Gündem

Taraf yazarı Uslu: Genelkurmay'a göre Reşadiye saldırısının arkasında İsrail var!

12 Haziran 2010 03:00

T24 - Taraf gazetesinin emniyet kökenli yazarı Emre Uslu, Kürt açılımı sürecinde bir dönüm noktası olan ve 7 askerin şehit olması ile sonuçlanan Tokat'ın Reşadiye ilçesine 7 Aralık 2009'da yapılan saldırıya lişikin önemli bir iddia ortaya attı. Uslu, "Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner'in, PKK'nın üstlendiği saldırının arkasında İsrail'in bulunduğunu makamına çağırdığı gazetecilere söylediğini" öne sürdü. 


Taraf gazetesi yazarlarından Emre Uslu'nun "İsrail PKK’yı destekliyor mu" başlığı ile yayımlanan (12 Haziran 2010) yazısı şöyle:



İsrail PKK’yı destekliyor mu?



Başbakan Erdoğan’ın geçenlerde yaptığı “Hamas, terör örgütü değildir”  açıklaması Türkiye’de yeterince yankılanmadı ama dünya siyaseti açısından çok kritik bir açıklamaydı. Zira Hamas’ın terör örgütü olduğu Batı bloku içinde genel kabul görmüş bir durumdur. Bazıları bunu Erdoğan’ın Hamas’a duyduğu sempatiye bağlıyor. Bir kısım analist de Erdoğan’ın kızgınlık anında söylediği bir söz olarak okumak istiyor. Erdoğan “Hamas, terör örgütü değildir” sözünü hem de binlerce kişinin gözü önünde ve televizyonlardan canlı yayınlanan konuşmasında –bilebildiğim kadarıyla- “promter” cihazından okuyarak söyledi. Yani Erdoğan o sözü bilerek isteyerek ve planlı bir şekilde söyledi. O halde Erdoğan’ı iktidarda bulunduğu sekiz yıl sonra “Hamas, terör örgütü değildir” noktasına getiren gelişme neydi?


Ankara’dan edindiğim bilgi ve izlenimler Erdoğan hükümeti başta olmak üzere güvenlik bürokrasisi, özellikle de askerlerin, İsrail’in PKK’yı desteklediğine inanması. Hatta ellerinde buna yönelik bilgi de bulunabilir.


Bu gelişme yeni de değil. Geçtiğimiz ocak ayında Tokat’ın Reşadiye saldırısında PKK’lıların yedi askeri şehit etmesinin ardından ilginç gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelerden en ilginci Erdoğan’ın Washington’da yaptığı açıklamaydı. Erdoğan Washington’da “bu saldırının ardında kimlerin olduğunu biliyoruz” demişti. Bunun üzerine “Erdoğan Ergenekon’u kastediyor” şeklinde değerlendirmeler çıkmıştı. Ancak yeni öğrendiğim bir bilgi Erdoğan’ın İsrail’i işaret ettiğini gösteriyor.


Bu saldırının ardından PKK ilginç bir suskunluk sürecine girmiş ve saldırıdan günler sonra eylemi üstlenmişlerdi. Bu ilginç durum, PKK’nın da kendi içlerinde eylemin muhasebesini yaptığını gösteriyor.


Üç farklı Ankara gazetecisinden değişik şekillerde teyit ettiğim bilgilere göre, Reşadiye saldırısı sonrasında Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Aslan Güner’in Ankara’daki gazetecileri birerli veya ikişerli makamına çağırıp Reşadiye saldırısının ardında İsrail’in olduğunu söylediği iddia ediliyor. Hatta bunun üzerine, PKK-İsrail ilişkisine dair, Ankara gazetecileri kaynaklı yazıların basında yer almaya başladığı belirtiliyor. Geçenlerde HaberTürk’ten Amberin Zaman da AKP’ye yakın kaynakların “İsrail’in PKK’ya destek verdiğini bildiklerini ancak bunu açıklayamadıklarını, zira açıklanırsa savaş ilan edilmesi gerektiğini” yazdı. Gazetelerin Ankara temsilcileri bu durumu oldukça iyi biliyor. Bu nedenle de aslında Erdoğan’ın “ölçüsüz” sayılabilecek “Hamas, terör örgütü değildir” açıklamasına basın çok sert tepki göstermedi.


Her ne kadar bazı kaynaklar Aslan Güner’in elinde bu sözü destekleyecek bilgi bulunmadığını söyledilerse de ben Genelkurmay ikinci başkanı düzeyinde bir kişinin boşboğazlık yaparak hem de ortada hiçbir şey yokken, Reşadiye saldırısının ardından İsrail’i suçlayabileceğine ihtimal vermiyorum. Eğer Ankara gazetecilerine söylendiği iddia edilenler doğruysa durum çok ciddi demektir. Zira Aslan Güner sıradan bir general değil; o, diğer bütün generallerden farklı olarak 20 yılını Ankara’da geçirmiş iyi bir istihbaratçı. Hatırlanacak olursa Nokta derisinin 24. sayısında yayımladığı Genelkurmay İstihbarat Dairesi Psikolojik Harekât Şubesi Başkanlığı’nın yazısı Aslan Güner imzalıydı. Güner’in o yazısında “Toplumsal Gelişime Destek Faaliyetleri çerçevesinde işbirliği yapılacak sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç duyulduğu” belirtilerek “TSK’nın halkla bütünleşmesinin geliştirilmesi konusunda başlatılan çalışmalar çerçevesinde Genelkurmay Hareket Başkanlığı’nca icra edilmesi planlanan ‘Toplumsal Gelişime Destek Faaliyetleri (TGFD)’nin etkin biçimde yürütülebilmesi amacıyla; TSK olarak TGFD kapsamında müşterek hareket edebilecek Sivil Toplum Örgütleri (STÖ)’nin tespit edilmesi ve bu örgütlerle işbirliği ilkelerine ihtiyaç duyulduğu” ifade edilmişti. Dönemin Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, Cumhuriyet mitinglerinin bu yazıdan bağımsız olmayacağı izlenimi edindiğini yazmıştı.


Yine MİT ve Emniyet İstihbarat’ın hükümetin kontrolüne geçtiğini düşünen bazı çevrelerin, Jandarma İstihbarat’ı güçlendirerek Jandarma’nın başına da iyi istihbaratçı Aslan Güner’i getirmeyi planladıkları iddia ediliyor. Bu yönde kulis faaliyetleri olduğu iddialarını da bir kenara yazarsak Aslan Güner’in sıradan biri olmadığı ve o iddiayı bilerek ve bir plan dâhilinde gazetecilere aktarmış olabileceğini söylemek yanlış olmaz.


Bu durumda Başbakan’ın İsrail’e yönelik tepkilerinin bağlamı değişiyor. Erdoğan’ın Washington’da yaptığı “Reşadiye saldırısının ardında kimin olduğunu biliyoruz” açıklaması da “Hamas bir terör örgütü değildir” açıklaması da Türkiye ile İsrail arasında süren ilan edilmemiş bir savaşın dışa vurumu.


PKK sorununu uzun süredir takip eden bir akademisyen olarak benim yorumum biraz daha farklı. Bence PKK son yıllarda kendisine uluslararası destek arıyor. Bu nedenle de kritik zamanlarda kritik eylemler yaparak taşeronluğunu yapmak istediği güce mesaj yolluyor. Gürcistan savaşından üç gün önce Bakü-Ceyhan boru hattına saldırarak Rusya’ya mesaj yollamıştı. İHH olayıyla aynı gece de İskenderun’daki birliklere saldırarak İsrail’e mesaj yolladı. İsrail bu mesaja nasıl yanıt verdi bilmiyoruz. Ama devletin bizden daha çok şey bilebileceğini de bir kenara not etmekte fayda var.