15 Şubat 2022

"Bana hindi deme!"

Şimdi diyeceksiniz, yazdıkça saçmalıyorsun. Olay saçma ben ne yapayım

Türk ve dünya basınının manşetlerinde olası bir Rusya - Ukrayna savaşı var. 

Bu haberlerden bunalıp, farklı haberlere bakmak isteyenler dün BBC'de Türklerin ülkelerine "hindi" değil, Türkiye denmesini istediklerine dair bir haber okudular.

Tabii Türklerin deyip genellememek lazım. Şu anda toplumun en önemli meselesinin bu olduğunu sanmıyorum. Büyük bir çoğunluk ev ve işyerindeki yangınla meşgul. 

Toplumdan kopup kendi komplekslerine mahkûm olmuş bir zihniyetin gereksiz, yersiz hezeyanlarıyla karşı karşıyayız.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm memurları, yurt dışı ile yaptıkları yabancı dildeki tüm resmi yazışmalarda ve temaslarda Türkiye kelimesini kullanmaya başladılar. Yurt dışındaki temsilciliklere talimat üzerine talimat yağıyor. Aman ha "her yerde Türkiye" kullanacaksınız diye.

Sayın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bakanlıkta AKP komiseri olarak görülen Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Türk dış politikasının bu en önemli meselesini canıgönülden sahiplenmiş görünüyor.

Ben de daha önce yazmıştım. BBC'nin haberinde de belirtilmiş. Yakında Birleşmiş Milletler'e resmen başvuru yapılacak.

Kafamda evirip çeviriyorum. Başvuruda ne denir; konu nasıl gündeme getirilebilir diye.

Aklıma gelen senaryo şöyle:

İletişim Başkanlığı büyüktür Dışişleri Bakanlığı

…Sayın BM Genel Sekreteri

- Buyurun? Başımda bin türlü iş var, malumunuz ABD - Rusya savaşı çıkmasın diye mesai harcıyorum?

…Bir maruzatımız olacaktı.

- Sadece bir mi? Rusya-Ukrayna krizi, Türkiye- Ermenistan yakınlaşması, Türk - Yunan sınırında göç trajedisi, Afganistan'da sefalet krizi, Suriye'de bitmek bilmeyen sivil savaş, Bosna - Hersek'te tansiyonun düşürülmesi için oynayabileceğiniz rol? Sizin gibi bir ülkeyle konuşulacak konu çok. Hangi birini konuşacaktık?

...İsim ve cinsiyet değişikliği talebimiz var.

- Ney?

…Şöyle ifade edeyim. Şimdi dünya beşten büyüktür

- Anladık, yine mi aynı nakarat.

…Biz de büyüklük kavramları önemlidir. Şöyle ki, İletişim Başkanlığı büyüktür, Dışişleri Bakanlığı.

- Yani

…Yani emir büyük yerden. Zaten Sayın Bakan'ın görevden alınacağına dair dedikodular ayyuka çıkmış.

-E e

…Ülkemizin itibarını yurt dışında arttırmak için somut bir şey yapamıyoruz. Ve fakat halkımız uluslararası alanda başarıdan başarıya koşma beklentisi içinde.

Bu bağlamda; ülkemize İngilizce Hindi anlamına gelen Turkey denmesinin, 

1) ülkemizin küresel ve bölgesel alanda oynadığı rolle bağdaşmadığı, (Aslan, kaplan denseydi bir derece)

2) Adriatikten Çin seddine her 30 kilometrede bir Türkçe konuşan birine denk gelinmesi gerçekliğinden hareketle, İngilizce ve Fransızcanın diplomatik dil üstünlüğüne karşı başlattığımız başkaldırı üzere, ülkemizin bundan böyle Türkiye olarak anılması… 

- Bazı dillerde ü harfi yok; bunu düşündünüz mü? Nasıl yazılacak? Turkiye mi Türkiye mi?

…Turkiye değil, Türkiye olmasında ısrarcıyız. Üzerindeki iki noktanın ağırlığı nedeniyle Ü, U'dan büyüktür. Dış politikamızın temel ilkesi de ayrıca dünyada sesi çıkmayanların sesi olmak, bu meyanda, alfabedeki sessiz harflerin sesli harfler üzerindeki üstünlüğüne son vermek, sesli harflerin de sesi olmak istiyoruz.

- Cinsiyet değişikliği kel alaka.

Şimdi pek çok dilde Türkiye için dişi ekleri kullanılıyor. La Turquie, La Turquia. Rusça da da öyle. Türkiye'mizin dişi olarak tanımlanması, milli değerlerimizle örtüşmüyor. 

Tınaz Titiz'den "farz edin ki hindiyiz"

Şimdi diyeceksiniz, yazdıkça saçmalıyorsun. Olay saçma ben ne yapayım.

Üzülüyorum. Hicap duyuyorum. Mesele komik değil; trajik. Maalesef manalı bir şey yazamadım.

Konu hakkında başka bir görüş isterseniz eski Turizm Bakanları'ndan Tınaz Titiz'in yazılarına bakabilirsiniz. Kendisi  zaman zaman gündeme gelen bu konu hakkında "Farzedin ki Hindiyiz" diye bir kitap da yazmış.

Konuyla ilgili bir yazısını paylaşıyorum:

https://tinaztitiz.com/2014/08/27/hindi-olsak-nolur/

Yazarın Diğer Yazıları

CHP'ye en az güven duyulan konu dış politika

Reform Enstitüsü'nün yaptığı araştırmaya göre mülteciler sorununu CHP, AK Parti'den daya iyi yönetir diyenler çoğunlukta iken, dış politikayı AK Parti daha iyi yönetir diyenlerin oranı CHP daha iyi yönetir diyenlerden daha fazla. Burada çelişkili bir durum var. Mülteci sorununun temelinde AK Parti'nin hatalı dış politikası var. Üstelik bu sorunun çözümü mahir bir dış politikadan geçiyor

“Türk elçiyle Türkçe konuşmazsam başımı kessinler”

Reformcu kimliğiyle cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Azeri Türkü Pezeşkiyan’ın göreve gelmesi, Türk-İran ilişkilerinde görece bir avantaj yaratabilse de bu avantajı büyütmemek gerekiyor. Zira her şeyden önce özellikle dış politikadaki kritik konularda ipler dini rehberin elinde. Pezeşkiyan Türk-İran rekabetinin arttığı bir dönemde göreve geliyor

Fidan, Türkiye'nin çarpık vize politikasına el attı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Türkiye'nin suistimale açık vize rejimine el attığı söyleniyor. Selefi Mevlüt Çavuşoğlu döneminde vize verilmesinde aracı kurumların devreye sokulması gevşek bir vize sistemi pratiğine neden oldu. Afganistan, Orta Asya ve Afrika'dan pek çok kişiye çok kolaylıkla vize verildi. Batı'ya geçmeden Türkiye'yi son durak olarak gören bu ekonomik göçmenlerin varlığı toplumdaki rahatsızlığı arttırıyor. Öte yandan vize gelirlerine dair şeffaflığın arttırılması için de Dışişleri Teşkilatı'nı Güçlendirme Vakfı'nın kurulduğu belirtiliyor. Ancak vize rejiminin sıkılaşması Afrika ülkelerini huzursuz etmeye başlamış