26 Şubat 2016

“Senarist, bulmaca tadında oldu"

"Senarist" bugün vizyona giriyor

Bugün vizyona giren, Orkun Eser’in yönetmenliğinde çekilen Türkiye’nin ilk gizem filmi özelliğindeki “Senarist”in oyuncu kadrosunda M. Asım Tuncay Aynur, Mustafa Uzunyılmaz, Dilara Büyükbayraktar, Halis Bayraktaroğlu, Murat Parasayar, Ebru Sarıtaş gibi isimler yer alıyor. Filmin senaristi ve yönetmeni Orkun Eser ve ana karakteri Adem’i canlandıran M.Asım Tuncay Aynur ile buluştuk.

Türkiye’nin ilk gizem filmi sloganıyla yola çıktınız?

Orkun Eser: Gizem unsuru taşıyan filmler var daha önce çekilmiş ama Senarist komple bir gizem filmi. Filmin başlangıcında merak unsuru başlıyor sonuna kadar devam ediyor. Hatta birkaç finalle bitiyor. Gizem üzerine yazılmış tek film. İlk gizem filmi olarak çıkmasına çok da karşı çıkan olmadı. İlk kez gizem filmi kategorisi bizimle başlamış oldu.

Tuncay Aynur: İçinde macerası da var aksiyonu da, politik tarafı da var. Sadece bu ülke için değil dünyanın genel politik anlayışı için de geçerli. Orkun’un söylediği gibi de birkaç final yaşıyormuşsunuz gibi de hissettiriyor. Seyirci izlerken her an bir şey olmasını bekleyecek.

Nasıl bir araya geldiniz?

Tuncay Aynur: Orkun’la tanıştığımızda Konya’da reklam sektöründe çalışan bir kardeşimdi. Hevesinin ve idealinin sinema olduğunu anlattı bana. Ve ben de bir aktör olarak ne kadar destek çıkabilirim diye düşünüp bir parça bu nedenle bu projenin içinde yer aldım. Belli bir bütçeyle geldi, o bütçeden bahsetmeyeyim. Ben de piyasada çok bulunmadığım için rakamlar nerelerde çok bilmiyorum, çünkü devlet tiyatrosunun oyuncusuyum sonuçta. Dedim ki bu bütçeyle bitirebilecek misin? Abi bitireceğiz dedi. Sonra aşağı yukarı o anki bütçenin 6 katında tamamladı. J

Orkun Eser: Evet epey aştık, ben mühendislik okuyordum. İyi ki bırakmışım dedim. Düşünsenize bir de mühendis olduğumu J

Tuncay Aynur: Aksilikler de yaşandı, aralar verildi mecburen. Öyle olunca filmin ortaya çıkması 2 yılı buldu. Ama çok keyifli bir çalışma ortamıydı. İçinde olan biri olarak değdiğini düşünüyorum.

İlk senaryoya başlamadan anlatmak istediğin neydi? Çıkış cümlen neydi?

Orkun Eser: Özellikle psikolojik olaylar ve siyonizmle ilgili epey araştırmam vardı. İlk yazmaya başladığım zaman, insanlar nasıl kandırılıyor, bir kelebek etkisi vardır: küçücük şeylerin büyük sonuçlara sebebiyet verdiği üzerine düşünüyordum. Geri kalanını biraz algoritmik çalıştım, şablonlar çıkardım. Epey matematiksel hesaplar yaptım çünkü filmin karışık olacağı baştan belliydi.

Şunun olması lazım ben Adem olsam durumu şöyle çözerdim dedirtmemek için epey algoritmayla çalıştım. Hikayeyi bir yazar üzerinden yürütüp, filmden spoiler vermeyeyim şimdi ama filmin önemli bir noktasıyla ilgili rüya görmüştüm ve onun üzerinden gittim.

Çocukluk hayalimdi sinema filmi çekmek. fotoğraf makineleri vardı hani kayıt da yapan 640x480. İlk kısa filmimi onunla çekmiştim. Kafaya koymuştum ben bu işi yapacağım diye.  Yaptığım şey dişe dokunsun, insanlara acaba mı? dedirtsin. Benim hayata bakışımı da yansıtsın diyerek senaryoya başladım.

Bu kadar algoritmik hesaplar izleyicinin kafasını karıştırır mı?

Orkun Eser: Biz ilk önce filmi bitirdik. Topladım eşi dostu anlamadılar. J sonra üzerine biraz daha eklemeliyim dedim. Bir daha çektim bir daha izledim az anladılar. Sonra yeni sahneler çektim, mesela giriş sahnesini… İlk senaryodan farklı oldu biraz. O yüzden de hemen bitirelim istemedim. Sonuçta ilk filmim: ne yapmış bu adam derlerse, düğün çekimi yaparım. Bundan sonra ya film çekerim ya düğün J diye düşünüyordum. Şu an izleyenlerin %80-85’i anlıyor. Sadece finalde bir kafaları karışıyor. Şuna şahit oldum çok hoş bir şekilde: izledikten sonra tartışmaya başlıyorlar. Filmden sonra bir düşünme payı oluyor. Bu da benim hoşuma gidiyor; çünkü film bulmaca tadında oldu.

Tuncay Aynur: Amaç da o zaten. Normalde her şeyi anlatan birebir karşılığını koyan bir film değil. Amacımız film gibi film yapmaktı. Burada tabii ki soru işareti olacak, olmalıdır da zaten öbür türlü çok romantik oluyor. Her şeyi anlatırsanız seyirciye bir şey kalmıyor o zaman.

Seyirci filmi izlerken kafasında bir şeyleri yormalı, sorular sormalı ve o sorulara cevap bulmalı ki sanatın özelinde yatan şey bireyi geliştirmektir. Onu da bu tür üretimlerle gerçekleştirirsiniz.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

RTÜK ve korku toplumu

Bülent Ersoy’un iftarlara davet edilip, Onur Yürüyüşü’ne izin verilmediği post apokaliptik dönemlerdeyiz

DARK ile zihnin ve zamanın karanlık dehlizlerinde

Dark'ın yaratıcıları Baran bo Odar ve Jantje Friese ile diziyi konuştuk

Ezel Akay: Gerçek sanat, her zaman politiktir zaten

Ezel Akay, Yiğit Özgür karikatürlerinden uyarlanan “Hunililer” ile tiyatro rejisinde