05 Mayıs 2012

Pravda 100 yaşında. Geleneği Türkiye’de yaşıyor!

Öyle tarihî günlerin “mana ve ehemmiyeti üzerine” yazılar yazma meraklısı değilim

Öyle tarihî günlerin “mana ve ehemmiyeti üzerine” yazılar yazma meraklısı değilim. Ama bugünü kısaca da olsa kaydetmek istedim. Dile kolay: Bir zamanlar dünyayı sarsan Sovyet komünistlerinin gazetesi bugün 100 yaşını bitiriyor.

\

“Kıvılcımdan ateş doğacak” diyen Bolşevik lider Vladimir İliç Ulyanov (Lenin) tarafından 1900 yılında yayımlanmaya başlayan İskra (Kıvılcım) gazetesi, 3 yıl sonra Menşevikler’in eline geçmişti. Birçok illegal yayından sonra, 5 Mayıs 1912’de (eski takvimle 22 Nisan 1912’de) Pravda (Gerçek) adıyla yeni ve legal bir gazete çıkarıldı. 5 Mayıs, daha sonradan Sovyet Basın Günü ilan edildi. Vokrug Sveta ve Ogonyok dergileriyle birlikte Pravda, Rusya’nın en eski yayınlarından biri oldu. 1917 Ekim Devrimi öncesinde genellikle 40-60 bin tirajla yayımlanan Pravda, SSCB döneminde 10 milyonluk tirajı aştı.

Pravda ilk başlarda defalarca, ardından 1914 yazında, daha sonra da 1991’de ve 1993’de kapatıldı. Uzun bir dönem “bağımsız gazete” olarak, bir ara da sosyalist Yunan işadamlarının finansmanıyla yayımlanan Pravda, 1997’de yeniden “Komünist Partisi resmî yayın organı” haline getirildi. Ama günlük değil, haftada üç kez çıkan, küçük boyutlu ve 100 bin tirajlı bir yayın olarak.

Gazetenin bugün kutlanan 100. yıldönümüyle ilgili olarak Rusya Federasyonu Komünist Partisi, geçen yıl 1 şubatta “yüz yıllık gazete sayfalarının arşivinin açıldığını” ilan etmişti. Pravda adını kullanan birçok basılı ve internet yayını olmasına dikkat çeken komünistler, “gerçek Pravda”nın sayfalarının (150 bini aşkın sayfa) www.gazeta-pravda.ru sitesinde bulunabileceğini duyurmuştular.

 

*      *      *

 

Sovyet döneminde sevilen bir siyasi fıkra vardı: Büyük İskender, Cengizhan ve Napolyon Kızıl Meydan’da askeri tören izlerken tartışıyorlarmış. Büyük İskender “Böyle, tanklarım olsaydı dünyayı ele geçirirdim” demiş. Cengizhan “Böyle füzelerim olsaydı, dünya benim olurdu” diye karşı çıkmış. Napolyon ise şöyle demiş: “Böyle bir gazetem olsaydı, Waterloo Muharebesi’ni kaybettiğimi kimse öğrenemezdi”

Pravda farklı zamanlarda Lenin’in, Stalin’in, Hruşçev’in, Brejnev’in, Andropov’un, Çernenko’nun ve Gorbaçov’un elindeki en önemli siyasi araçlardan biriydi. Devrim, iç savaş, savaşlar, işgaller, siyasi sürgünler, katliamlar, facialar, reformlar, her şey Pravda’da Sovyetler Birliği Komünist Partisi yönetiminin isteğine uygun tarzda yansıtılıyordu.

\

Öteki gazeteler (İzvestiya, Krasnaya Zvezda, Komsomolskaya Pravda, Trud vs.) ikinci plandaydı. Onlar bildikleri birçok şeyi yazmak için Pravda’yı beklerler, sonra ondan saygıyla alıntı yaparak kullanırlardı. Pravda’nın adı bile kutsaldı; örneğin, gençlik gazetesi Komsomol (skaya) Pravda, Leningrad kent gazetesi Leningrad(skaya) Pravda, Kalmıkya Cumhuriyeti gazetesi Kamlık/Kalmıt(skaya) Pravda adıyla çıkarılırdı.

 

*      *      *

 

Siyaset, ekonomi, kültür, edebiyat, bilim, eğitim, spor ve diğer konularında, “tek doğru” sayılan değerlendirmeler, “partinin çizgisini yansıtan” ideolojik yorumlar ve makaleler Pravda’da yayımlanırdı.

Pravda, tek sesliliğin ve muhalefeti ezmenin temel yöntemlerinden biriydi. Gazete yazarları, her zaman lideri destekler, ona karşı çıkanları eleştirir, hedef gösterir veya ihbar ederdi. Pravda’nın gazabına uğrayan bir daha kolay kolay iflah olmazdı.

Sovyet parti lideri her şeye karar verirdi: Füzelerin menzilinin ne kadar olacağına, tiyatrolarda hangi oyunların sergileneceğine ve Pravda’nın birinci sayfasında nelerin yayımlanacağına.

\

Bütün bunlar size bir şeyler çağrıştırmıyor mu?

Pravda geleneğinin Türkiye’yi nasıl şaşırtıcı bir şekilde etkilediğini daha önce T24’te yazmıştım. (Türkiye’nin ‘Pravda hastalığı’)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “15-20 milyon tirajlı bir gazete” yaratma hedefi üzerine konuşmalar yaptığını, Başbakan’ı eleştiren birkaç gazetecinin de ona Pravda’yı hatırlatarak cevap verdiğini hatırlıyor musunuz? O zaman ben de “Erdoğan, Kasımpaşa Pravdası mı yaratacak?” diye sormuştum.

Geçen yıllarda iktidara mesafeli olan medya kurumları büyük ölçüde etkisiz hale getirildi. Gazetecilik çok kan kaybetti. Gazeteciler mesleğini özgürce yapamaz oldu. Ama ne 15-20 milyonluk bir gazete yaratıldı, ne de iktidar yanlısı gazeteler eskisinden daha güçlü ve saygın bir hale geldi.

Yazarın Diğer Yazıları

Dondurma bedava, limuzin hediye: Yaşasın Türk-Rus ilişkileri!..

Ne kadar da askerîleşmişti ilişkiler! Füze al, uçak al, helikopter al! Dön dolaş Suriye savaşına gel!

Kurban Bayramı’nın dört günü: Umut, ölüm, cenaze ve hayat

“Ölümü küçümseme, seve seve karşıla onu, çünkü o da doğanın istediği şeylerden biridir. Öyleyse us yürüten insana özgü olan; ölüm karşısında ne yüzeysel, ne düşman, ne öfkeli olmak, onu yaşamın doğal olgularından biri olarak beklemektir.”

Nâzım, Moskova, T24 ve dört fotoğraf karesi

Moskova’da Nâzım etkinlikleri başladığında başka bir iktidar vardı. Anma geleneği sürüyor. Başka siyasiler de sahneden çıkacaklar. Ölümsüz olan gerçek sanattır, büyük şairlerdir...