Dünya

Powell: Uzun süre teröristlerle konuştuğumuzu reddettik

İngiltere'de IRA ile barış süreci müzakarelerini yöneten Jonathan Powell, Kuzey İrlanda sorununun PKK sorunundan çok farklı olduğunu belirtti.

14 Kasım 2011 02:00

T24 - İngiltere'de IRA ile barış süreci müzakarelerini yöneten Jonathan Powell, Kuzey İrlanda sorununun PKK sorunundan çok farklı olduğunu belirtti. Powell, "IRA'nın siyasi kanat liderleri McGuinness ve Adams ile buluşmaya gittiğimde ellerini sıkmayı reddettim, şu anda bundan dolayı pişmanım" dedi.




Birleşik Krallık'ta Kuzey İrlanda barış süreci müzakerelerini yürüten Jonathan Powell, "Müzakerelerin başarılı olması için en önemli ön koşul tarafların askeri olarak kazanamayacağını, birbirini tamamen yenemeyeceğini anlamasıdır" dedi.


Powell, İngiliz hükümeti İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) ile barış görüşmeleri için masaya oturduğunda sorunun çözümündeki kilit isimlerden biriydi. İngiltere'nin eski Başbakanı Tony Blair'in sağ kolu olan ve 10 yıl boyunca (1997-2007) Blair'in danışmanlığını yapan 55 yaşındaki Powell, A.A muhabirine Kuzey İrlanda sorununu çözerken edindikleri tecrübeleri anlattı.


"Kuzey İrlanda, PKK sorunundan çok farklı" diyen Powell, Kuzey İrlanda'daki sorunun kendine özgü bir sorun olduğunu  ve uyguladıkları çözümün de kendine özgü ve tek olduğunu ifade etti. Kuzey İrlanda çözüm modelinin başka bir sorun için uygulanamayacağını vurgulayan Powell, "Ancak hatalarımız ve başarılarımızdan öğrenilebilecek şeyler var" dedi.


Powell, Tony Blair hükümeti 1997 yılında göreve gelmeden önce İngiltere'nin bir önceki Başbakanı John Major'ın Kuzey İrlanda barış sürecini başlattığını, ancak bu sürecin çöktüğünü ve IRA'nın şiddet olaylarına yeniden başladığını anlattı.



"Siyasi zaferin müzakereler için kullanılması önemli"


Tony Blair'in 1997 yılındaki siyasi zaferini, müzakerelere yeniden dönülmesi için hemen kullandığını ve müzakerelerden sonuç alınması gereken son tarihi belirlediğini kaydeden Powell, şöyle konuştu:


"Böylece bir yıl sonra, 1998'de Hayırlı Cuma Anlaşmasını (Good Friday) imzaladık. Eğer bu son tarih belirlenmeseydi, müzakereler sonsuza kadar sürebilirdi. Dolayısıyla bu süreçten bizim öğrendiğimiz derslerden biri, seçim zaferini böyle bir ilerleme kaydetmek için kullanmak oldu. Bunu görev sürenizin sonunda yapmak daha zor olacaktır. Blair'in görev süresinin sonunda bunu yapsaydık çok daha zor olurdu. Bunu başta, siyasi gücünüz olduğunda yapmanız daha iyi."



"Aşırıcıların müzakereleri kontrol etmesine izin verilmemeli"


Türk hükümetinin Kürt açılımına karşın, terör örgütü PKK'nın son dönemde artan saldırılarının hatırlatılması üzerine Powell, kimi zaman anlaşmaların ve görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanabildiğini kaydederek, "Bizim Kuzey İrlanda sorunundan öğrendiğimiz ders, başarısızlıklara karşın pes etmemek ve denemeye devam etmekti. Ayrıca aşırıcıların müzakereleri yürütmelerine izin verilmemeli. Kuzey İrlanda sorununda taraflar aşırıcıların yaptığı şiddet olaylarının müzakereleri sekteye uğratmasına ve kontrol etmesine izin verilmedi" diye konuştu.


Powell, ancak Ortadoğu'da bunun tam tersinin görüldüğünü söyleyerek, ne zaman bir intihar bombacısı kendini havaya uçursa, barış müzakerelerinin raydan çıktığını kaydetti. Bunun olmasına göz yumulursa, aşırıcıların müzakereleri kontrol etmesine izin verilmiş olduğunu ifade eden Jonathan Powell, "Bu süreci barış isteyenlerin kontrol etmesi gerekir" dedi.



"Üçüncü taraf bazı koşullarda yardımcı olabilir"


Barış görüşmelerinde üçüncü bir tarafın ya da arabulucunun sorunun çözümüne katkısına ilişkin ise Powell, üçüncü bir tarafın her konuya uygulanabilecek genel bir kural olduğundan emin olmadığını, Kuzey İrlanda konusunda kendilerinin dışarıdan bir ülkenin müdahalesine uzun süre direndiklerini belirtti.


Örneğin Birleşmiş Milletler'i yıllarca Kuzey İrlanda'nın dışında tuttuklarını söyleyen Powell, "John Major ilk olarak Kuzey İrlanda barış görüşmelerinin başına Avustralyalı Ninnian Stephen'ı getirdi, Bill Clinton daha sonra George Mitchell'i gönderdi. Bu katılımlar bizim bağımsızlığımızı etkilemedi ve çok başarılı oldu" diye konuştu.


Bazı askeri konularda da hakemler ve üçüncü taraflar olduğunu söyleyen Powell, IRA'nın silahlarını hiçbir zaman İngiliz ordusuna teslim etmek istemediğini, ancak uluslararası denetim komisyonuna teslim etmeyi kabul ettiğini kaydetti.


Powell, "Mutlaka üçüncü tarafın her zaman olması gerektiğini söylemiyorum, ama bazı koşullarda yardımcı olabilir" dedi.



"Uzun süre teröristlerle konuştuğumuzu reddettik"


Kuzey İrlanda barış süreciyle ilgili kaleme aldığı 2008 tarihli "Great Hatred, Little Room- Making Peace in Northern Ireland" isimli kitabında Powell şu ifadeye yer veriyor:


"Demokratik hükümetler için terörist gruplarla konuşmayı kabul etmek, bu gruplar hala masum insanları öldürürken çok zordur. Ancak kendi tecrübeme dayanarak, düşmanınızla konuşmak her zaman doğrudur."


Powell kitabında yer alan bu ifade çerçevesinde, "Türkiye, PKK ile konuşmalı mı" sorusuna, "Bu konuda Türk hükümetine ne yapması gerektiğini söylemenin kendisine düşmediğini" kaydederek, şöyle konuştu:


"Ancak Kuzey İrlanda konusunda, uzun süre teröristlerle konuştuğumuzu reddettik. John Major parlamentoda söz alarak, IRA ile konuşmanın midesini bulandırdığını söyledi, ama aynı zamanda IRA'nın lideri Martin McGuinness ile mektuplaşıyordu."



"Şiddete son verilmesi ön koşul olmalı, silah bırakma değil"


Jonathan Powell, demokratik hükümetlerin terörist gruplarla müzakerelerde ortaya koyması gereken önemli ön koşullardan birinin, şiddet devam ederken müzakerelerin yapılamayacağı olduğunu belirtti.


IRA ile 1973 yılından 1998 yılındaki barış anlaşmasına kadar irtibatlarının olduğunu söyleyen Powell, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ancak ateşkes ilan edilmeden müzakerelere başlanmadı. John Major müzakerelerin başlaması için IRA'nın silahlarını bırakması ön koşulunu koydu. Ancak IRA bunun teslim olmak anlamına geleceği gerekçesiyle silahlarını bırakmayınca, müzakerelere başlanamadı. Dolayısıyla demokratik hükümetlerin ortaya koyması gereken tek ön koşul, şiddete son verilmesidir. Müzakerelere, ateşkes olmadan başlanamaz. Müzakerelerin başarılı olması için en önemli ön koşul tarafların askeri olarak kazanamayacağını, birbirini tamamen yenemeyeceğini anlamasıdır."


Terörist grupların içinden başka grupların çıkmasına engel olmak için barış görüşmelerine herkesin dahil edilmesinin önemini vurgulayan Powell, yine de IRA içinden "Gerçek IRA" gibi bazı grupların Hayırlı Cuma Anlaşmasının ardından ayrıldığını, ancak bu grupların şu anda hiçbir siyasi gücünün bulunmadığını vurguladı.



"Ellerini sıkmayı reddettim, ama şu anda bundan dolayı pişmanım"


"Taraflar birbirine nasıl güvendi?" sorusuna ise Powell, güven konusunun zor bir konu olduğunu, IRA'nın siyasi kanadının liderleri Martin McGuinness ve Gerry Adams ile ilk kez tanıştığında onlara güvenmediğini söyleyerek yanıt verdi.


Hava Mareşal Yardımcısı olan babası John Frederick Powell'ın Kuzey İrlanda'da savaştayken IRA tarafından pusuya düşürülüp, yaralandığını, İngiltere'nin ilk kadın Başbakanı Margaret Thatcher'ın danışmanı olan erkek kardeşi Charles Powell'ın isminin ise 8 yıl boyunca IRA'nın ölüm listesinde yer aldığını söyleyen Jonathan Powell, şöyle konuştu:


"McGuinness ve Adams ile buluşmaya gittiğimde ellerini sıkmayı reddettim, şu anda bundan dolayı pişmanım. Onlar da insan, ellerini sıkmalıydım. Zamanla güven oluştu. Birçok defa Kuzey İrlanda'da farklı evlerde Adams ve McGuinness ile görüştüm. Bu, güven ilişkisinin oluşmasına yardımcı oldu. Hiçbir zaman yüzde yüz güveniniz olmayacaktır, ancak belli bir güven ilişkisi kurmak durumundasınız."



"ABD'deki diaspora barış sürecinin destekçisi oldu"


Diasporanın bu tip sorunların çözümüne etkisinin sorulması üzerine Powell, Kuzey İrlanda konusunda özellikle ABD'de ve Avustralya'da yaşayan geniş bir İrlanda diasporası olduğunu ve birçoğunun IRA'ya silah alımı için yıllar boyunca maddi destek sağladığını kaydetti.


Barış müzakerelerine başlanmasıyla ABD'de bulunan diasporanın IRA'nın maddi destekçisi olmak yerine, barış sürecinin destekçisi olduğunu ifade eden Powell, "Şiddet ortamında diasporanın yıkıcı bir rolü varken, barış müzakerelerinin başlamasıyla yapıcı bir rolü oldu" dedi.



Demokratik Gelişim Enstitüsü Powell'la da görüştü


Geçen Temmuz ayında, Demokratik Gelişim Enstitüsü adlı düşünce kuruluşu üyelerinin Birleşik Krallık temaslarında görüştüğü kişiler arasında Jonathan Powell da vardı.


AKP, CHP ve BDP'den milletvekilleri, gazeteciler ve akademisyenlerden oluşan grubun "çok iyi bir inisiyatif" olduğunu belirten Powell, dünyadaki başka sorunlu konulara da bakmanın ve incelemenin önemli olduğunu ifade etti. Jonathan Powell, "Örneğin biz Kuzey İrlanda konusunda Güney Afrika'dan bir şeyler öğrenmeye çalıştık" dedi.