16 Ekim 2016

Antalya’da sinema aşkımız depreşiyor

Festival boyunca 7 salonda, 225 seansta, 39 ülkeden 134 filmin izleyiciler ile buluşacak.

‘Bilet yakaladık yakalayamadık, kuyrukta çok bekledik beklemedik’li güzel Filmekimi heyecanını geride bıraktığımız bugün, 53. Uluslararası Antalya Film Festivali başlıyor.

Antalya’nın da programı Adana gibi dopdolu. Ben de bu heyecanla bugün festival açılışına gidiyorum.

Festival boyunca 7 salonda, 225 seansta, 39 ülkeden 134 filmin izleyiciler ile buluşacak.

Adana’dan sonra hepimiz merakla Ulusal Yarışma Bölümü’nün açıklanmasını beklemiştik. Koca Dünya, Babamın Kanatları ve Albüm dışında yarışan diğer 9 film farklı... Üçü de bir diğerinden çok farklı güçlü filmler... Ödülleri de aralarında bölüşmüşlerdi.

Antalya’da ise Albüm ve Babamın Kanatları’nın ödül yarışına; Türkiye prömiyeri yapacak Yeşim Ustaoğlu’nun Tereddüt, Seren Yüce’nin Rüzgarda Salınan Nülüfer ve Gözde Kural’ın Toz filmi eklenir diye tahmin ediyorum.

Toz ve Tereddüt aynı zamanda uluslararası yarışmadalar....

Ayrıca Türkiye Sineması’nın en yeni filmleri yarışma dışı seçkide bir araya geliyor. Bu seçkiler artık her yıl Rengahenk ile karşımızda. Reha Erdem’in hala belleğimden gitmeyen enfes filmi Koca Dünya da özel gösterimiyle bu bölümde.

Bir de ilk filmlerini çekmiş iki kadın yönetmenin filmine dikkat çekmeli. Burçak Üzen’den Beginner, Gülten Taranç’tan Yağmurlarda Yıkansam. Bir kadın yönetmen olarak aynı zamanda, hemcinslerime her zaman desteğim büyük. Keşke sektörde kadınlar daha fazla olabilseler ama yine yerleri sallayarak geliyorlar...

Festivalin en önemli bölümü ise 15 Temmuz gecesi darbe girişimi üzerine bu konuda yapılmış en çarpıcı filmlerden yedisini bir araya getiren bir seçkinin de "Güneş Tutulması" başlığı altında toplanmış olması. O gece Türkiye’nin kaderini değiştiren Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir'in hikayesini anlatan Mesut Gengeç ve Bülent Günal imzalı “Ben, Ömer” mutlaka izlenmeli.

Uluslararası Yarışma’da Gürcistan’dan Fransa’ya, Türkiye’den Polonya’ya dünya sinemasından özel filmler var. Gösterimde ise Sieranevada, Toni Erdmann, Paterson, Aquarius, Manchester by the Sea, A. Kiarostami ile M. Scorsese Marakeş’te, Between Sea and Land ve Kabakçığın Hayatı kaçırılmamalı.

Sonuçta her filmi yakalamamız da mümkün değil...

Ama tek gerçek; yine sinema, aşk ve oksijen dolacağız...

Festivali Direktörü Elif Dağdeviren ve ekibi, üç yıldır sinema aşkı için ciddi bir çaba harcıyorlar. Kimse bu çabayı ve katkıyı yadsımamalı bence...

 

Yazarın Diğer Yazıları

Mimaroğlu: İki ruh, bir beden, dört intihar

Bu belgesel, son zamanlarda en sevdiğim ve ayrıksı duran belgesellerden biri oldu

Azizler, yalnızlar, parçacıklar… Bırak dağınık kalsınlar…

"Azizler'i izledikten sonra da şunu düşündüm: Acaba televizyona uzun süre üretim yapmak yaratıcılığı öldürüyor mu? Bunun da cevabı evet. Televizyon, Taylan Biraderler'in yaratıcılığını öldürmüş"

Dijital: Öldüren eğlence mi?

Dijital olan da seçtiğimize değil maruz kaldığımıza dönüştü