Gündem

Ne gâvuruz ne faşist!

Ahmet Türk’ü karşılamak için oluşturulan konvoya pazar günü İzmir’de saldırıya uğramasıyla ilgili İzmirliler konuştu.

27 Kasım 2009 02:00

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ü karşılamak için oluşturulan konvoya pazar günü İzmir’de saldırıya uğradı. Konuyla ilgili konuşan Hatay semtinin sakinleri faşist kelimesini kabul etmezken konvoyda Türk bayrağının bulunmamasından rahatsız olduklarını söyledi.

Demokratik açılım tartışmalarının gölgesindeki olayda DTP’liler “tahrik ve provokasyon”la suçlanırken, taş atanlar da “faşist” sözleriyle eleştirildi. Milliyet gazetesinde yer alan habere göre, Hatay Üçyol Caddesi’ndeki evlerinin, işyerlerinin camlarında hâlâ Türk bayrağı asılı olanlar “faşist” nitelemesini asla kabul etmiyor. Onların kızdığı şey, “TBMM çatısı altında siyaset yapan bir partinin mensuplarının bir Türk bayrağı bile taşımamasına”ydı.

Şermin Kurtuldu: Önce Başbakan ‘Gâvur İzmir’ diye bir laf çıkardı. Belki çağdaşlığımızı kastediyordu. Şimdi de ‘faşist’ dediler. O bayrağa nerede el kalkarsa, aynı tepkiyi gösterirdik. Abim 1974’te Kıbrıs’ta şehit düşmüş. O bayrak için kan döktü.

Mine Açıkgöz:Evde iş yapıyordum. Oğlum da bilgisayarının başındaydı. Önce normal bir konvoy zannettik. ‘Apo’ falan diye sloganları duyunca önce oğlum balkona fırladı, ardından ben. Duran konvoydaki araçlardan tezahüratlar geliyordu. Şehitlerin anısına dayanılmaz bir şeydi. Bize bakıp zafer işaretleri yapıyorlardı. Sonra oğlum bayrağı alıp aşağı koştu. Yüzyıllardır burada kardeş kardeşe yaşıyoruz. Tepkimiz doğu kökenli vatandaşlara değil, PKK bayrağı sallamalarına.

Zühre Karafırtınalar: 78 yaşındayım, beş dakikada aşağıya indim. Benim babam İzmir’de Atatürk’le birlikte savaştı. Giritlilerle, İtalyanlarla, Fransızlarla İzmir’de yıllarca kardeş olduk, komşu olduk. Herkes her parti için sevinebilir ama yaptıkları şehitlerimize hakaret gibiydi.

Tülin Karafırtınalar (kızı):Düğün konvoyu geçiyor sandık. Balkondan bakınca mahallenin gençlerini Türk bayrağı ile koşarken gördük. Biz de bayrak alıp annemle koştuk. Aslında sadece bayrak gösterecektik ama halk galeyana geldi. Halamın oğlu 1990’da ilk şehitlerden biriydi. O manzaraya dayanamadık. İzmir’in bu tepkisi doğaldır.

Aziz Doğan: Çok kalabalık bir konvoy geçti. Önce düğün konvoyu zannettik. Trafikte sıkışınca el - kol hareketleri yapmaya, hakaret etmeye başladılar. Bir anda herkes evlerinden aşağı inmeye başladı. Araçlarda bir tane Türk bayrağı yoktu. Apo posteri gösterip zafer işareti yapıyorlardı. İzmirliler rahat insanlardır, ama aşırı tahrik olduğu için kimse dayanamadı.

Hayri Güray: Konvoy trafikte sıkışınca arabalardan insanlara işaretler yapmaya başladılar. Bir anda kalabalık toplandı. Birkaç şehit yakını ellerinde bayraklarla inince herkes sokağa fırladı. Duyan eline bayrağını alıp geldi. Çevik Kuvvet arka caddede olduğu için anında geldi. Yoksa olaylar çok daha büyük olurdu.

Tahsin Koşar:Her şey bir anda oldu. Büyük gürültüyle geçen arabaları, Apo posterlerini, PKK bayraklarını görünce koştuk. Televizyonlarda kendimi görüyorum, sanki saldırmışız gibi... DTP’li olabilirler ama eğer bu bir partiyse, bir tarafında da Türk bayrağı olmalıydı. ‘Neden Türk bayrağı yok’ dedim. İçlerinden biri ‘Nedir sizdeki bu bayrak sevgisi’ deyince sinirlendim. 

Nail Doğan: Tepkimiz doğu kökenli vatandaşlara değil, DTP’ye. Tahrik unsuru çoktu. İzmir Türkiye’nin en demokratik şehridir, ama saygısızlık edenlere de seyirci kalamaz. Olaylar organize değildi, bir anda galeyana gelindi. Kadınlar apartmanlardan tencere attı.

Gökay Çalma: Biz DTP konvoyuna saldırmadık. PKK bayrağına saldırdık. İnsanları tahrik eden hareketler yaptılar. İzmir’de o bayrağı gösteremezler. İzmir ne gâvur, ne faşisttir. Cumhuriyetçidir. Eğer cumhuriyeti, vatanı korumakla faşist olunacaksa, evet faşistiz.

Kocaoğlu: Kınıyorum

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Aziz Kocaoğlu, geçen pazar günü DTP konvoyunun taşlanmasından sonra İzmirlilerle ilgili yapılan yorumlara çok sert yanıt verdi. Kocaoğlu, kendisinin ve İzmirlilerin, bazı medya mensuplarının dile getirdiği ‘Faşist İzmir’ sıfatını sindirmesinin mümkün olmadığını belirterek, “Bu İzmir üzerinde oynanan bir oyundur. İzmir’e komplodur. Maşalık yapmak için İzmir’e faşist diyenler, kafasını bir yere bırakanlar, kiraya veren insanlardır. İzmir’e faşist diyenleri, makamları, şöhret ve ünleri ne olursa olsun kınıyorum” dedi.

Dinç Bilgin: Kürtlerden korkan İzmirli düşünemiyorum

Yeni Asır gazetesinin eski patronu ve Sabah gazetesinin kurucusu olan İzmirli Dinç Bilgin, taşlamadan kısa süre önce www.egedesonsoz.com adresli internet gazetesine verdiği röportajda demokratik açılımı değerlendirmişti. Bilgin, “İzmir penceresinden açılım”la ilgili şunları söylemişti:

“İzmir’in demokratik açılıma karşı olmasını düşünmem mümkün değil. Ama İzmirlilere, arkadaşlarıma sorduğum zaman genel hava bu. Hepsi son derece tutucu, memleket bölünür korkusuyla düşünen... Şimdi bu insanın kafasının almadığı bir şey. Yani Türkiye’nin Kürt vatandaşlarından korkan, çekinen bir İzmirli düşünemiyorum... Eski İzmirli denen, bir avuç insan. Onun dışında herkes göçmen. Bu insanın içini acıtıyor biraz. Ve bunun politik getirisinin olması daha da beter ve insanı endişeye sevk ediyor. Olmaması lazım. Başka bir İzmir olması lazım. İzmir’in demokratik açılımda en azından Türkiye’de öncü şehir olması lazımdı.“

Yaşanan semboller savaşıdır

-  Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi  Doç. Dr. Tanju Tosun: 

İzmir’de milli infial refleksi var. İzmir toplumsal bir laboratuvar değil. Geçen yıl benzer bir olay Kayseri’de film çekimi sırasında kaleye dikilen Bizans bayrağında yaşandı. İki ay önceki Bursaspor - Diyarbakırspor maçında benzer şeyler oldu. İzmir’i böyle yaftalamak bilimsel ve adil değil. Burada anomik gruplaşma, yani insanların belirli toplumsal olaylara karşı bir araya gelmeleri ve tepki koymaları söz konusu. Ama neden bugün oldu? Yerel seçimde de DTP İzmir’de vardı. Neden geçen haftaya denk geldi diye düşündüğü-müzde, burada açılıma karşı refleks var. İzmirli “karşısında” olarak adlandırdığı unsurlara çok rahatlıkla tavır koyabiliyor. Hele birtakım semboller ve simgelerle karşılarına bir şey çıktığı zaman... Dolayısıyla bir anlamda semboller savaşı yaşanmıştır. Spontane gelişmiş.

Faşizmin içeriğini bilmeden İzmir’i suçlamak o kelimenin temel özelliklerini bilmemekle ilgili. MHP, CHP, DTP ve iktidara görev düşüyor. Bu politik dilin değişmesi gerek.

Şiddet olayı kente mal edilemez

-  Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ercan Tatlıdil:

Tarihten bugüne levanteni, Rumu, Ermenisi, Türkiye’nin dört yanından göç edeniyle barış içinde yaşar. Nüfusunun yüzde 60’ı, İzmir doğumlu değildir. Ancak herhangi bir şiddet olayının bir kente mal edilmesi yanlış. Bu önyargılar insanları üzüyor. Üslupta kullanılan kavramların kamu vicdanını yaralayıp, insanları ayrıştırmaması gerek. Türkiye’de farklılıklar üzerinden siyaset yapmanın hangi noktalara geldiğinin görülmesi açısından İzmir’deki olaylar önemlidir. Tek üst kimlik ‘ulusal kimlik’tir.

ETİKETLER

haber