20 Mayıs 2024

İstanbul'da olmadı, Konya'da olacak!

Aradan kafayı uzattı: "Hasan abiii! O yazınla verdin gazı, verdin gazı, şu düştüğümüz hallere bak!"

Dries Mertens

Pazar akşamı berbat bitik bi halde,
patırtı gürültü, bağırış çağırış,
itiş kakış çıkıyoruz
o felaket maçtan...
Aradan biri kafayı uzattı:

Hasan abiii!
O yazınla verdin gazı,
verdin gazı,
şu düştüğümüz hallere bak!

İçim acıdı.
Keşke ben de
o kadar havaya girmeseydim.
Ama o kadar emindim ki,
kupayı evimizde kaldıracağımızdan...
Offf!
İçimi hüzün bastı.
Elbette biliyordum, meşin yuvarlağa
güven olmayacağını...
Hiç kuşkusuz biliyordum,
futbolun adaletsizliğini,
kancıklığını...
Gençliğinde futbol oynamışlığı olan
Albert Camus,
Paris'teki entelelektüel hayatın
"kancıklığı"nı tanımlarken
şöyle demiş:

Ahlaka dair bildiğim ne varsa
futboldan öğrendim.
Çünkü top hiçbir zaman
beklediğim köşeden gelmedi.

Pazar akşamı da öyle oldu.
Maçın 75 dakikası
10 kişi oynayan
Fenerbahçe'ye
tek golle yenildik,
ve tek kelimeyle yıkıldık.
Oysa o kadar emindim ki,
büyük kupayı Ali Sami Yen'de
kaldıracağımıza,
evimizdeki kaç haftalık
yenilmezlik ünvanını koruyacağımıza...
Olmadı işte...
Kaç yıldır maça gitmiyordum.
Sevgili Asaf Savaş Hoca'yla
daha stada girerken,
tribünlere tırmanırken
patlayan tezahürata,
sloganlara bayıldım.

HC, Galatasaray tribününde, iyi günde kötü günde


Yıllardır hasret kalmışım
bu sarı kırmızı coşkuya...
Ama maçla birlikte
60 bin taraftarın
doldurduğu tribünlerdeki
bu müthiş coşku,
o olağanüstü heyecan kasırgası yerini
derin bir hayal kırıklığına
bıraktı ne yazık ki...
Fenerbahçe daha 21. dakikada
10 kişi kalmıştı sahada...
Ama olmadı, yenemedik.
Başımız eğik ayrıldık sahadan...
Hazindi Cimbom'un hali...
Galatasaray'ımızın
hiç bu kadar kötü görmemiştim.
Allah için, sahada varlık gösteren
tek bir futbolcumuz yoktu.
Galiba Okan Hoca da
oyunu iyi okuyamadı,
zamanında gerekli değişiklikleri
yapamadı.
10 kişilik Fenerbahçe'ye
böylesine kritik bir maçta,
üstelik kendi sahamızda yenilmek,
tekrar ediyorum, fena koydu bana...                                                                                                                 
İyi ki Galatasaray var!
İyi ki Fenerbahçe var!
İyi ki Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti var!
Bu rekabet futbolumuzun rengidir, zenginliğidir.
Bu büyük rekabet, insanlarımızın eğlencesidir,
heyecan kaynağıdır.
Ali Koç ise bu rekabeti düşmanlaştırma yolunda
hızla ilerliyor, yazık!                                                                                                                                          
Ama ben damardan bir Galatasaraylıyım.
Sadece iyi günlerde değil,
"kötü günler"de de takımımın,
Cimbom'un yanındayım.
Ve hep yanında olacağım.
Evet, bu iş İstanbul'da
olmadı, pazar akşamı
Konya'da olacak,
kupayı orada kaldıracağız.
Okan Hoca ve aslanları,
size güveniyoruz.
En büyük Cimbom,
başka büyük yok!
İyi ki Galatasaray var!
İyi ki Fenerbahçe var!
İyi ki Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti var!
Bu rekabet futbolumuzun rengidir,
zenginliğidir. Bu büyük rekabet,
insanlarımızın eğlencesidir,
heyecan kaynağıdır.
Ali Koç ise bu rekabeti düşmanlaştırma
yolunda hızla ilerliyor, yazık!

Hasan Cemal kimdir?

Hasan Cemal 1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1969 yılında Ankara'da haftalık Devrim dergisinde başladı. Yeni Ortam dergisi, Anka Ajansı ve Günaydın gazetesinde çalıştıktan sonra 1973 yılında Cumhuriyet gazetesine girdi. 1979 - 1981 yılları arasında Ankara Temsilciliği yaptı. 1981-1992 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesini Genel Yayın Yönetmeni olarak yönetti. Cumhuriyet gazetesi Cemal'in yönetimindeyken 1986'da Sedat Simavi Ödülü'nü kazanarak "yılın gazetesi" seçildi. 

1992-1998 yılları arasında Sabah gazetesinin birinci sayfa yazarlığını yaptı. 1998'den 2013'e kadar yaklaşık 15 yıl boyunca Milliyet gazetesinde yazdı. Nokta dergisi 1989 Doruktakiler ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti köşe yazısı ödüllerini kazandı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2004 yılında da "Araştırma" ödülünü Hasan Cemal'in çalışmalarına verdi. 

28 Şubat 2013'te Milliyet'in manşetinde yayımlanan "İmralı Zabıtları"nın yayınını savunduğu için dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan'ın tepkisine hedef oldu. Milliyet yönetimi, "Başbakan'ı ve medya sermayesini sorgulamaktaki ısrarını" gerekçe göstererek yaklaşık 15 yıldır yazdığı gazetedeki köşesini kapattı. 

Milliyet ile yolları ayrıldıktan sonra yaptığı röportajlar ve kaleme aldığı yazılar, bağımsız internet gazetesi T24'te yayımlandı. Türkiye medyasının en etkili ve kıdemli isimlerinden olan Hasan Cemal, Mart 2013'ten beri T24'te yazıyor. Harvard Üniversitesi Nieman Gazetecilik Vakfı Louis M. Lyons Gazetecilikte Vicdan ve Dürüstlük Ödülü'nü "hayatı boyunca basın özgürlüğünü savunmak için gösterdiği çaba nedeniyle" 2015 yılında Hasan Cemal'e verdi. Cemal, Türkiye'de bu ödülü alan ilk gazeteci oldu. 

Bir dönem Bilgi Üniversitesi'nde "Medya ve Politika" dersleri veren Hasan Cemal'in yayımlanmış 13 kitabı, tarih sırasıyla şöyle: 

Tank Sesiyle Uyanmak (1986)

Demokrasi Korkusu (1986)

Tarihi Yaşarken Yakalamak (1987) 

Özal Hikâyesi (1989)

Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım (1999)

Kürtler (2003)

Cumhuriyet'i Çok Sevmiştim (2005)

Türkiye'nin Asker Sorunu (2010)

Barışa Emanet Olun (2011)

1915: Ermeni Soykırımı (2012)

Delila - Bir Genç Kadın Gerilla'nın Dağ Günlükleri (2014)

Çözüm sürecinde Kürdistan Günlükleri (2014)

- Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor (2018)

- Hasan Cemal'in "Zamane Diktatörleri" adını taşıyan basılmamış bir kitabı daha var

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Futbol kaçıkları Almanya'da!

Hadi maça maça, futbol şenliği başladı. Bizim milli takım da Almanya'da, üstelik "seyirci üstünlüğü" de bizde... Neden 2008'de Viyana'da kıl payı kaçırdığımız tarihi Berlin'de yazmayalım?

Prag: Özgürlük adına Jan Hus'a selam çakarken…

“Kim ki kendi geçmişiyle hesaplaşmaktan korkar, o asıl gelecek olandan korkmalıdır. Yalanlar bizi yalanlardan kurtarmaz!”

Zamane diktatörleri... Etki ajanları...

Elimde bir kitap, "Şubat 1933, Edebiyatın Kara Kışı..." Düşünüyorum, demokrasi ve özgürlük hasreti hiç dinmeyecek mi?...