06 Haziran 2021

"Uçakta bomba var!"

Belarus, 'bomba ihbarı' yaparak zorunlu inişe zorladığı uçaktan iki kişiyi gözaltına aldı. Keyfi olarak ve zorla bir sivil bir uçağın yere indirilmesi havacılık dünyasında kıyamet kopmasına yetecek bir olay

Güneşli, bulutsuz bir gökyüzünde ufku seyrederek uçağını keyifle uçuran bir pilotun duymak isteyeceği en son cümle: "Uçakta bomba var!"

Havacılık tarihinin en ilginç olaylarından biri geçtiğimiz günlerde gerçekleşti.

22 Mayıs 2021'de Atina-Vilnius seferini yapan Ryanair havayollarına ait bir uçağa, Belarus havacılık otoriteleri tarafından bomba uyarısı yapıldı. Kokpit ekibi önce "uçakta bomba olasılığı" ile kontrol merkezi tarafından inişe yönlendirildi, sonrasında Belarus hava kuvvetlerine ait savaş jetlerinin gözetiminde planlanmış rotasından saptırılarak Minsk havalimanına zorunlu iniş yaptırıldı.

Olay örgüsünün devamında uçakta bulunan muhalif yazar Roman Protasevich ve kız arkadaşı Sofia Sapega kolluk kuvvetleri tarafından uçaktan zorla indirildi ve gazeteci tutuklandı. Çeşitli kaynaklara göre muhalif yazar işkence ile sorgulandı ve bazı konularda gizli tanıklık yapmak üzere hâlâ gözaltında tutuluyor. Roman Protasevich, bir mesajlaşma uygulaması olan Telegram'daki Nexta adlı kanalın kurucusu. Nexta muhalif yayınlar yapan, otorite karşısında toplumu bilgilendiren ve gösteriler organize eden bir kanal.

Pek çok ülke ve havacılık otoritesi tarafından 'devlet terörü' olarak nitelenen bu olay derin tartışmalara yol açtı. Minsk Hava Kontrol Merkezi'nin, uçağa bomba ihbarı yapıldığını bildirmesi ve terörist saldırı şüphesiyle acil iniş uyarısı vermesi ile başlayan süreç, sonrasında daha karışık hale geldi.

Belarus devlet yetkilileri önce "Filistinli terörist bir grup olan HAMAS tarafından ihbar yapıldığını" iddia etti. Açıklama HAMAS tarafından yalanlanınca, bu kez İsviçre kaynaklı bir ihbar olduğu iddia edildi. İsviçre kaynaklı e-postanın geldiği hesabın yönetimini yapan ProtonMail şirketi ise Financial Times'a "İddiaları teyit eden bir kanıt görmedik ama iddiaların aksini gösteren pek çok bulgu var" açıklamasını yaptı.

Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukashenko, evrensel geçerliliği bulunan(!) 'dış mihraklar' ve 'planlanmış bir provokasyon' argümanına sadık kalarak durumu açıkladı. Lukashenko'nun, "Çernobil yetmedi mi" diyerek, nükleer santral yakınlarında uçan bir uçağa ateş açılmadığı için dünyanın minnettar kalması gerektiğini söylediği açıklaması kayıtlara geçti.

,
Uçak, Vilnius'a planlanandan yaklaşık 6 saat sonra iniş yapabildi

Konunun siyasi yanını kenara koyalım ve havacılık açısından bakalım.

Savaş uçakları tarafından 'yere inme' uyarısı alan pilotun bu uyarıya itaat etmekten başka çaresi olmadığını düşündüğümüzde konunun sivil havacılık açısında tartışma yaratması normal.

Bir savaş uçağının çeşitli sebeplerle sivil uçaklara müdahil olması alışıldık bir durum. Özellikle telsiz bağlantısı kurulamayan bir uçuş konusunda alınabilecek ilk aksiyon olarak savaş uçağının kendini sivil uçak pilotuna göstermesi gereken ve tehdit değerlendirmesi yapılmasını gerektiren durumlar var. Özellikle ABD'de ikiz kulelere çakılan uçaklardan sonra, telsiz bağlantısının kaybolması durumu herkesin tüylerini diken diken edecek kadar ciddi. Ancak bu olayda savaş uçağının yaptığı müdahalenin Ryanair uçuş ekibi ve yolcular üzerinde stres yaratmanın dışında bir fonksiyonu olmadığı açık.

Kamuoyuna kısmî olarak açıklanan kokpit-kontrol merkezi kayıtlarında Minsk Hava Kontrolü'nün pilotları "Uçakta Vilnius üzerinde aktif hale gelecek bir bomba olduğu ihbarı aldık" cümlesiyle uyardıkları dikkat çekici. Hava kontrolünün en yakın hava limanına acil iniş yapılması anlamına gelecek kırmızı kodla pilotları uyardığını yine kayıtlardan biliyoruz.

Keyfi olarak ve zorla bir sivil bir uçağın yere indirilmesi havacılık dünyasında kıyamet kopmasına yetecek bir olay.

'Hava trafik yönetimi sistemlerinin bütünlüğünü' bozan bu eyleme karşı havayolları ortak eylemlere karar verdi. Bunların en başında Belarus hava sahasının kullanılmaması vardı. İngiltere, Fransa, Kanada ilk uyarıyı yapan ülkeler arasında yer aldı. Avrupa Birliği Belarus hava sahasının kullanılmaması çağrısı yaptığı gibi, Belarus'a ait hava yolu şirketlerinin de Avrupa Birliği hava sahasını kullanmalarının yasaklanmasını istedi.

Bazı hava yolu şirketleri Belarus operasyonlarını askıya aldı ve uçuşlarını iptal etti.

NATO, Avrupa Komisyonu, ABD Dışişleri Bakanlığı ve benzer pek çok siyasi ve özel kurum, pek çok ülke Belarus'un eylemini 'devlet terörü' olarak ilan etti. NATO "Kabul edilemez bir girişim" diye niteleyerek acil bir bağımsız soruşturma açılması çağrısı yaptı.

İnişe zorlanan uçağın ait olduğu Ryanair yönetimi ise durumu benzer şekilde devlet terörü olarak tanımladı.

EASA (Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı) 25 Mayıs 2021 tarihinde hızlıca bir aksiyon aldı, bir bildiriyle hava yollarını uyardı ve durumu dünyaya açıkladı. Bildiride havacılık kurallarına saygı duymayan Belarus otoritelerinin güvenli bir hava sahası işletmesinden şüphe duyulduğu vurgulandı ve üye hava yollarına ilgili hava sahasının kullanılmaması tavsiye edildi.

Planlanmış rotası üzerinde Belarus hava sahasını kullanması gereken bir uçağın, rotayı değiştirmesinin önemli bir zaman ve maliyet unsuru olmasının bu kararın devamlılığında zorluk yaratacağı açık. Bu sebeple çağrılara kulak asmayan hava yolları da oldu. Özelikle coğrafi konumu gereği bu hava sahasını yoğun kullanan Finlandiya şirketi Finnair baştan bu kısıtlamalara tabi olmayacağını ilan etti.

Problem şu ki: Zaten sorunlu bir hava sahası olan Ukrayna hava sahasından kaçan şirketlerin şimdi bir de Belarus hava sahasından da kaçınmaya başlaması Avrupalı şirketler için zor ve pahalı bir kısıtlama.

Bir araştırma ve danışmanlık firması olan Eurasia Group, yayımladığı açıklamada Belarus'tan kuzey-güney uçuşlarında kaçınmanın mümkün olduğunu belirtti, ancak Avrupa ile Asya arasında uçarken ülkeyi yok saymanın pahalıya mal olacağının altını çizdi.

Belarus havacılık yetkilileri ve siyasilerinin olayda manipülasyon olmadığı, uçağın gerçek bir tehdit üzerine indirildiği iddialarına dünyanın katılmadığını biliyoruz. Uçağın kara kutusunda yer alan kokpit ses kayıtlarında kule ve pilotlar arasındaki görüşmeler var. Bu kayıtlar ve yetkililerin elinde olan tehdide dair diğer kanıtlar durumun objektif olarak değerlendirilmesini sağlayacak.

Uygar dünyanın en temel değerlerinin ihlal edildiği bu olay gibi, hava sahası kullanılan her ülke benzer sebep ya da mazeretlerle uçakları yere indirip, uçak içindeki yolculara benzer muamele yapabilir.

Merakla bekleyeceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları

Pilot hatalarından kaynaklanan önemli kazalar hangileri?

Hatalar sağlık, yorgunluk, alkol kullanımı gibi zihinsel problemler olabileceği gibi, yanlış yükseklik ayarının yapılması, uçuş rotasından sapma, uçağın fiziksel sınırlarının zorlanması, iniş veya kalkış prosedürlerini gerçekleştirmemek gibi çok daha ciddi hatalar da olabilir

Uçaklar hangi durumlarda zorunlu iniş yapmak zorunda kalır?

Acil inişe karar veren pilotlar ne yapar ve bu inişler ne kadar tehlikelidir?