Gündem
BBC Türkçe

Yeşil sahaların başörtülü kadınları: "Tüm eleştirilere rağmen mücadele ettik"

18 Mayıs 2021 12:36

Fundanur Öztürk

Buhra Yurdakul, Türkiye'nin ilk başörtülü kadın hakemi olarak 2014 yılında sahaya çıktığında henüz 20 yaşındaydı. Yurdakul'dan 7 yıl sonra Cevher Erdem, ilk defa başörtülü bir spor kulübü başkanı olarak takımı Adıyaman 1954 Spor Kulübü'nü bir üst lige taşıdı.

Buhra Yurdakul, Afyonkarahisar'da üniversite okurken İl Hakem Kurulu'nun açtığı kursa katılarak eğitimini tamamladı ancak başörtülü olarak sahaya çıkabilmek için UEFA'dan izin alması gerekiyordu.

1 yıl süren bekleyişin ardından UEFA'nın başörtülü kadınların hakem olabileceğine hükmeden kararıyla birlikte Yurdakul, başörtüsüyle ilk kez maça çıktığı anı, "Çok güçlü hissediyordum. Sonunda o zaferi kazanmış ve maça çıkmıştım" şeklinde tarif ediyor.

Yurdakul'un ardından Türkiye'de sadece futbolda değil, diğer spor dallarında da başörtülü kadın hakemler görev yapmaya başladı.

Yurdakul'un sahaya çıkmasından yedi yıl sonra, bu kez Türkiye'de ilk defa bir başörtülü kadın spor kulübü başkanı, profesyonel futbol liglerinde takımını şampiyonlukla bir üst lige taşıyan ilk başkan oldu.

31 yaşındaki Cevher Erdem'in yönetimindeki Adıyaman 1954 Spor Kulübü bu sezon, 3. Lig'den TFF 2. Lig'e yükselerek 15 yıl aradan sonra şampiyonluk olarak bir üst lige yükselmiş oldu.

Kulüp başkanlığının sadece ilk yılındayken bu başarıya ulaşan Erdem, takımıyla birlikte yeşil sahada çektirdiği şampiyonluk fotoğrafında, oldukça şık bir siyah tesettür ve topuklu ayakkabı giymeyi tercih etti.

Ancak bu seçimi nedeniyle bazı eleştirilere maruz kaldı:

"Bir kadın erkeklerin yaptığı bir işi yapınca toplum tarafından hemen 'erkek gibi kadın' yaftalaması yapılır. Ben de sırf bu yüzden, 'erkek gibi kadın' değil, 'kadın gibi kadın' desinler diye özellikle topuklu ayakkabı giydim."

"Fakat o fotoğrafa hep, 'keşke topuklu giymeseydin' şeklinde yorumlar aldım. Halbuki ben orada bilerek 'yeşil sahada bir kadını' simgelemek istemiştim."

BBC Türkçe'ye konuşan bu iki başarılı kadın, Türkiye'de oldukça "erkek sporu" olarak bilinen futbolda muhafazakâr bir kadın olarak var olma tecrübesini anlattı.

'Neden voleybol hakemi olmak istemiyorsun?'

Yurdakul, başörtülü bir kadın olarak futbola duyduğu ilginin ve hakem olma arzusunun çoğunlukla yadırgandığını çünkü futbol hakemliğinin başörtülü kadın arasında çok da "yaygın bir istek" olmadığını söylüyor.

Ancak dini inancı ve futbol hakemliği arasında "birbiriyle çelişen" bir durum olmadığını söyleyen Yurdakul, kendi içinde hiçbir tereddüt yaşamadığını anlatıyor:

"Voleybola 'kız sporu' olarak bakıldığı için bana, 'Ne işin var futbolda, neden voleybol hakemi olmak istemiyorsun' diyenler oldu. Ben de onlara futbola olan ilgimi anlatıyordum."

"Din başka bir şey, futbol hakemliği başka bir şey. Sonuçta ikisini bir arada yürütebiliyoruz. Ben kendimden ve başarabileceğimden emin olduğum için hiç tereddüt etmedim."

Yeşil sahada baş örtüsü mücadelesi verirken maruz kaldığı cinsiyetçi tutumlara ise aldırış etmediğini ifade ediyor:

"Türkiye'de kadın olmak çok zorken, bir de kadın ve başörtülü bir futbol hakemi olmak çok daha zor. Sahaya çıktığınızda kadın futboldan anlamaz, kadın hakem maçı yönetemez anlayışı hâkim olduğu için, kadın hakem olmak zaten 1-0 mağlup başlamak demek."

"Hakemliğime karşı çıkanlar, 'Bu iş erkek işi, sen kenarda dur da biz yükselelim' diyen erkek hakemler oldu. Kendilerine rakip olarak gördüler ama ben kenarda durmadım. Eğer yılsaydım, belki Türkiye'de hala başörtülü bir kadın hakem olmayabilirdi."

Önüne çıkan engellere değil, sadece işine odaklandığını söyleyen Yurdakul, "Ben bu süreçte başörtümü çıkarmayı hiç düşünmedim. Zaten bunun için savaş vermiştim. Eğer çıkarsaydım benim için bir anlamı kalmazdı" diyor.

Cevher Erdem: Ticaret hayatından spor kulübü başkanlığına

Türkiye'de profesyonel futbol liglerinde sadece iki kadın kulüp başkanı bulunuyor: Kayserispor Kulübü Başkanı Berna Gözbaşı ve Adıyaman 1954 Spor Kulübü Başkanı Cevher Erdem.

7 yıldır ticaretle uğraşan Erdem'in futbolla ilişkisi, şirketinin Adıyaman 1954'e forma sponsoru olmasıyla başladı.

Erdem iki yıl içerisinde ilk önce kulübün yönetim kurulu üyeliğine girdi; ardından ikinci başkan, en son kulüp başkanı oldu.

Hiç planda yokken kendisini bir anda kulüp başkanı olarak bulduğunu anlatan Erdem, hikayesini şöyle anlatıyor:

"Göreve geldiğim ilk sene, takımı Bölgesel Amatör Lig 4. Grup'tan 3. Lig'e çıkardık. İlk yıl yönetimde alınan kararlara çok fazla müdahale etmemiştim ama aradan bir sene geçip tecrübe kazandıktan sonra, alınan kararlara son derece muhalif olmaya başladım."

"Yeni sezonun kadro yapılanması sırasında koronavirüs geçirdim. Bir yandan ölecek miyim kalacak mıyım diye düşünürken, bir yandan da hasta yatağımdan yeni kadroya müdahale ediyordum. Takımın başına getirilmek istenen bir teknik direktör konusunda fikir ayrılığı yaşıyorduk. Ben, 'Hayır, o hoca Adıyaman'a gitmeyecek' diyordum, çünkü geçmişine baktığımda başarı endeksli biri olmadığını görüyordum."

Erdem, yönetim içerisinde bu fikir ayrılıkları sürerken, bir gün eski kulüp başkanı Sait Aybak'ın basın toplantısında görevi kendisine devretmesiyle başkanlık koltuğuna oturduğunu anlatıyor:

"Sait Başkan bir basın toplantısında, 'bu kulübe en çok kafa yoran Cevher Başkan'dır' diyerek, kulübü emanet edeceği tek kişinin ben olacağımı söyledi ve başkanlığı bana devrettiğini açıkladı."

'Bir kadının peşinden mi gideceksiniz?'

Ancak Erdem'in yöneticiliği, takdir gördüğü kadar cinsiyetçi eleştirilerin de hedefi oldu.

Erdem, kulüp adına aldığı kararların diğer idareciler tarafından genellikle kabul gördüğünü ancak yönetimindeki erkeklerin sıklıkla toplum baskına maruz kaldığını şöyle anlatıyor:

"Kulübe dışarıdan müdahale etmek isteyerek, benim yönetimimdeki erkeklere 'Bir kadının peşinden mi gideceksiniz? Neden bir kadının yönetimindesiniz?' şeklinde yaftalamalar geliyordu. Ama ben bunları ciddiye almadım. Çünkü kendilerini çağırsam koşa koşa gelirlerdi."

Erdem'in karşı karşıya kaldığı ayrımcılık, sadece yöneticiliğiyle ilgili olmadı.

Sosyal medyada fotoğrafını izinsiz bir şekilde kullanan art niyetli kişilerin yazdığı birkaç yorum şu şekilde;

"Seni orada ne işi var? Git evine hamur aç.", "Kadın halinde orada ne işin var?", "Bir de başörtüsü takmış… O kadar erkeğin içinde…"

Erdem ise bu yorumlarla ilgili olarak, "Bu paylaşımları aileniz, eşiniz dostunuz görüyor. Neden senin hakkında böyle şeyler söylüyorlar diye soruyorlar. Ama bu benim hayatım, kimseyi ilgilendirmez. O yüzden ben bunları hiç takmıyorum, çok daha ciddi işlerimiz var" diyor.

Son 10 yılda kadın hakem sayısı arttı

BBC Türkçe'nin Türkiye Futbol Federasyonu'ndan edindiği bilgiye göre, 2011 yılında klasman kadın hakem sayısı 33 iken 2021 yılında klasman kadın hakem sayısı 128'e yükseldi.

2021 yılı itibarıyla ise kadın hakem sayısı 421.

Son 10 yılda hem illerde hem de klasmandaki kadın hakem sayısı ciddi bir artış gösterse de bu sayı hala erkek hakemlere kıyasla çok düşük.

Yurdakul, bunun en önemli sebebinin kadın futboluna yeteri kadar değer verilmemesi olduğunu düşünüyor ve kadın futbolu gelişirse bununla paralel olarak kadın hakemliğinin de gelişeceğine inanıyor:

"Kız çocukları 'elinin ekmeğiyle erkek işini karışma' diyerek büyütülüyor. Erkekler topla, kızlar bebekleriyle oynar deniliyor. Belki de bu yüzden içinde futbol aşkı olan kız çocukları kendilerini geri çekiyor. Kadınlar daha küçük yaşlardan itibaren erkeklerle aynı şartlarda büyüse kesinlikle daha fazla kadın futbolcu çıkar."

Erdem'e göre ise 'Futbol erkek işidir' önermesi asla doğru değil:

"Futbol yürek ve mücadele işi. Ne yönetim kadrosu ne de oyuncular açısında kadını erkeği yok. Mesela ben takıma Ronaldo, Messi'yi değil, gerçekten yüreğiyle orada oynayabilecek oyuncuyu alırım."

'Toplumsal bir engeli aşmış olduk'

Yurdakul'un ve Erdem'in hikayesi, futbolda kariyer yapmak isteyen başka kadınlar açısından hem ilham verici hem de yol gösterici bir nitelik taşıyor.

Adıyaman 1954 Spor Kulübü'nü şampiyonlukla bir üst lige taşımasının ardından, çok fazla kadının kendisine ulaştığını söyleyen Erdem, "Başı açık ya da kapalı olsun tüm kadınlardan, 'meğer yapılabiliyormuş' ve 'bizim de önümüzü açtın diyen mesajlar aldım. Bu açıdan toplumsal bir engeli aştığımıza inanıyorum" diyor.

Yurdakul ise "Benden sonra diğer branşlarda da başörtülü kadın hakemlerin önü açıldı" diyor:

"İlk maçıma çıktıktan sonra özellikle başörtülü kadınlardan çok fazla mesaj aldım. Birçoğu hakem olmak istediğini ya da bulunduğu şehirde ilk başörtülü hakem olduğunu söylüyordu. Şu anda Türkiye'de başörtülü basketbol hakemi ve voleybol hakemi de var. Sporcular da artık rahatlıkla maçlara baş örtüsüyle çıkabiliyor."

"Benim ilk başörtülü hakem olduğum dönemde aynı zamanda artık devlet kurumlarında da baş örtüsü serbest olmaya başladı. Başörtülü polisler, memurlar göreve başladı. Bir yandan da devletin önünü açmış olabilirim."

'Asla pes etmedim'

Her iki kadın da başarıya giden yolun, eleştirilere kulak asmamak ve pes etmemekten geçtiğini anlatıyor.

Yurdakul, kendisiyle birlikte aynı dönem hakemlik kursuna başvuran diğer beş kadının baş örtülü olmağı için maçlara çıkabildiğini söyleyerek, "Sırf başörtülü olduğum diğer arkadaşlarımdan farklı olarak izin beklemek zorundaydım" diyerek yine de yılmadığını söylüyor.

Erdem ise "Ben hiçbir zaman kendimi bir kalıba sokmadım ve beni bir kalıba sokmak isteyenlerin eleştirilerini dikkate almadım" diyor.

Şu sıralar yüksek lisans eğitimine öncelik vermek istediği için hakemliğe ara veren Yurdakul, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'nde İşletme Bölümü'nde yüksek lisans yapıyor ve aynı zamanda Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde ikinci üniversite olarak Spor Yöneticiliği Bölümü okuyor.

Futbolu hiçbir zaman bırakmayacağını söyleyerek, eğitimini tamamladıktan sonra yeniden farklı yöneticilik görevleriyle sahalara dönmek istiyor.

Erdem ise bir süre şampiyonluk sevinci yaşadıktan sonra, tek kadın spor kulübü başkanı olacağı 2. Lig'de yeni sezon için hazırlıklara başlayacağını söylüyor.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir