29 Şubat 2020

Sosyal medyayı engelleyeceğinize güvenilir bilgi sağlayın

Doğru ve temsil eşitliği olan bilgiyi nereden alırız? Bu haber kaynaklarını biz kendimiz yaratmıyorsak, kim yaratacak?

Dün gece; Suriye'de ordumuza yapılan bir saldırı sonrasında, sosyal medyanın yine engellendiğini gördük. Neden? Çünkü insanlar bulamadıkları "doğru bilgi"yi almaya çalışıyorlardı.

Çünkü ülkede hem medya kaynaklarında, hem de resmî kaynaklarda "güvenilir bilgi bulmak" son 10 kusur yılda zorlaştı. Günümüzde ortam, algı yaratmaya yönelik haberler ile komplo teorileri arasında gidip geliyor.

Algı haberleri, hükümetin gitgide düşen oylarını tutmaya çalışırken ve yaptığı yanlışlıkların nelere mal olduğunu saklarken başvurduğu yol. Komplo teorileri ise bu haberlerin algı olduğunu farkeden insanların "kesin şöyle şöyledir…" diye başlayan tahminleri. Bazen amaçlı da yaratılıyorlar.

Anlayacağınız ortam "sahte haber" yaratmak ve yaymak için uygun. Zaten son dönemde etrafta yabancı devletlerin yeni "Taraf Gazeteleri" yaratmaya yönelik çabalarını görüyoruz. Bunların yanında desteklenen "doğrulama siteleri" de var.

İşte böyle bir ortamda İdlib'deki saldırı meydana geldi. Hemen arkasından sosyal medyanın tamamen engellendiğini gördük.

Şimdi bu olayın farklı taraflarına bakalım;

Bilgilendirme eksiği ve engelleme, komplo teorilerini ve sahte haberleri yaratır/destekler

"Sahte haber" ve hatta "olmayan videolardan yaratılan sahte video (deepfake)" çağındayız. Bunlar hassas durumlarda, çok farklı tepkiler yaratmak için kullanılabiliyor. Ama zaten yeni de değil. İlk çağdan beri bir ülkeyi karıştırarak istenilen sonucu elde etmek yöntemi biliniyor. Örneğin Çinlilerin Strategemlerine bakın[1].

Bu tür kaos yaratılan durumları ülkemiz 6-7 eylülde, 1970'lerde KahramanMaraş ve Çorum gibi olaylarda yaşadı. O günlerde de haber alma/bilgilendirme kanalları zayıftı. Gazetelerin satmadığı, TV'nun olmadığı ve ancak radyodan haber alındığı günlerde oldu bu olaylar. Böyle bilginin olmadığı ortamlar, kaos yaratmak, sahte haber yaymak için çok uygun.

Ama sadece biz değiliz. "Belalı Coğrafyada" yaşamanın bedelini mesela İranlılar da 1950'de CIA tarafından reislerine 300 dolar verilereksokağa dökülen pehlivanların yarattığı kaosla yaşadılar. O sarsıntının sonuçlarını bugün hala yaşıyorlar [2].

Aynı şekilde "Arap Baharı" olgusu da önümüzde duruyor. "Bahar" kelimesi çok parlaktı. Arap ülkelerinde var olmayan demokrasi-özgürlüğü sanki getirecekmiş gibi sunuldu. Ama sonuca bakıldığında gördüğümüz nedir; tabandan gelmeyen, sosyal medya provokasyonu ile yaratılan kaos ortamı ve değiştirilen/yok edilen iktidarlar. Arap baharı denilen olaylarda pehlivanların yerine sosyal medya kullanıldı.

Ülkenin yönetiminin yapması gereken, sosyal medya ile uğraşmak yerine "doğru ve güvenilir" bir bilgi ortamı yaratmaktı. Ama bırakın güvenilir haber ve bilgileri, şu anda hepimiz devletin açıkladığı enflasyon, internet kullanıcı sayısı gibi resmî bilgilerin üzerinde oynanmış rakamlar olduğunu düşünüyoruz.

Kim kimin hakkında sahte haber yaratıyor?

Devletin doğru ve güvenilir bilgi kaynakları yaratmaması durumunda, neler olabileceğine bir örnek ABD'den. Hemen yakınlarda oldu. 2016'dan bu yana Cambridge Analytica isimli firmanın 2016 ABD Başkanlık seçim kampanyasında yarattığı ve mikro hedefleme ile dağıttığı yüzbinler düzeyindeki sahte haberlerle etkilenen seçmenin Trump'ı seçtiği konuşuluyor. Bunu Rusların sahte haber yarattığı iddiaları da takip ediyor[3].

Diğer yandan bilmesek de tahmin ettiğimiz üzere, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi batılı devletlerin bazı devletler aleyhine psikolojik kampanyalar düzenlediği de ortaya çıktı [4].

Hatta CIA'nin Hollywood sinemasını kullandığı da bizzat Amerikalı senatörler tarafından sorgulandı[5].

Yani sahte haber her yerde ve sosyal medya bu konuda sabıkalı ama devletin engelleme yapması yeterli olur mu? Bunu soralım.

Sosyal medya engellenebiliyor mu? Engellenince kullanılmıyor mu?

Ne dedik? Akşam şehit haberi yayılmaya başlandığında, sosyal medya hemen engellendi. İnternet kullanıcıları engellemelere sinirlendi ama kullanmaya devam etti. Çünkü günümüzde çeşitli araçlar var. Dolayısıyla engelleme çok da mümkün değil. İnanmazsanız bakın, İran'da da mümkün değil. 

Biz VPN önerisi yapmayı sevmiyoruz. Çünkü istihbarat örgütleri ve hatta suç örgütleri VPN ile çok gizli görüşmeler (şirketlerde VPN kullanır) yapıldığını keşfettiğinden bu yana bazı VPN şirketlerinin arkasında bu tür organizasyonlar olabiliyor. Biz sadece OPERA ve FIREFOX isimli tarayıcıların içinde VPN uzantısı olduğunu kaydedelim.

Ama ne oldu? Herkes ortaya çıkan bilgilere baştan inanmayarak bakmaya başladı. Çünkü hükümet engelleme yaparak, aslında saklamaya çalıştığı bir şeyler olduğunu itiraf ediyor durumundaydı aynen zaman zaman İran'ın yaptığı gibi [5].

Devletin görevi, sosyal medyayı engellemek değil, vatandaşını doğru bilgilendirecek kanallar oluşturmak ve güvenilir olmaktır.

İfade özgürlüğü ve sosyal medyadan haber alma özgürlüğü mü?

Hepimiz bu olaya insan "ifade özgürlüğü" ya da "haber alma özgürlüğü" tarafından bakıyoruz. Ama biraz farklı yönden de bakalım. Ülkemizdeki durumdan memnun olmayışımız, gözümüzü tamamen ne olup bittiğine kapamamız ve "sadece sosyal medyanın engellenmesine takılmamız" anlamını taşımıyor. Her durumda, ne olup bittiğini tam analiz edebilmemiz lazım.

Ben konuyu 2 arkadaşla tartıştım. Birisi avukat Gökhan Candoğan. Hem çevre, hem de insan/çalışan hakları konusunda çalışan bir hukukçu. Ona hukuk yönünden nasıl baktığını sorduk. Diğer ise Diğer ise gazetecilik söyleşileri ile tanıdığınız Can Türe. Her ikisine bazı sorular sorduk. Bunları yarın yayınlayacağız ama şimdi özetle bakalım ve size de düşünmeniz için fırsat verelim;

Candoğan şunu söylüyor;

"Konu 'haber almak' ama sosyal medya ortamları 'editoryal sorumluluk' almıyor. Bu konu bugün sosyal medya şirketlerinin anavatanı olan ABD'de de tartışılıyor. Dolayısıyla bu olaya yakından bakmak lazım.

Türe ise gazetecilik tarafından bakıyor ve diyor ki:

"Sosyal medya, insanların haber aldıkları mecradan çok paylaşım yaptıkları ortamlar. İnsanların asıl haber kaynağı gazetelerdir. Eğer hukuksal altyapısı sağlam ve insanların güvendiği mecralar olsa, neden sosyal medyayı engellemek gereksin?"

Türe ifade özgürlüğü konusunda ise şunları belirtiyor:

"İfade özgürlüğü, ABD'nin anayasasından, İnsan Hakları Beyannamesine kadar her yerde var ama bana kalırsa 20. Yüzyılda kalmış olması gereken bir ifade. Günümüzde olması gereken ise "Enformasyon Güvenilirliği" ve "Temsil Eşitliği". Yoksa insanlar internet sayesinde her yerde kendilerini ifade edebiliyor. Mesela gidip anonim isimlerle Twitter hesapları açabiliyor. Ya da ırkçı birisi de gidip istediği blogu açıyor ve ne isterse yazıyor, çiziyor".

Bunlar hepimizin düşünmesi gereken kavramlar. Dünya değişti. Gerçi hep "kaos yaratmak" üzerine kurulu ama araçlar yeni. Bizim de bu araçları iyi değerlendirip, "seyirci olmak" yerine "oyun kurucu" olmamız lazım. 

Vatandaş olarak üstümüze düşen

Sosyal medyanın engellenmesinin bir amacının, "kötü haberlerin yayılmasını engellemek" olduğu görülüyor. Ancak olayın diğer bir yönü de, "provokasyonu önlemek" olacaktır. Özellikle "hassas grupların" yaratacağı sorunu engellemek denilebilir.

Peki bizler vatandaş olarak nasıl davranmalıyız. Öncelikle "sorumlu" davranmamız lazım. Çünkü ciddi siyasi olaylar çevremizde. Mevcut yönetimden memnun olmadığımız için "denize düşen yılana sarılır" türü yaklaşım göstermek doğru değil. Çünkü aynı gemideyiz. Dolayısıyla sosyal medyada provokasyonları, sahte haberlerin büyümesine katkıda bulunmamak lazımdır.

Yani sosyal medyanın engellenmesinin uzantısında düşünmemiz gereken asıl konu bu; doğru ve temsil eşitliği olan bilgiyi nereden alırız? Bu haber kaynaklarını biz kendimiz yaratmıyorsak, kim yaratacak?

Konuyu bir yandan Can Türe ile diğer yandan Gökhan Candoğan ile tartışıp, anlamaya çalıştık. "Sosyal medya engellenirse ne oluyor?" ya da "Doğru bilgi kaynakları nasıl oluşur?" sorularını sorduk. Bu tartışmalar hakkında başka makaleler yayınlayacağız. Siz okuyucuların da bunları tartışmaya başlaması ve bu ülkenin devamlılığı açısından, doğru bilgiye ulaşmanın yolunu hep birlikte bulmamız lazım. Kendi aydınlarının, kalıplar dışına çıkarak düşünmesi, analiz etmesi ve tartışması ile.


[1] Savaş Hileleri Strategemler Cilt 1 - Harro Von Senger

[2] Şah'ın Bütün Adamları - Stephen Kinzer

[3] ICO Soruşturması Facebook'un, Cambridge Analytica Veri Skandalındaki Hatalarını Ortaya Koydu

[4] Anonymous ABD ve İngiltere Tarafından Finanse Edilen Bir Psikolojik Kampanyanın Belgelerini Yayınladı

[5] CIA ile Hollywood Arasındaki İlişki Sorgulanıyor !!

[6] Iran Cutting Off Its Internet wasn't Show Strength It was Sign of Panic

Yazarın Diğer Yazıları

Koronavirüs, İspanyol Gribi gibi olur mu? Teknoloji olmasaydı, olabilirdi

Koronavirüs hayatımızın her alanını kaplıyor. Evlere kapandık. Şikayetçiyiz. Ama farkında mısınız, eve kapananlar hayatlarını başka boyutta olsa da yine de halen sürdürebiliyor. Bunun sebebi ise teknoloji

Gülünç 5G-Koronavirüs komplo teorileri

Daha inanılır gibi görülen ve çokça tartışılan bir komplo teorisi ise, Kovid-19'un laboratuvarda üretilmiş olduğu iddiası

Koronavirüs için neden "kriz merkezi" kurularak koordineli çalışma yapılmıyor?

Salgın için bir "kriz merkezi" kurulması gerekmiyor mu? Bu kriz merkezi çalışmasına ilgili devlet kurumlarının yanı sıra, üniversiteler gibi bilim merkezleri, Türk Tabipleri Birliği, Eczacılar Odası, mühendis odaları gibi yetkin meslek odaları, Kızılay, AFAD, AKUT gibi felaket organizasyonları ve vatandaşın ilk temas noktası olan Belediyelerin vs katılması gerekir