Gündem

Murat İde: 'Üçüncüyü' yaptık ama elde var 'iki'!

"Yolcu garantisiyle hazineyi soyup soğana çevirip, bizi iki havalimanıyla baş başa bırakmayın"

11 Eylül 2018 15:14

Açılışına iki aydan kısa bir süre kalan 3. Havalimanı'nda  her şey 29 Ekim tarihine göre ayarlanıyor. Yeniçağ yazarı Murat İde, Atatürk Havalimanı'nın kapatılacağını hatırlatarak, yeni havalimanının 'üçüncü havalimanı' diye duyurulmasını yorumladı. İde, "İstanbul'un ÜÇÜNCÜ havalimanına ihtiyacı var' diyerek milyar dolarları harcayıp, yolcu garantisiyle hazineyi soyup soğana çevirip, sonunda da bizi İKİ havalimanıyla baş başa bırakmayın diyorum..Her 'ÜÇÜNCÜ havalimanı' dendiğinde 'heyyoooo' diye çığlık atan kardeşim, 29 Ekim'de ÜÇÜNCÜSÜ açıldığında bi say bakalım elinde kaç havalimanı var.." değerlendirmesinde bulundu. 

Yazar Murat İde'nin "Üçüncüyü' yaptık ama elde var 'iki" başlığıyla ( 11 Eylül 2018) yayımlanan yazısı şöyle: 

"Peki ne zaman açılıyor İstanbul'un acil ve vazgeçilmez ihtiyacı olan ÜÇÜNCÜ havalimanı?

Bir aksilik olmazsa 29 Ekim günü..

Dün 29 Ekim'de sınırdan silahlı peşmergeleri geçiren açılım aklı, bugün 29 Ekim'de İstanbul'da ÜÇÜNCÜ havalimanını açacak.. Buna da şükür..

Ancaaak size bir sorum var..

-ÜÇÜNCÜ havalimanı açıldığında, İstanbul'un İKİ havalimanından biri olan Atatürk Havalimanı ne olacak?

Kapanacak ve Millet Bahçesi olacak..

Peki kardeşim, kaç yıldır "İstanbul'un ÜÇÜNCÜ havalimanına ihtiyacı var" diyen siz değil miydiniz?

Atatürk'ü kapatınca elde kaç havalimanı kalıyor? İKİ..

E demek ki İKİ de yetiyormuş.. Niye yırttınız o zaman kendinizi bunca zaman, ÜÇÜNCÜ diye?

Kuşların göç yolu üzerindeki yenisiyle İstanbul'un 3 havalimanı olacaktı ve rahatlayacaktık madem, eldekini kapatıp niye ikiye düşürüyorsunuz?

Bunu konuştuğum bir meslektaşım ne dedi biliyor musunuz;

-E yenisi çok büyük ya.. İhtiyacı karşılar..

Yine sordum;

-O zaman niye YENİ diye değil de ÜÇÜNCÜ havalimanı diye pazarlandı..

Tık yok.. Çünkü detaylarda boğuluyormuşum..

Aksine, bak detaylara girmiyorum bile..

Yeni havalimanının yapıldığı bölgeye ilişkin davalar devam ederken oralı bile olmamalarına..

Bunu hatırlatanlara ajan-majan diye saldırmalarına..

Eski bir siyasetçinin, havalimanı-köprü-otoyol inşaatlarıyla değerini katladığı devasa arazisine yeni bir şehir hazırlığında olduğuna.. Bu yüzden de, referandumda iktidarın yanında poz verdiğine..

Muhalefet partisinin genel başkan yardımcısının, bütün bu işlerin taşeron firması olduğuna..

Üç liralık işlerin 10 liraya yaptırılarak, havuduyla götürüldüğüne..

Yeni havalimanının yapıldığı bölge için, bütün uzmanların, rüzgâr ve kuşların göç yolu gibi, havacılık için iki hayati konuda ciddi risk uyarısında bulunmalarına..

İstanbul'un akciğerleri olan kuzey ormanlarının, üçüncü köprü ve otoyolun ardından, bu kez de havalimanı için telef edildiğine..

Artık manda yoğurdu bulabilmenin bile mucize olacağına..

O bölgedeki otoyol-köprü-havalimanı-kanal gibi projelerin, bir bütün olarak ve yine doymaz iştahlı müteahhit kafasıyla yapıldığına, girmiyorum bile..

Hayata manda gibi bakarsan, ya çayıra salarlar ya da önüne konan otla idare edersin..

Sen manda sütünden imal edilen sağlıklı yoğurdu değil de mandalığı seçiyorsan sözüm yok..

Yapmayın demiyorum.. İhtiyaç varsa elbette yapın.. İşimize yarayacaksa elbette yapın..

Ama bi işi de doğru dürüst yapın Allah hakkı için..

"İstanbul'un ÜÇÜNCÜ havalimanına ihtiyacı var" diyerek milyar dolarları harcayıp, yolcu garantisiyle hazineyi soyup soğana çevirip, sonunda da bizi İKİ havalimanıyla baş başa bırakmayın diyorum..

Her "ÜÇÜNCÜ havalimanı" dendiğinde "heyyoooo" diye çığlık atan kardeşim, 29 Ekim'de ÜÇÜNCÜSÜ açıldığında bi say bakalım elinde kaç havalimanı var..

Fıkra uzun, anlatmayayım da, sonunu yazayım.. Marabası ağasına ne diyordu yolculuğun sonunda;

-Biz bu b.. niye yedik?

ÜÇÜNCÜSÜNÜ yaptık ama elde var İKİ..

Abdülhamid Han'a da ayıp, Atatürk'e de!

Her ne kadar küssek de, üniversiteden arkadaşım Habertürk yazarı Sevilay Yılman (Yükselir)..

Sosyal medyadan bir bilgi paylaştı, ortalık karıştı..

Dedi ki;

-Güvenilir bir kaynağım az önce "ÜÇÜNCÜ (Bak yine üçüncü) havalimanının adı Abdülhamid Han olacak" dedi..

Gerçi dünkü yazısında "Aceleci davranıp hata yaptım" dedi.. Ama ben bir gazetecinin (kaynağına güveniyorsa) yazı gününü beklemeden bir bilgiyi paylaşmasını hata olarak görmüyorum..

Sevilay'a 'hata' dedirten, pimi çekilmiş bombanın patlaması..

Öyle hazırız ki millet olarak, siyasiler eliyle yıllardır içinde boğulduğumuz o yapay polemiğe..

Hemen girdi devreye "Osmanlı-Cumhuriyet" polemikçisi borazanlar..

O gün ben de sosyal medyada fikrimi beyan ettim ve mealen dedim ki;

-Bir yanda Osmanlıcılık oynayan, diğer yanda Cumhuriyetçilik oynayan ve her ikisinin değerleriyle de çelişen iki sakat anlayışın bu anlamsız rekabeti, tarihimize karşı ayıptır.. Osmanlı da bizim, Cumhuriyet de.. Abdülhamid Han da kıymetlimiz ve değerimizdir, Mustafa Kemal Atatürk de.. Atatürk Havalimanı kapanmıyor, yeni havalimanına taşınıyor.. O yüzden, bu gereksiz arayış ve polemik yerine, yeni havalimanına Atatürk'ün adını da taşımak en doğrusudur.. Diğer türlü, Osmanlı-Cumhuriyet polemiğini, bu iki mümtaz isim üzerinden tazelemek ayıptır, ayıp..

Beni anlayanlar çoğunluktaydı.. Hem de ezici çoğunlukta..

Ama anlamayıp, "Malum polemik olsa da yesek" diye bekleşenler başladı şakımaya..

Vesileyle bir kez daha beyan edeyim fikrimi;

-Cumhuriyetin bütün değerleri gibi imparatorluğun değerleri de bizimdir.. Atatürk adının alternatifi, bir Osmanlı Han'ı olamaz.. Bunu düşünse düşünse, kısır ve yapay kamplaşmadan beslenen sakat kafalar düşünür..

Abdülhamid Han da bizimdir, Mustafa Kemal Atatürk de.. Bir tesise isim düşünülürken, hele de birinin adı konmuşken, ikisi arasında tercih üretmek, tarihimize de milletimize de yapılabilecek en büyük kötülüktür..

Bari bu kötülüğü yapmayın..

Olur da yaparlarsa, kendi adıma söz veriyorum, alırım elime Abdülhamid Han ve Atatürk posterlerini, giderim oraya..

Cahilce bir polemikten beslenen iki anlayıştan da ne kadar bıktığımı haykırırım..

Sonuç alır mıyım? Yıllardır süren bu iki taraflı yüzsüzlükten elbette bir sonuç beklemiyorum..

Ama bu saçmalıkla çoook enerji harcadık, çoook patinaj yaptık; Safımız belli olsun be abi.."

Yazının tamamı için tıklayın