Spor

Umut'un annesi, Güiza'ya da taktik versin

Rıdvan Dilmen dün akşam oynanan Fenerbahçe-Lille maçını değerlendirdi.

19 Şubat 2010 02:00

T24 - UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe, Lille deplasmanından 2-1'lik yenilgiyle dönerek tur umudunu İstanbul'a bıraktı. Rıdvan Dilmen dün akşam oynanan Fenerbahçe-Lille maçını değerlendirdi.

Dilmen'in Milliyet gazetesinde bugün (19 Şubat 2010) yayımlanan yazısı şöyle:


Fenerbahçe, Lille’den daha iyi ama doğru oynarsa... Lille takımı oyun disiplinine sadık, çabuk hücuma çıkan bir takım. Buna karşılık Fenerbahçe içeride dışarıda oyunu kontrol altında tutan bir takım. Aslında birbirlerine çok zıtlar. Oyun içinde kendi oyununu kim kime uydurursa o şanslı olacaktı. Bu rövanş için de geçerli. Özellikle rövanşta bir an önce skoru yakalayalım dersen beklenmedik yenilgi alırsın.

Fenerbahçe takımının üç büyük problemi var. Bir tanesi rakipler atmıyor, kendisi gol yiyor. Daha maçın başında bireysel hatanın devamında gol geldi. Hemen Vederson ile beraberliği buldu ve rakibine oyununu kabul ettirdi. Oyun ortada, yavaş, futbol kötü - bu Fenerbahçe’nin lehineydi - giderken birkaç dakika vites yükselttiler, gol atmak yerine yine gol yediler. Hızlı oynamaya çalışırken bir uzun topta Deniz’in kafa ile omuzu arasına düşen top yavaşlayınca rakibin önüne düştü ve gol geldi. Altını çizerek söylüyorum takım gol yemek için uğraşması ciddi problem.
İkinci problem çok daha büyük. Fenerbahçe’nin kurulu bir sistemi vardı. Takımın en önemli oyuncularından biri Özer. Gerçekten yetenekli. Ama Özer oynadığı bölgenin oyuncusu değil.

Manisa’da solda oynadı. Manisa oyun boyunca sağdan etkili oldu. Dün sağda oynadı, Lille bütün oyun boyunca kendi solundan etkiliydi. Çizgi oyuncusu değil Özer. Rakip beki kovalamaz. Sürekli içeri girmeye çalışır. Yani hangi kanatta oynarsa oynasın, arkasındaki bekin işi kolay değil. Kolay da olmuyor. Goller de hep bu bölgeden geliyor. Manisa’da sağdan orta Isaac gol. Dün de aynı bölgeden iki gol. Gökhan kendi adamıyla mı uğraşsın, Özer’in adamını mı tutsun? Yoksa hücuma mı çıksın.

Üçüncü problemi de Cristian ve Emre’nin hücumla yakından uzaktan ilgileri yok. Özellikle Cristian stoperlerin içinde kalıyor. Maç boyu şut atmadı. Bırakın yayın 20 metre dışına gelmedi. Emre biraz daha önde ama o da ceza sahasına girmiyor. O zaman Alex ile Güiza’nın bireysel becerileri gerekiyor. Alex kötü, etkili değil. Güiza etkili ama kötü. Sonuçlandırıcı değil. Ellerinden öperim, Umut’un annesi oğluna arka direğe gitsin diye taktik veriyormuş ya, İspanyolcayı da öğrense de Güiza’ya da taktik verse.

Lille beklediğim gibi bir takım çıktı. Gol atabilecek bir takım ama Kadıköy’de şifre belli oldu. Sabır... Seyirciye büyük görev düşüyor. Oyunu mümkün olduğu kadar gol yemeden götürmek lazım. Atmasan da maç 0-0 gitmeli. Ne yapacak edecek, golü kalesinde görmeden Fenerbahçe kendi atacak. Ailece hücumla başlarsa Lille’nin istediği olur. Lille, Fenerbahçe’ye saygı duymuş biçimde oynadı. Takım savunmasında ciddiydiler ancak önde oynayan oyuncuları çok çabuk. Bu yüzden burada daha da dikkat etmek lazım.

Lugano’nun özverisine evet, profesyonelliğine hayır. Maçtan önce adalesinde yırtık olan birinin bu kadar kısa sürede oynaması mümküm değil diye düşünüyordum. Nitekim Lugano erken bıraktı.

Oynatılması riskti.

Hakem İspanya Ligi’nden yakından tanıdığımız bir isimdi. Şahane maç yönetti.


ETİKETLER

haber