Ekonomi

Sütte arz fazlasına karşı ‘okul’ çözümü

Son dönemde yaşanan sütte arz fazlası sorununa karşı, günde 2.5 milyon öğrenciye süt dağıtılacak.

03 Şubat 2009 02:00

Son dönemde yüzde 50’ye yakın artan süt üretimi, arz fazlalığı sorunu yarattı. Çözüm için günde 2.5 milyon öğrenciye süt dağıtılması ve yoksullara dağıtılan gıda paketlerine süt eklenmesi planlanıyor.

Türkiye’deki süt üretimi, son dönemde 8.3 milyon tondan 12.5 milyon tona yükseldi. Günde 500 tonu bulan üretim fazlalığı, fiyatları düşürdü; besiciler zor duruma düştü. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, üretici birlikleri ve kooperatiflerin çözüm önerilerini değerlendirerek, üç formül geliştirdi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, konuyu Ekonomi Koordinasyon Kurulu ve ilgili bakanlıklara aktardı. Kurul, ilk toplantısında çözüm adımlarını belirleyecek.

Proje süresi 120 gün

Bakanlığın üstünde durduğu uygulamalardan biri okullarda süt dağıtılması. Günde 2.5 milyon çocuğa süt verilmesi planlanıyor.

İkinci formülde ise, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’nun dağıttığı gıda paketleri devreye sokulacak. Okul Sütü Projesi ile ilköğretim 5. sınıf dahil olmak üzere 2 milyon öğrenciye toplam miktarı 30 bin ton süt dağıtılacak. Yoksul ailelere süt dağıtım projesi kapsamında gelir seviyeleri düşük 400 bin aileye, aile başı günde 1 litre süt dağıtılması hedefleniyor. Proje süresi 120 gün olup; iki şer aylık dönemler halinde uygulanacak.

Gıda paketlerine süt

Paketlere süt de eklenmesi için gerekli girişimler yapıldı. Fon’la yapılacak değerlendirmeye göre yoksullara gıda paketlerinden ayrı olarak doğrudan süt verilmesi de sağlanacak. Üçüncü formül ise, tazeliğini süte göre daha uzun süre koruyan süt tozu üretiminin artırılması. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, bu amaçla Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı’na başvurarak 100 milyon TL’ye kadar kaynak istedi. Süt tozu üretimine gidilirse, fiyat düşüşleri önlenerek üreticinin zarar etmesi engellenecek.

Süt konusunda doğrudan müdahalenin de mümkün olmadığını belirten Eker, arzdan kaynaklanan soruna dönük olarak birkaç proje geliştirdiklerini söyledi. Bu kapsamda ilk önerilerinin sütün okullarda dağıtılması olduğuna işaret eden Eker, şöyle devam etti:
“Çocuklar başta olmak üzere yaşlılar ve kadınların süt ve süt ürünlerine kemik sağlığı açısından ciddi ihtiyaçları var. Sosyal Yardımlaşma Dayanışma fonu kapsamında gıda paketleri, yardım paketlerine dönük bizim bir talebimiz var. Sütün bir miktarının orada değerlendirilmesini istiyoruz. Gıda paketlerini içine süt de koyulması noktasında bir talepte bulunduk. Özellikle sosyal yardımlaşma kararıyla fakirlere dönük belirlenmiş, düzenli yardım alan aileler var. Onların paketlerinin içine süt koyalım ya da sadece süt alımında kullanılabilen fiş verelim istiyoruz. Bu konuyu görüşüyoruz olumlu bakılıyor ama henüz resmiyet kazanmadı. Üçüncü olarak da Hazine ve DPT’den bir kaynak istedik, bu kaynak temin edildiği takdirde şu andaki arz fazlasını süt tozu yapıp kullanabiliriz.”

‘Bize bir fon verin...’

Türkiye’de süt tozunun sadece dahilde işleme rejimi kapsamında ithal ettiğini anlatan Eker, süt tozunun uzun süre muhafaza edilebildiğine dikkat çekti. “Bize bir fon, bir kaynak verin bu kaynakla mesela her gün piyasadan 500-1000 ton taze süt çekelim, bunu süt tozu yapalım” diyen Eker, bu konuda alt yapı çalışmalarını tamamladıklarını söyledi. Küresel kriz sonrası sektörlere dönük tedbirler içeren ekonomik paketlerin gündeme geldiğini ve bunun EKK toplantılarında da ele alındığını hatırlatan Eker, kendilerinin de bu kapsamda, düşük fiyatlar ve arz fazlası nedeniyle sıkıntı yaşayan süt üreticilerinin sıkıntılarına dönük formül önerilerini dile getireceklerini ifade etti.

Kuraklık etkisi yok


Tarımsal rekoltelere de değinen Eker, “Dünyada şu ana kadar bir kuraklık etkisi görülmüyor, ilkbaharda başaklama döneminde birkaç kere suya ihtiyaç var. Bu dönemlerde su olursa, kuraklık olmazsa, mükemmel bir rekolte olur. Su olmazsa sıkıntı olabilir” diye konuştu.
Geçen yıl, kuraklık sonucunda kırmızı mercimek üretiminde ciddi bir düşüş yaşandığını hatırlatan Eker, bunun piyasaya fazla yansımaması için çeşitli önlemler aldıklarını aktardı. Eker, bu kapsamda, bir miktar ithalat yapıldığını ve TİGEM’in piyasadan tohumluk mercimek alarak çiftçilere çok makul fiyatlara sattığını söyledi. Böylelikle bu sene 2.5 milyon dekar alanda mercimek ekimi yapıldığına dikkat çeken Eker, 2009 yılı haziran ve temmuzdaki hasattan iyi bir mercimek, baklagil rekoltesi beklediklerini kaydetti.

‘Fındık kendi ekolojik alanına dönecek’

Fındık alımları sonrası Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) görev zararlarına ilişkin bir soru üzerine Eker, fındığın özel bir ürün olduğunu ve şu anda görev zararı denilecek bir noktada bulunulmadığını söyledi. Fındıktaki arz fazlası üzerine, ürünün ortada kalmaması için zorunlu olarak alım yaptıklarını ve 2006’da fındık almaya başladıklarını anlatan Eker, bu fındıkların önemli kısmının halen depolarda durduğunu söyledi. Türkiye’de fındıkla ilgili bir kanun olduğunu ve fındığın bir ekolojisi bulunduğuna dikkat çeken Eker, fındık üretimi yapılacak belirlenen bölgeler olmasına rağmen, ürünün getirisinin yüksek olması nedeniyle kanun dışında belirlenen yerlerde de üretim yapıldığını böylelikle arz fazlası nedeniyle ürünün fiyatının düştüğünü ve piyasanın zarar gördüğünü söyledi. Bu anlamda fındığı normal ekolojisinin alanına çekmek için etkin bir mekanizmayı ortaya koymak gerektiğini vurgulayan Eker, bunun için çalışma yaptıklarını kaydetti.

Pirinçte rekor üretim

Türkiye’nin bu yıl tarihteki en yüksek pirinç üretimini gerçekleştirdiğini bildiren Eker, çeltik üretiminin 765 bin tona çıktığını bunun da 459 bin ton pirinç anlamına geldiğini kaydetti. Ülkenin mercimek üretiminin yüzde 95’inin ise Güneydoğu Anadolu bölgesinden karşılandığına işaret eden Eker, ancak geçen yıl Diyarbakır ve Şanlıurfa’da yaşanan kuraklık sonucunda.

ETİKETLER

haber