Gündem

Transnasyonal Gülen imparatorluğu

Amerikan Middle East Quarterly dergisi, Gülen hareketinin Türkiye'deki gücünü masaya yatırdı.

15 Ocak 2009 02:00

Amerikan Middle East Quarterly dergisinde yayınlanan makalede, Türkiye’deki dönüşüme dikkat çekildi ve 'Türkiye artık AKP’nin yedi yıl önce devraldığı laik ve demokratik ülke değil' denildi.

‘Fethullah Gülen’in Büyük İhtirası’ başlığıyla yayımlanan makalede Gülen hareketinin Türkiye’de polis gücü, ordu ve yargı kurumlarına sızdığı ve AKP ile birlikte Türk toplumunu İslamlaştırmaya çalıştıkları belirtildi. 

Gülen’in ABD’deki üssünden kendi “transnasyonal imparatorluğunu” kurduğu vurgulandı.

Makalede Fethullah Gülen hareketinin Türkiye’de devlet haline gelmeyi hedeflediği ve AKP iktidarından bu yana ülkenin laik ve demokratik yapısının bozulduğu yönünde değerlendirmeler yer aldı.

Washington’daki Ortadoğu Medya Araştırma Enstitüsü’nün (MEMRI) Türkiye uzmanı Rachel Sharon-Krespin tarafından kaleme alınan makalede Gülen hareketinin Türkiye’de polis gücü, ordu ve yargı kurumlarına sızdığı ve AKP ile birlikte Türk toplumunu İslamlaştırmaya çalıştıkları analizine yer verildi. Makalede AKP’nin “bürokrasiyi ele geçirerek Türkiye’nin temel kimliğini değiştirdiği” ifade edilerek “Türkiye artık AKP’nin yedi yıl önce devraldığı laik ve demokratik ülke değil” denildi.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi Avrupa’dan uzaklaştırarak Rusya ve İran’a yaklaştırdığının belirtildiği yazıda Türkiye’de Amerikan, Hıristiyan ve Yahudi karşıtlığının arttığı vurgulandı.

Türkiye’deki bu dönüşümün ardında “AKP’nin etkili siyasi makinesinin yanı sıra Gülen’in liderliğindeki karanlık İslamcı tarikat” bulunduğu da belirtildi. Makalede “Bugün Gülen ve Fethullahçılar yalnızca hükümeti etkilemeyi değil aynı zamanda hükümetin kendisi olmaya çabalıyorlar” ifadeleri kullanıldı.

Gülen’in Batı’da “ılımlı İslam” savunucusu olarak görüldüğü ve alkışlandığı, yalnızca ilkokul mezunu olmasına karşın özellikle ABD’de bir entelektüel, bilim adamı ve eğitmen olarak kabul edildiği belirtilen yazıda, “Gülen ABD’deki üssünden kendi ününü ve transnasyonal imparatorluğunu kurdu” denildi.

AKP’nin devraldığı laik ve demokratik ülke değil” denildi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi Rusya ve İran’a yaklaştırdığının belirtildiği yazıda Türkiye’de Amerikan, Hıristiyan ve Yahudi karşıtlığının arttığı vurgulandı. Türkiye’deki bu dönüşümün ardında “AKP’nin etkili siyasi makinesinin yanı sıra Gülen’in liderliğindeki karanlık İslamcı tarikat” bulunduğu da belirtildi. Makalede “Gülen ve Fethullahçılar yalnızca hükümeti etkilemeyi değil aynı zamanda hükümetin kendisi olmaya çabalıyorlar” denildi.

ABD’deki üssünden kurdu

Gülen’in Batı’da “ılımlı İslam” savunucusu olarak alkışlandığı, yalnızca ilkokul mezunu olmasına karşın özellikle ABD’de bir entelektüel, bilim adamı ve eğitmen olarak kabul edildiği belirtilen yazıda, “Gülen ABD’deki üssünden kendi ününü ve transnasyonal imparatorluğunu kurdu” denildi. Gülen’in medya, bürokrasi, üniversite, yargı, güvenlik ve istihbarat kurumları, iş dernekleri, sendikalar, sivil toplum arasında yandaşları bulunduğu ve daha önce hiç kimsenin Türk toplumunu bu denli temelinden değiştirmeyi hedefleyen bir hareket başlatmadığı da ifade edildi.

‘En etkili yalanlardan biri’

Gülen’in eylemlerine yönelik endişelerin “önemsiz paranoya” olarak reddedildiğinin belirtildiği yazıda AKP kapatma davasının Batılı diplomatlarla birlikte İslamcı medyada “demokratik olmayan yargı darbesi” olarak görüldüğü oysa aynı çevrelerin bir tarafta İslamcılık ve demokrasi diğer tarafta laiklik ve faşizm ayrımına giderek Ergenekon iddianamesini alkışlarla karşıladıkları vurgulandı. Makalede “İslamcı çevrelerin Türkiye’nin İslamcılarını ‘reformcu demokrat’ ve modern; laik Türkleri ise ‘köktendinci’ şeklinde damgalaması modern siyasetin en aşağılayıcı ve üzücü bir biçimde en etkili yalanlarından biri olmalı” görüşü belirtildi.

ETİKETLER

haber