olsun diye AKP’ye üye bile olduk) niye iş bulamıyor?

- Ormanımız, evimiz, tarlamız yandı...Neden zamanında söndüremediniz, neden bizden çok daha küçük bir ülke olan Yunanistan’ın 36 yangın söndürme uçağı varken bizim bir tane yok ve Rusya’dan kiralık? Yangın söndürme uçağı olmayan ülkenin cumhurbaşkanlığı filosunda nasıl 13 uçak bulunur? Neden kayyum atadığın THK’da 3 yangın söndürme uçağı çürümeye bırakıldı?

-  S-400’lere 2.5 milyar dolar verdiniz. 2020 nisan ayında kullanım için hazır hale getireceğinizi söylediniz. ‘Sandığından’ çıkmadı. Şimdi ikinci partiyi alacaksınız. Havaya giden para değil mi bu?

-Pandemide tüm dünya esnafa, müzisyene neredeyse tüm halka doğrudan maddi destek sağlarken siz niye bizi yalnız bıraktınız? Bir de üstüne IBAN verip bizden yardım beklediniz?

Sorular çoğaltılabilir. Ama sonu değişmeyecek. Bu büyüme rakamı Erdoğan’ın ve AKP’nin oyunu aşağıya çekecek. Çünkü tüm Türkiye gibi Erdoğan’a oy verenler ve AKP seçmeni şu soruyu soracak: Biz her geçen gün küçülürken kim büyüyor?


Not (1): Açıklanan verilerde önemli noktalardan biri çalışan kesimin GSYH’den aldığı pay. 2020 ikinci çeyreğe kıyasla ücretli kesimin GSYH’den aldığı pay 3.8 puan, 2021 birinci çeyreğe göre 2.6 puan düşmüş. Büyüme var ama çalışanlar daha az pay alıyor. (Kaynak: Fatih Özatay tweet) Hep söylediğim gibi AKP emeğin değil sermayenin partisi.

Not (2) : 2. Çeyrek büyüme rakamının 2020 aynı döneme göre yüzde 21.7 artmasının ana nedeni geçen yıl pandemi sebebiyle yüzde 10.4’lük küçülmenin baz etkisidir. Bu arada bir önceki çeyreğe (2021 Ocak Mart arası) büyüme 0.9. Bu konuda bugün Dünya Gazetesi’nde Alaattin Aktaş’ın yazısını tavsiye ederim.

Yazarın Diğer Yazıları

Sığınmacılardan Kürt sorununa ve ekonomiye ‘yeni Suriye’ Erdoğan’a ne kazandırır?

Halkına eziyet eden bir diktatör Esad gitti. Yerine geçmişinde El Kaide ve El Nusra olan bir ismin liderlik ettiği örgütün ‘daha ılımlı görüntü veren’ bir ismi geldi. Bunun Türkiye açısından çok uzak olmayan bir vadede barındırdığı risklerle karşı karşıya kalınabilir. Ancak içeride ve kısmen dışarıda şu anda ve bir süre ‘söz-gündem üstünlüğü’ Erdoğan’a geçmiş gözüküyor

Kapitalizmin yıkıcılığı, otoriterizmin baskıcılığı altında “çekmediğim her acı için acı çekiyorum”

Nahif, gerçekten uzak bulunabilir ama ‘çekmediğim her acı için acı çekiyorum’ içselleştirilebilirse farklı bir dünyayı, memleketi konuşabiliriz

Bir mesafe alınmamış olsa, İmralı’ya gitme konusu gündeme gelir miydi?

Türkiye ocak ayı sonundan itibaren görevi devir alacak Trump’ın yaratacağı belirsizlik, bölgede büyüyebilecek bir çatışma-savaş öncesi pozisyon alma çabasında gözüküyor. Elbette iktidarın bir yandan barış-birlikte yaşam için arayışları öte yanda kayyımdan tutuklamalara yaşanan sertlik görüntüleri “yeni bir mühendislik-algı çabası mı” şüphesini haklı olarak düşündürüyor

"
"