Ekonomi

Obama krize çare bulabilecek mi?

ABD’nin 44. başkanı Barack Obama ekonomide köklü değişiklikler yapmayı hedefliyor. Orta sınıftan alınan vergileri düşürmeyi planlayan Obama, mortgage krizine yönelik çö

06 Kasım 2008 02:00

ABD’nin 44. başkanı Barack Obama ekonomide köklü değişiklikler yapmayı hedefliyor. Orta sınıftan alınan vergileri düşürmeyi planlayan Obama, mortgage krizine yönelik çözümleri de hayata geçirmek istiyor.

ABD’nin ilk siyahi başkanı olan Barack Obama’nın ekonomi programının özünü, vergilerin artırılması, ticaret ve düzenlemelerde daha katı bir çizgi izlenmesi oluşturuyor. Obama, seçim kampanyası sırasında, kurumsal vergilerin düşürülmesinin ve yanlış ticaret anlaşmalarının ülkenin ekonomik zenginliğinin halkça paylaşımını tehlikeye soktuğunu belirtti.

“ABD’de gelir dağılımı Büyük Buhran’ın ilk yılından bu yana olmadığı kadar bozuk” diye konuşan Obama, özellikle orta sınıftan alınan vergileri düşürmeyi planlıyor. Buna göre, yıllık geliri 200 bin doların altında olan Amerikalılara vergi indirimi gelecek. Yıllık geliri 200 bin doların üzerinde olan mükellefler için uygulanan verginin oranı ise artırılacak. Obama’nın ekonomi programının ana noktalarından biri de sağlık hizmetlerinin ucuzlatılması. Obama, ayrıca, tüm çalışanları otomatik olarak emeklilik tasarruf planlarına dahil edecek bir sistem vaat etti.

Obama’nın ekonomi planında neler var

Obama'nın seçilmesi Türk iş dünyasına umut verdi

2 milyon kişiye istihdam


Obama, köprü ve otoyolları tamir etmek ve diğer altyapı harcamaları için gelecek 10 yılda 60 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor. Bu yatırımın 2 milyon kişilik bir istihdam yaratacağını söyleyen Obama, finansmanın ise halen Irak Savaşı için harcanan paradan sağlanacağını belirtiyor. Obama, Irak Savaşı’nın ekonomiye getirdiği büyük yükle ilgili olarak “Irak için bir haftada milyarlarca dolar harcamayı bırakıp, parayı Amerika için harcamanın zamanı geldi” diye konuşuyor.

Ev sahipleri için fon

Obama’nın mortgage krizine de yönelik bir programı var. Subprime mortgage sektöründe güvenilirliğin artırılmasını hedefleyen Obama, konut sahiplerinin mortgage’tan çıkarak evlerini kaybetmelerini engelleyecek bir fon kurmayı planlıyor. Obama ayrıca, mortgage sağlayan şirketlerin iflas etmesini engeleyecek bir sistem vaat ediyor.

Yeni bir pakete sıcak bakıyor

Küresel kredi krizinin ardından ABD ekonomisinin durgunluk sürecine girmesi yeni başkanı ikinci bir ekonomik canlandırma paketine sıcak bakmaya itti. Bu doğrultuda Barack Obama’nın, 175 milyar dolarlık bir destek paketinin çıkarılmasından yana olduğu belirtiliyor.

En büyük sorun durgunluk

Obama, finansal kriz, konut sektöründeki erime ve Wall Street’teki kaosun yanı sıra, yüksek sağlık harcamaları ve enerjide dışa bağımlılık gibi daha uzun vadeli sorunları da ele almak zorunda.

Analistler, Obama’nın üstesinden gelmesi gereken en büyük zorluğun, derin ve uzun olması beklenen bir ekonomik durgunluk dönemi olduğuna dikkat çekiyor. Harvard Üniversitesi Profesörü ve Eski IMF Başekonomisti Kenneth Rogoff, “ABD ekonomisi derin bir durgunlukta ve yeni başkan göreve geldiğinde, ekonomi en az şu anki kadar kötü durumda olacak” diye konuştu.

Krizin dibi göründü mü?

“Eğer dünya şu yaşadığımız siyasi ve ekonomik güven bunalımından çıkacaksa -ki ben tedrici bir biçimde önümüzdeki yıl çıkabileceğine inanıyorum- bu işin dönüm noktası 4 Kasım seçimleri olacak” diyen Referans yazarı Eyüp Can, 6 Kasım 2008 tarihli aşağıdaki yazısında Obama'nın seçim zaferiyle birlikte krizin dibinin göründüğünü iddia ediyor ve bu iddiasının gerekçelerini şöyle sıralıyor:

Krizden çıkış yolunda ilk adım

İddialı olacak belki ama bence Obama'nın seçim zaferiyle birlikte krizin dibi göründü.
Neden mi?
Hemen açıklayayım.
Amerika'da 1.5 yıl kadar önce konut kredisi krizi olarak başlayan, daha sonra likidite krizi, global finansal kriz olarak tanımlanan kriz, bir noktadan sonra artık mali kriz olmaktan çıktı ve güven krizine dönüştü.
Elbette en başta finansal sisteme duyulan güven yıkıldı.
Fakat bu güven bunalımı, piyasalarla sınırlı değildi.
Kökleri Amerika'nın tek taraflı Irak ve Afganistan işgaline kadar uzanan çok geniş bir alanda uzun bir zamandır güven problemi vardı.
Mali piyasalarda eylül ayında derinleşen kriz, Bush hükümeti ve icraatlarına karşı oluşan tepkinin finansal sonucuydu.
Amerika'da seçim hazırlıkları 1 yılı buluyor.
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, eylül ayında Lehman Brothers'ın batışına kadar Demokratlar'ın başkan adayı Obama ile Cumhuriyetçi McCain arasında ciddi bir fark yoktu.
Hatta McCain yarışı biraz önde götürüyordu.
Ne zaman ki dünyanın en önemli yatırım bankaları birer birer dökülmeye başladı, Amerikan halkının Obama'ya bakışı ciddi bir biçimde değişti.
Çünkü o güne kadar Obama ortalama bir Amerikalıya göre fazla solda, tecrübesiz, siyahi bir adaydı.
McCain ise her ne kadar Bush hükümetinin devamı olmadığını iddia etse de savaş kahramanı, tecrübeli bir Cumhuriyetçi olarak geniş kitlelerin desteğini arkasına aldı.
Fakat Amerikan ekonomisinde yaşanan türbülans sonrasında su yüzüne çıkan güven bunalımı, her iki anlamda da Obama'nın işine yaradı.
Çünkü Obama değişimi, yeniliği ve geleceği temsil ediyordu.
Oysa McCain krizin ortasında "Ekonomimizin temelleri çok sağlam" diyebilecek kadar geçmişi yani Bush iktidarını yansıtıyordu.
Buna bir de Cumhuriyetçiler'in tamamen ideolojik bir körlükle kendi başkanları tarafından hazırlanan 700 milyar dolarlık kurtarma paketine başlangıçta karşı çıkmasını ekleyin; bugün Beyaz Saray'da neden McCain yerine Obama'nın tercih edildiğini daha iyi anlayın. Demokratlar devlet müdahalesine daha yatkın oldukları için Bush hükümetinin kurtarma planına ilk günden itibaren büyük destek verdiler.
Böylece tüm dünyanın yeni dönemde karşı karşıya kaldığı güven bunalımında hem ekonomik hem de siyasi anlamda partizan olmayan proaktif politikalar izleyebileceklerini ispat etmiş oldular.
Zaten o gün itibariyle Obama anketlerde öne geçti ve dün Amerika'da ezici bir destekle başkanlık yarışını göğüsledi.
Sakın yanlış anlaşılmasın, Obama'nın iktidara gelişiyle bir günde tüm karmaşık ve devasa problemlerin biteceğini iddia etmiyorum. Sadece şunu söylüyorum: Eğer dünya şu yaşadığımız siyasi ve ekonomik güven bunalımından çıkacaksa -ki ben tedrici bir biçimde önümüzdeki yıl çıkabileceğine inanıyorum- bu işin dönüm noktası 4 Kasım seçimleri olacak.
İki anlamda dönüm noktası.
Hem krizin dibinin görülmesi hem de enkaz kaldırma, global siyasi ve ekonomik sistemin yeniden inşa edilmesi anlamında.
Biliyorum Obama resmen ocak ayının 20'sine kadar koltuğa oturmayacak.
Ama etrafında oluşturacağı takımla nasıl bir başkan olacağının sinyalini çok net bir biçimde verecek.
Hazine Bakanı şimdiden Obama ve ekibiyle geçiş sürecini tartışmaya başladı.
Önümüzdeki günlerde Bush G20 zirvesi için tüm dünya liderlerini Amerika'da topluyor. Bu toplantıların gerçek adresi Obama olacak. Şimdiden dünya liderleri Bush'tan çok Obama ve ekibiyle bir araya gelmenin çabası içindeler.
Dedim ya 4 Kasım birçok açıdan milat olacak.
Umarım Başbakan Erdoğan, Bush'un davetlisi olarak Amerika'ya giderken Obama ve ekibiyle bir araya gelme fırsatını yakalar. Değilse 4 Kasım miladının en azından ilk 3 ayı ıskalanmış olur.

ETİKETLER

haber