Gündem

Zirve Yayınevi ve Santoro cinayetinin kesişme noktası

Gazeteci İsmail Saymaz’ın Zirve Yayınevi Cinayeti’ni ve misyonerlere yönelik saldırıları konu alan...

10 Ekim 2011 03:00

T24 - Gazeteci İsmail Saymaz’ın Zirve Yayınevi Cinayeti’ni ve misyonerlere yönelik saldırıları konu alan “Nefret / Malatya: Bir Milli Mutabakat Cinayeti” isimli kitabı çıktı. Saymaz’ın kitapta yer verdiği belgelere göre; Trabzon’da Katolik Rahip Santoro’dan 16 gün önce bir Protestan din adamı olan Carl Magnus Stefan Persson’un da, ‘Kuvayi Milliyeciler’ imzalı notla tehdit edildiği, faillerin bulunmadığı ortaya çıktı. Zira Persson, emniyetin ‘şüpheli’ bulduğu isimler arasındaydı. Çünkü Santoro ile Persson’un ortak noktası şuydu: Trabzon Emniyeti, Santoro’yu öldürüldüğü günlerde ‘Pontusçu’ diye dinliyordu. Ve polis, Persson’u Santoro’nun ‘suç ortağı’ gösteriyordu. Trabzon Emniyeti’nin, bu gayretinde tek olmadığı da anlaşıldı. ‘Ergenekon’ soruşturması geçiren Malatya Jandarması’nın evraklarında da Persson, ‘Pontusçu’ sayılıyor.



Malatya’da, 18 Nisan 2007’de meydana gelen; Necati Aydın, Uğur Yüksel ve Tilmann Geske isimli üç Protestan’ın beş saldırgan tarafından boğazlanarak öldürüldüğü Zirve Yayınevi Cinayeti ile ilgili ilk araştırma kitabı yayınlandı. Gazeteci İsmail Saymaz’ın kaleme aldığı, “Nefret / Malatya: Bir Milli Mutabakat Cinayeti” isimli kitap Kalkedon Yayınları’nca piyasaya sunuldu. Kitap; yalnızca Zirve Cinayeti’ni değil, 2000 yılından beri misyonerlerin devlet ve güvenlik kuruluşları tarafından nasıl ‘ulusal tehdit’ nitelendirmesine tabi tutulduğunu, bütün resmi ve sivil şiddet vakalarını konu alıyor.

Kitapta, Rahip Santoro Cinayeti’ne ilişkin yer verilen yeni delillere göre; Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Santoro'nun cep telefonu, öldürüldüğü 5 Şubat 2006'dan üç ay önce Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nün talebi ve Erzurum Özel Yetkili 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin da onayı üzerine 8 Kasım 2005'ten itibaren üç ay süreyle dinlemeye alınmıştı. Santoro, dinlemenin bitiminde üç gün kala Oğuzhan Akdin tarafından öldürülmüştü.


Gerekçe: Pontuşçu!

Cinayetten sonra Santoro'nun, Katolik inancıyla alakası olmayan 'Postusçuluk' savıyla dinlediği anlaşılmıştı. O dönemin Trabzon Terörle Mücadele Şube Müdür Vekili Hasan Durmuşoğlu'nun imzasını taşıyan 8 Kasım 2005 tarihli dilekçede, Katolik olduğu bilindiği halde Rahip Santoro hakkındaki dinleme formunun 'Örgütü/Faaliyet Alanı' kısmına 'Pontusçuluk' yazılıp şöyle denilmişti:

"Doğu Karadenizde Pontus adı altında bölücü faaliyetler yürütüldüğü bilinmekte olup Pontus hayalini gerçekleştirmek isteyen şahısların Trabzon başta olmak üzere ülkemizin özellikle dini yönü ve maddi durumu zayıf vatandaşlarımızın bu zaaflarından yararlanarak Pontus faaliyetlerinin içerisine çekmeye çalıştıkları gözlenmektedir. Bu doğrultuda Andrea Silvio Santoro isimli şahsın bu tür faaliyetlerin içerisinde olduğu, yaklaşık 4 yıldır ülkemizde olduğu, 2003 yılı içerisinde Karadeniz'deki Pontusçuluk faaliyetlerini organize etmek, oluşuma eleman kazandırmak, gerekli maddi finansmanı sağlamak ve sorumlu düzeyde faaliyet göstermek amacı ile Trabzon'a geldiği, ilimizde Pontus faaliyeti içerisinde olan şahıslardan, Yunanistan'da eğitim görmüş ve aynı ülkedeki Rum-Pontus Dernekleri ile irtibatlı olan Y.T., yine ilimizde aynı faaliyet içerisinde olan Carl Magnus Stefan Persson ve Kerim Bozkurt isimli şahsın da bu şahısların yanında yer aldığı tespit edilmiştir."


Protestanlar da takipteymiş

Emniyet evrakında, Santoro'nun, 'Pontusçuluk' faaliyetinde ilişki halinde olduğu ileri sürülen üç isimden ikisinin, İsveç kökenli Carl Magnus Stefan Persson ile Doktor Kerim Bozkurt da, 'Pontusçu' değil, Protestan inancından oldukları ortaya çıktı. Bu iki ismin inançlarının doğası gereği, tıpkı Rahip Santoro gibi, 'Pontusçuluk' ile bir ilgisi bulunmuyor. Polis tarafından izlendikleri anlaşılan iki Protestan'ın telefonlarının dinlenip dinlenmediği ise şimdilik bilinmiyor.

Trabzon Emniyetinin evrakında adı geçen Carl Magnus Stefan Persson ve Kerim Bozkurt, Zirve Yayınevi Cinayeti Dava Dosyası'nda da ilginç bir biçimde anılıyor. Yayınevine ait özel yazışmalardan birinde, Mayıs 2005'te Trabzon'a İncil dağıtmak üzere giden iki Protestan'ın Doktor Kerim Bozkurt'la görüştükleri anlaşılıyor. Notlarda 'Kerim Kardeş' diye geçen Kerim Bozkurt, bu görüşmede endişelerini aktarmış, Persson ise görüşmeyi bile kabul etmemişti.


İmza: Kuvayi Milliyeciler

Bu iki isimden, İsveç asıllı bir din adamı olan 48 yaşındaki Carl Magnus Stefan Persson’un, Santoro öldürülmeden 16 gün önce, 20 Ocak 2006’da, park halindeki 61 MA 056 plakalı otomobilinin aracın ön camında bırakılan bir notla tehdit edildiği ortaya çıktı. Notta şunlar yazıyordu:

“Eşini ve çocuklarını seviyorsan Trabzon’u terk et. Bizden söylemesi, şu an için uyarı görevimizi yapıyoruz. Eğer uyarı görevimizi dikkate almaz isen, biz gerekeni ülkemiz adına yerine getireceğiz. Bundan hiç kuşkun olmasın! Çünkü otuz kupona alınmadı bu vatan. Biz Atatürk’ün yolunda giden gençler olarak ant içtik. KUVAYI MİLLİYECİLER.”  

Carl Magnus Stefan Persson, aynı gün Trabzon Başsavcılığı’na şikâyet dilekçesi verdi. Ne var ki savcılık ve polis, kılını bile kıpırdatmadı. Bu tehditten 16 gün sonra ise Rahip Santoro, kilisesinde kurşunlanarak öldürüldü.


İddia: Malatya’da sahte evrakta geçiyor

Öte yandan, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Zirve Yayınevi Cinayeti’ne ilişkin yürütülen ‘Ergenekon’ soruşturması kapsamında Malatya Jandarma Komutanlığı’nın da Trabzon’da yaşayan Carl Magnus Stefan Persson’a odaklandığı belirlendi. Bu dosyada, Gizli Tanık Deniz Uygar’ın iddiasına göre; jandarmada yapılan ‘misyonerlik’ konulu toplantılarda, “Magnus isimli misyonerin, Santoro Cinayetine zemin hazırlamak için Trabzon’a yerleştiği, Santoro Cinayeti’nin muhafazakârlarca işlendiği, Magnus’un Gülen Cemaati ile ilişkili olduğu” şeklinde gerçek dışı evrak hazırlandı.


SP'li Aykan dört yıl önce sormuştu


Trabzon polisinin yalnızca Rahip Santoro'yu değil, iki Protestan'ı da Pontusçu diye mercek altına aldığı ve muhtemelen takip ettiği anlaşılıyor. Aslında bu iddia, 26 Aralık 2001'de dönemin Saadet Partisi Trabzon Milletvekili Asım Aykan tarafından TBMM gündemine taşınmıştı. Aykan, soru önergesinde, "Pontusçuluk faaliyetinin misyoner faaliyetleri ile irtibatı nedir?" diye sormuştu. Dönemin İçleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen ise verdiği yanıtta, "Pontusçuluk ile misyonerlik arasında bağ bulunmadığını" belirtmişti. İçişleri Bakanlığı'nın 2001 yılında "Aralarında bağ bulunmuyor" dediği iki suçlama, öyle anlaşılıyor ki, dört yıl sonra bile aynı bakanlığa bağlı Trabzon Emniyet Müdürlüğü tarafından 'takip konusu' yapılıyordu.

ETİKETLER

haber