22 Mart 2016

İstiklal’de, Sur’da değil Dominik’te gerilimli dakikalar

Maç olsaydı maç konuşulacaktı… Olmadı Survivor…

Bomba patlıyor… İlk önlem: Yayın yasağı!

Şehit haberi geliyor… İlk önlem: Yayın yasağı!

Ardından sosyal medyada da olaylara odaklanmak yerine ilk tepki: Yayın yasağına oluyor.

Halbuki artık devir televizyon dediğimiz kitle iletişim aracının ötesinde ama biz ülke olarak hala televizyon çağındayız maalesef.

Hala ülkenin eğitim seviyesiyle doğru orantılı olarak en çok tüketilen kitle iletişim aracı televizyon. Ve need for orientation, yani yönlendirme gereksinimi burada devreye giriyor. Eğitim seviyesiyle doğru orantılı olarak birey görsel araçları daha çok kullanıyor. Bizde de halk, yönlendirme gereksiniminde, çoğunluk dijital çağa ayak uyduramıyor… Az okuyor hala…

Böyle olunca, en ucuz evden çıkmadan hiç para harcamadan, hiç efor sarf etmeden uzaktan kumandasıyla kendine sunulanı alıyor, tüketiyor. Bunun adı da halk bunu istiyor oluyor.

Halk, okumuyor. Okumayan vatandaş bilinçlenmiyor. Bilinçli olan ise dijital çağda, sosyal medyada yavaşlatılan internetin çözümün arıyor. Dünyayı merak ediyor, bakıyor, sorguluyor.

O yüzden hemen yayın yasağı tepkilerini de bir kenara bırakalım, sorunun ana kaynağı bu durum değil çünkü.

İstiklal’de bomba patladığı günün ertesi pazar akşamı, önce derbi seyircisiz oynanacak dendi sonra ertelendi.

Ben de hemen şunu yazdım sosyal medyada:

 “Maç ertelendiğine göre akşam Survivor ile devam edilir.”

Maç olsaydı maç konuşulacaktı… Olmadı Survivor…

Taaa ki yeni bir bomba patladı ya da şehit haberi alana kadar.

Kısa bir süre tepki verilip, Survivor- izdivaç- dizi üçgeni simülasyonu devam edecek…

Zaten kanallar mecburen doğal akışlarına devam ediyor, haber kanalları ise aynı görüntüleri bin kez döndürüp köpürtüp aynı metni okuyor.

Ebru Şallı TV8’de canlı yayında pilates yapmaya devam ediyor:

Nefes al nefes ver piuuuuf!

Nefes al nefes ver piuuuuf

Bir yandan feşın vik devam… Barbaros Şansal tweetlemiş:

Eee Ankara Kızılay’daki patlama sonrası da artık izdivaç programları 1 gün de olsa utanıp yayın yapmadılar, evet 1 gün sadece…

Sonra yine Tarkan fanı atarlı giderli evlenme meraklısı tv kişisi Nevruz taliplerini aramaya son gaz devam etti…. Nevruz’un gerilimi daha çok ilgi çekiyor.

Zaten böyle yönetilmekten memnun olan kesimin çoğunluk olarak izlediği televizyon, tam da kendisine yakışanı sunmuş oluyor.

Bu devirde ise küfesini doldurma telaşında olanlar ise bir güzel reytingini ve küfesini dolduruyor.

Bomba patlasın patlamasın, şehit olsun olmasın televizyonculuk-izleyici düzeni bu genel anlamda.

Sosyal medyada bolca konuşulan şu söz de ülkenin genel gidişatını çok iyi özetliyor:

"Ülkenin doğusu evine giremezken, ülkenin batısı evden çıkamıyor."

Yazarın Diğer Yazıları

Romantik ve apolitik

Çağnur Öztürk Netflix'te yayınlanan "Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü?" filmini yazdı

Mimaroğlu: İki ruh, bir beden, dört intihar

Bu belgesel, son zamanlarda en sevdiğim ve ayrıksı duran belgesellerden biri oldu

Azizler, yalnızlar, parçacıklar… Bırak dağınık kalsınlar…

"Azizler'i izledikten sonra da şunu düşündüm: Acaba televizyona uzun süre üretim yapmak yaratıcılığı öldürüyor mu? Bunun da cevabı evet. Televizyon, Taylan Biraderler'in yaratıcılığını öldürmüş"