Gündem

S-400'ler, Patriotlar ve Suriye'de güvenli bölge; ABD bu kez de Jeffrey'le nabız yokluyor

ABD Başkanı'nın damat başdanışmanı Kushner'ın ardından bu kez de James Jeffrey Ankara'da

04 Mart 2019 14:33

T24 Dış Haberler
Gonca Tokyol & Metin Kaan Kurtuluş

Türkiye ile ABD arasında bazı başlıklarda anlaşmazlıklar sürerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner’den sonra Washington’ın bir diğer ‘ağır topu’ daha Ankara’ya geliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, bugün (4 Mart Pazartesi) ve yarın Ankara’da olacak.

Washington’ın Orta Doğu politikalarının belirlenmesinde en etkili isimlerden biri olan Jeffrey’nin ziyareti, ABD'nin Suriye'den çekilme sürecini koordine etmek amacıyla kurulan görev gücünün geçen hafta Ankara’da yaptığı toplantıların sonrasında gerçekleşiyor. Jeffrey’nin ziyaretinin de gösterdiği üzere, bu sıralar Washington-Ankara hattında gündem yoğun.

Gündemde Suriye'deki güvenli bölge ve Rusya'dan alınan S-400'ler var

Jeffrey’nin gerçekleştireceği görüşmelerde ABD’nin Suriye’den çekilmesinin ardından Türkiye sınırında oluşturulması planlanan güvenli bölgenin ve Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin gündeme gelmesi bekleniyor.

Güvenli bölgenin kontrolü kimde olacak? 

ABD Başkanı Trump’ın 2018’in son günlerinde açıkladığı ‘Suriye’den çekilme’ kararı, Ankara tarafından memnuniyetle karşılanmıştı. O dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Trump arasında yoğun bir telefon trafiği yaşanırken, tarafların şimdiye kadar üzerinde uzlaşamadığı başlık ise Suriye’nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölgenin kontrolünün kimde olacağıydı.

Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok yakında uygulamaya konacağını söylediği bölgenin kontrolünün kendisinde olmasını isterken; ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yaptığı son açıklamada, güvenli bölge oluşturmak için uluslararası bir gücün parçası olarak Suriye'nin kuzeydoğusunda birkaç yüz asker bırakılacağını duyurdu.

Şam yönetimi ise topraklarına dair yapılan bu planlara karşı çıkıyor. Bu konudaki destekçilerinden biri de, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın geçen haftaki Tahran ziyaretinde güvenli bölgeyi “ABD’lilerin reddedilmesi gereken tehlikeli bir planı” olarak nitelendiren İran.

Öte yandan ABD ve Türkiye uzun süredir bu bölgedeki Kürt örgütler hakkında bir fikir ayrılığı yaşıyor. Washington, radikal İslamcı terör örgütü IŞİD’e karşı yapılan operasyonlarda Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) destek verdi. Türkiye ise SDG’nin ana bileşenlerinden YPG’yi PKK’nın Suriye kolu olarak tanımlıyor ve bir terör örgütü olarak kabul ediyor. Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyonda YPG’yi hedef alacak olması Trump ile Pentagon arasında büyük bir bölünmeye sebep olmuştu. ABD basınına göre Pentagonlu bazı yetkililer Trump’ın çekilme kararı alarak “Kürtlere ihanet ettiğini” düşünüyordu. Trump’ın Suriye kararıyla ilgili olarak kabineden de bazı istifalar geldi: bunlardan en dikkat çekeni Savunma Bakanı James Mattis’in istifası oldu.

"Türkiye ile ABD'nin Suriye konusunda çok az ortak noktası kaldı"

Foreign Policy Research Institute (Dış Politika Araştırma Enstitüsü) Orta Doğu Programı’nın direktörü Aaron Stein, geçen hafta The National’a yaptığı değerlendirmede, gelinen noktada, 'Suriye başlığında Türkiye ile ABD’nin çok az ortak noktası/çıkarı kaldığı' yorumunda bulunmuş ve şunları söylemişti:

“ABD, geri çekilme kararından dönmeden önce de Avrupalı güçlerin -muhtemelen bazı yerel Arap güçlerle ortak şekilde- bölgeyi gözlemlemesini istemişti. Bunlar, ABD hava gücüyle desteklenecekti. Bu bölgenin şimdi ABD kontrolünde olacağı görülüyor.

“Türkiye ise bölgenin tamamını kontrol etmek istediklerini söylediler ve Fırat Kalkanı’ndaki gibi davranmayı umduklarının sinyalini verdiler. Talepleri, bariz sebeplerle birbirini kesiyor. ABD’nin teklifi, SDG’yle Türkiye’nin talebi doğrultusunda bir ilerlemeyi öngörmüyor vs.”

S-400 gerilimi: "Türkiye süresi belli olmayan bir askeri ambargoyla karşı karşıya kalacak"

Ankara-Washington hattında gerginlik yaratan bir diğer başlık da Rusya'dan alınan S-400'ler. Hürriyet gazetesinden ayrılmadan önceki son köşe yazısında, gazetenin eski Washington Temsilcisi Cansu Çamlıbel de aynı konuya dikkat çekmişti. Türkiye’nin S-400 konusundaki kararlılığını sürdürmesinin ardından Washington’ın ‘Türk savunma sanayiini hedef alan sert yaptırımlar’ için hazırlıkları hızlandırdığını kaydeden Çamlıbel, “Daha basit ifade etmek gerekirse Türkiye süresi belli olmayan bir askeri ambargoyla karşı karşıya kalacak” demişti.

Satışı askıya alınan F-35'ler

S-400’lerin alımına tepki olarak ABD cephesinden ilk önemli adımlardan bir tanesi, ABD Kongresi’nden gelmişti. Türkiye, ABD’nin ürettiği bir savaş uçağı modeli olan F-35’lerden 100 adet almayı planlıyordu ancak Kongre, bütçe yasasına son dakika eklenen düzenlemeyle bu satışı kasım ayına kadar askıya almıştı.

ABD Savunma Bakanlığı’nın  birkaç ay önce Kongre’ye sunduğu raporda da “F-35’ler Türkiye’ye teslim edilmemeli” gibi kesin bir ifade yer almasa da, S-400 füze savunma sisteminin Rusya’dan alınması durumunda F-35’lerin yanı sıra F-16’ların ve Sikorsky helikopterlerinin teslimatlarının da olumsuz etkilenebileceği belirtilmişti.

Çavuşoğlu'nun başladığını söylediği Patriot müzakerelerinde neler konuşuluyor?

S-400 gerginliği sürerken; Patriot füzelerinin satışına dair de iki ülke arasındaki görüşmeler devam ediyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, son olarak cuma günü yaptığı açıklamada, “Biz Patriot alamadığımız için S-400'ü aldık. Bugüne kadar Patriot konusunda, en son yaklaşık 2 yıl önce gönderdiğimiz mektuba olumlu bir cevap geldi Amerikalılardan ve müzakereler başladı” dedi.

Çavuşoğlu, müzakerelerin başladığını söylese de, bu başlık da iki ülke arasında anlaşmaya varılamayan konulardan bir tanesi. ABD, alınamaması Rusya’yla yapılan S-400 anlaşmasıyla sonuçlanan Patriotlar konusunda geçen ay Türkiye’ye bir teklifte bulunmuştu. Teklife göre ABD, ilk etapta 2026 olarak belirlenen teslim tarihini Ankara’nın itirazları üzerine 2019’a çekiyordu; ancak bir şartı vardı: Rusya’yla yapılan S-400 anlaşmasından vazgeçilmesi. Bloomberg’ün aktardığına göre teklifte teslimatın öne alınması karşılığında fiyat artıyor ve Rusya’nın söz verdiğinin aksine ödeme için Türkiye’ye herhangi bir kredi verilmesi öngörülmüyordu.

Türkiye ve ABD arasında son dönemlerde yaşanan anlaşmazlıklar bu başlıklarla da sınırlı değil. Jeffrey’nin gerçekleştireceği görüşmelerde öncelikli olarak Rusya’yla yapılan S-400 anlaşması, Patriotların satışı ve Suriye’nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölgenin ele alınması beklense de, Ankara ve Washington diğer başka başlıklarda da anlaşmazlık yaşıyor.

Peki diğer anlaşmazlıklar? 

21 Mart 1999’dan beri ABD’de yaşayan ve 15 Temmuz 2016’da meydana gelen darbe girişimine ilişkin davaların bir numaralı sanığı Fethullah Gülen’in iadesi, iki ülke arasında son 2.5 yıldır en çok konuşulan başlıklardan biri. Türkiye, önce '17-25 Aralık kumpasları' ardından da 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Gülen’in iadesini ABD’den talep etmiş, ancak olumlu bir cevap alamamıştı.

ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması da, iki ülkenin arasını açan bir başka başlık. ABD, son olarak Kudüs’ün Filistin tarafındaki konsolosluğunu kapatmıştı. Türkiye ise bölgede iki devletli çözümü destekliyor ve uzun yıllardır Filistin’in uluslararası siyaset sahnesindeki en büyük destekçilerinden biri.