Dünya
Deutsche Welle

Yorum: Almanya değişti

Mülteci krizi Almanya’yı böldü. ‘Başarırız’ diyenler kadar Merkel’in mülteci politikasına karşı olanlar da var. Verica Spasovska’ya göre, mültecilere sınırların açılmasının üzerinden geçen bir yıl Almanya’yı değiştirdi.

02 Eylül 2016 11:27


Almanya bu yıl önemli değişiklikler geçirdi. Kötü gelişmeler arasında Almanya'da ırkçılığın artması da bulunuyor. Mülteci akınından önce taraftar kaybeden sağ popülist Almanya İçin Alternatif (AfD) Partisi, mülteci sayısının artmasının halkı endişelendirmesinden kârlı çıktı. Son anketler bu partinin Almanya genelindeki oy oranının yüzde 15'i bulduğunu gösteriyor. AfD son genel seçimde yüzde 5'lik oy barajına takılmış ve milletvekili çıkaramamıştı. Ama Almanya değişti. Yabancı düşmanlığı artık oya dönüştürülebiliyor.

Bu gelişmeyi Avrupa genelinde ele almakta da yarar var. Fransa ve Bulgaristan'da sağ popülistlerin oy oranı yüzde 20'yi aşıyor. Polonya ve Macaristan ise sağ popülistler tarafından yönetiliyor. Büyük Britanya'nın Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma kararı almasına yabancı düşmanı UKIP partisi önayak oldu. Katı milliyetçi Doğu Avrupa ülkelerine kıyasla Almanya'nnın siyasi yelpazenin merkezindeki yerini ve istikrarını koruduğu söylenebilir.

Almanların Başbakan Angela Merkel karşısındaki tutumları da değişti. Merkel'in sempati değerleri sürekli düşüyor. Çoğu Alman mülteci politikasından memnun değil. Ancak anketler koalisyon hükümetinin büyük ortağı Birlik partilerinin oy oranını koruduğunu da gösteriyor. Başbakan yurt dışında büyük itibar görüyor. Çoğu AB ülkesinde Merkel'in izlediği mülteci politikası beğenilmese de Almanya Başbakanı'nın örneğin Britanya'nın ayrılmasından sonra AB'nin izleyeceği politikalarla ilgili sözleri ağırlık taşıyor. Başkan Obama mültecilere gösterdiği insani yaklaşımından dolayı Merkel'i övüyor. Obama, ‘Almanya'nın tarihin doğru yakasında' olduğunu söylemişti. Sözlerini fiiliyata döküp, darlık içindeki insanlara ülkesinin kapılarını açtığı için Merkel Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde de takdir topluyor.

Almanların mültecilere bakışı değişti. İlk aylardaki yardımseverlik yerini endişeye bıraktı. Taciz eylemleri ve terör saldırıları yüzünden Almanlar İslamcı terörden korkmaya başladılar. Saldırganların 2015'ten önce Almanya'ya gelmiş olmaları ve yılbaşı gecesi kadınları taciz eden yabancıların çok azının mülteci olması iltica ile terör tehlikesi arasında kurulan bağlantı üzerinde etkili olmadı.

İslamcıların mülteci akınından yararlanıp Almanya'ya sızdıkları da kesinlik kazandı. Ancak sınırlar açılmasaydı muhtaç durumdaki yüz binlerce insana yardım edilemeyecekti.

Güvensizliğin artmasına rağmen geçen yıldan beri devam eden yardımseverliği hissetmek de mümkün. Almanlar ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlar. Çocuk mültecilere Almanca öğretiyor, tek başına Almanya'ya gelen çocuklarlı barındırıyor ve mültecilere iş bulmada yardımcı oluyorlar. Binlerce Alman'ın gönüllü olarak yardım çalışmalarına katılması sayesinde ilticanın organizasyonu kolaylaştı. Almanya'daki hiçbir mülteci geceyi sokakta geçirmek zorunda kalmadı. Mültecilerin büyük bölümü eskisinden çok daha iyi şartlarda yaşıyor. Muhtaç durumdaki insanlara gösterdikleri yakınlık Almanlar için gurur vesilesidir.

Ancak asıl sorunların bundan sonra ortaya çıkacağı da bir gerçek. Büyüklere iş, çocuklara ise okul bulmak gerektiğinden, mülteci kabul eden Alman toplumuna entegrasyonu başarma görevi düşüyor. Büyük mali kaynak gerektiren bu uğraş toplumda sosyal barışını tehdit edebilecek kıskançlığa yol açıyor.

Mülteci krizi aynı zamanda kendi değerler topluluğunu eskiye nazaran daha fazla özgüvenle temsil etme fırsatını da yaratıyor. Almanya'da kalacak olan her mülteci Almanca öğrenmek, hürriyetçi demokrat toplum nizamına saygılı olmak, Anayasayı kutsal kitaplardan üstün tutmak ve kadın erkek eşitliğini kabul etmek zorundadır. Yasa ihlallerine göz yumulmamalı, suç işleyen yabancılar daha çabuk sınır dışı edilmelidir.

Mülteci krizinin Almanları rehavetten söküp aldığı ve onlardan çok şey beklediği doğrudur. Mülteci akını sorunlar kadar fırsatlara da yol açmıştır. Mültecilere toplumun bireyleri olarak kabul edildikleri hissi kazandırılabilirse, kültürel çeşitliğin sunduğu zenginlik değerlendirilebilir ve onlar da topluma olumlu katkıda bulunurlar. Mültecilerin ülkelerine gönderdikleri para Almanya'nın kalkınma yardımlarını geçti. İltica problem olarak algılanmayıp etkilerli gerçekçi bir şekilde değerlendirilir ve sıkıntıdaki insanlarla dayanışmanın toplumu güçlendireceği idrak edilirse, geriye bakıp, ‘Almanya'nın değişmesi iyi oldu' diyebileceğiz.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle