19 Haziran 2024

Adalar’da minibüs körüklü otobüse döner mi ya da laf cambazlığı sorunu örter mi?

Bu halk “Ben yaptım oldu”dan, sözünün-eyleminin polis zoruyla kesilmesinden, laf cambazlıklarından çok çekti, sıkıldı. Oturulmalı, konuşulmalı, ortak çözün bulunmalı. Bu arada uzun süredir Adalar Belediye Başkanı Ercan Akpolat’ın da sosyal medya hesaplarından bu konuda fikir, duruş göremiyorum. O memnun mu acaba durumdan?

Fotoğraf: Adalar Sivil İnisiyatifi

Adalar’da seferlere başlayan minibüslerle ilgili tartışma sürüyor, sürecek. 2020 yılında faytonlar kaldırıldıktan sonra ulaşım için Belediye-İETT tarafından elektrikli 13 kişilik Adabüs’ler ve taksiler çalışmaya başladı. Ada’da yaşayanlar bu yeni düzene; ‘az sayıda olduğu, çevreye ve dokuya çok aykırı olmadığı için’ itiraz etmediler. 30 Nisan’da bu araçların tescil sürelerinin dolduğu, yerine yeni araçların geleceği belli oldu. Sonradan ortaya çıktı ki Belediye mevcut araçların devamı için ihaleler açmış, başvuran olmayınca Aselsan ile görüşülmüş, bugün zorla Ada’lara yerleştirilmeye çalışılan minibüsler yapılmış. Peki bu minibüslerin yapım sürecinde anlaşmaya varıldığında katılımcı belediyecilik gereği Ada’ya yaşayanlara bu araçlarla ilgili bilgi verilmiş, katkı istenmiş ya da soru sorulmuş mu; hayır…

Peki Ada’larda yaşayanlar bu minibüslere neden karşılar? Çünkü ne boyutu ne şekli Ada’nın yapısına, sokağına, doğasına uygun. Örnek vereyim: Büyükada’da Çınar diye bir mevki var. Ki böyle pek çok yer var. Burada şu an zorla kabul ettirilmeye çalışılan iki minibüs yan yana geçemez. Yaya ve bisikletleri katmıyorum bile.

İşin daha vahimi merkezi hükümetin aldığı kararlara itiraz edenleri ‘küçük marjinal grup-gruplar’ diye ötekileştirmesine benzeyen haller ortaya çıkmaya başladı. Haklı bir kişi bile olsa ona bakarak doğruyu aramak, en azından tartışmak-sorgulamak gerekli değil mi?

Dün İETT bir açıklama yaptı. Açıklamanın bir bölümünde şöyle deniyordu:

“Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’dan oluşan Adalar İlçesi’ndeki nüfusun büyük bir bölümü, faytonların kaldırılmasından ve toplu ulaşımın İBB ve İETT tarafından 2020 yılından bu yana tamamen net, programlı ve ekonomik olarak sağlanmasından memnun olduğunu ifade ediyor. Ancak Ada halkının bir kısmı ise Adalar İlçesi’nde toplu taşıma faaliyetinin olmaması gerektiğini, Adalar’da ulaşımın yürüme ile sağlanabileceğini savunuyor. Bir kısmı ise kullanım izin süresi dolan tescilsiz elektrikli araçların devam etmesini, yeni gelen tescilli, güvenli ve elektrikli araçların boyutunun daha büyük olduğu gerekçesiyle yeni araçları istemediğini ifade ediyor.”

Adalar’da yaya ağırlıklı bir sistem istemekle, “Hiç toplu taşıma olmasın” demek arasında bir fark var. “Hiç olmasın” diyeni hiç görmedim ama yolların-doğanın korunması için az araç ve boyutları, şekli Ada’ya uygun olsun diyenlerin sayısının çok olduğunu söyleyebilirim. Ama yapılan açıklamada esas vahim bölüm şurası:  

“Adalar İlçesi, İstanbul’un diğer 38 ilçesi gibi İstanbulluların ikamet ettiği, yaz aylarında günlük nüfusu 60 bini aşan bir ilçedir. İBB ve bağlı kuruluşu İETT, diğer tüm ilçelerde olduğu gibi Adalar İlçesi’nde toplu taşıma dahil olmak üzere tüm yerel yönetim hizmetini sağlıyor.

Adalar ilçesi İstanbul’un diğer 38 ilçesinden farklıdır. Özel bir alandır. Doğasıyla, yapılarıyla… Ve özel ilgi-yönetim-planlama gerektirir. Burada itiraz eden insanlar buranın tarihine, dokusuna, doğasına sahip çıkmaya çalışıyor. Adalar hepimizin, herkesin. Gideceğiz-geleceğiz-yürüyeceğiz-yüzeceğiz. Ama aynı zamanda koruyacağız.  

5393 sayılı Belediye Kanunu belediyelerin yetki ve görevlerini şöyle sıralar:

“İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları…”

Adalar’da çevre, kültür, tarih, sanat gözetilmeden konuyu halkı bir yerden bir yere taşımak olarak görmek, göstermek bütünlüklü bakış açısından uzaklaşmaktır. Değişimi umut ederken, beklerken karşılaşılan yaklaşım daha farklı olmalı… Bu halk “Ben yaptım oldu”dan, sözünün-eyleminin polis zoruyla kesilmesinden, laf cambazlıklarından çok çekti, sıkıldı. Oturulmalı, konuşulmalı, ortak çözün bulunmalı. Bu arada uzun süredir Adalar Belediye Başkanı Ercan Akpolat’ın da sosyal medya hesaplarından bu konuda fikir, duruş göremiyorum. O memnun mu acaba durumdan? Ya da oldu olacak bu minibüsler de kesmez ‘turizm’ için, daha çok kişiyi taşımak için körüklü otobüsler mi getirilse?  

Murat Sabuncu kimdir? 

Murat Sabuncu İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi bölümünü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletmecilik Sertifikası programını tamamladı. İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Sistemleri konusunda yüksek lisans yaptı.

Dergi, gazete, radyo, televizyon, internet haber sitelerinde muhabirlik, editörlük, yayın koordinatörlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı yaptı.

En uzun süre Milliyet gazetesinde çalıştı. Tempo dergisinde genel yayın yönetmenliği, Fortune dergisinde kurucu yönetmenlik yaptı. Skytürk 360'da ekonomiden politikaya değişik programlar hazırladı, sundu. 

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni oldu, ikinci ayında tutuklanıp Silivri Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Hapsedildiği cezaevinde 1,5 yıl tutuklu kaldı. 

T24'te köşe yazarlığı, yapıyor. 2016 yılından beri pasaportu ve sürekli basın kartı verilmiyor. Yargıtay'ın iki kere verdiği beraat kararına rağmen 7,5 yıl hapis cezası talebi içeren dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda bekliyor.

Bölgeden tanıklıklarını ve izlenimlerini "Gazze: Mahsuscuktan Bir Aşk Hikâyesi" adıyla yayımlanan kitabında paylaştı. Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü ve Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü sahibi. Sorbonne'da hukuk doktorası yapan avukat oğlu, Nuri isimli bir kedisi var.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

TÜSİAD yönetimi; kayyımdan AYM kararlarına uyulmamasına, "Maarif modeline" eleştirdi, Şimşek "İdeolojik saplantısı olmayan eleştirilere açığız" dedi

Mehmet Şimşek iktidar içinde sayılarla - verilerle konuşmaya çalışan "eleştirilere kulak verme çabasında" bir profil. Türkiye'nin bölüşüm şoku yaşadığı bu konjonktürde kendinden önceki dönemde ortaya çıkan krizi yönetme şekli doğal olarak yakından izleniyor. Memleketin yoksulları, emekçileri, emeklileri büyük bir zorluk içinde. Zor olan gerçekten geride kaldı mı?

Helalleşmeden normalleşmeye: CHP'ye kulak verenlerin sayısı artıyor; milli güvenlik algısı, genç ilgisi zayıf

CHP "siyaset teklif eden parti" haline gelirse önümüzdeki günlerde oyunu artırabilir. Bu Pazar seçim olsa sorusuna verilen yanıtlarda CHP birinci parti gözüküyor