Dünya
Deutsche Welle

Moskova'nın tezleri: Ukrayna ne kadar Rus?

Moskova, Ukrayna'nın Rusya'nın tarihi bir parçası olduğunu, suni bir şekilde Rusya'dan koparıldığını, devlet geleneği bulunmadığını savunuyor, Kiev'in egemenlik haklarını sorguluyor. Peki bu tezler ne kadar doğru?

25 Şubat 2022 17:07

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Pazartesi günü Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk'ın bağımsızlığını tanıma ve asker gönderme kararını açıkladığı tarihi konuşmasında tarihe de yoğun göndermeler vardı.

Günümüz Ukraynasının, "Bolşevik, komünist Rusya'nın bir ürünü" olduğunu vurgulayan Putin, bu sürecin 1917'deki Ekim Devrimi ile başladığını, devrim lideri ve Sovyetler Birliği'nin kurucusu Lenin'in "tarihte Rusya'ya ait olan Ukrayna'ya cumhuriyet statüsü vererek vahim bir hata yaptığını, bu bölgede yaşayan milyonlarca insanın fikrinin sorulmadığını" söyledi. Putin'e göre aslında "Rus" olan topraklarda bir Ukrayna kurulmasının mimarı Lenin'di.

Bağımsızlık mücadelesi ve Ukrayna Halk Cumhuriyeti

Ancak Ukrayna'da bağımsızlık hareketleri Lenin'in kararı öncesinde, Çarlık Rusyası döneminde başlamıştı. O dönem Ukrayna'nın büyük bölümü Çarlık Rusyası toprakları içinde, bir bölümü de 1918'e kadar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu içinde yer alıyordu.

Çarlık Rusyasına karşı bağımsızlık mücadelesi veren Ukraynalılar, Ukrayna Halk Cumhuriyeti adını verdikleri bir devlet ilan etti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu toprakları içindeki bölüm de bağımsızlığını ilan ederek 1919'da Ukrayna Halk Cumhuriyetine katıldı. Bu devletin ömrü sadece iki yıl kadar sürdü, 1920'de Kızıl Ordu Ukrayna'yı yeniden Sovyet topraklarına kattı.

Tarihçiler gerek Çarlık Rusyası gerekse Sovyetler döneminde Ukrayna'daki bağımsızlık hareketlerine ve iki yıllık cumhuriyete vurgu yaparak Putin'in "Ukrayna Lenin tarafından suni olarak Rusya'dan koparıldı" tezinin doğru olmadığına dikkat çekiyor.

"Kiev Knezliği" geleneğini sahiplenme yarışı

Moskova'nın Ukrayna konusunda tartışmalı bir diğer tutumu ise Rusluk tarihinde devlet geleneğini tek başına sahiplenmesi. Putin'in de temsil ettiği Rus milliyetçiliğinin kökeni, "Kiev Knezliği" ya da "Rus ülkesi" olarak bilinen imparatorluğa dayanıyor. Ancak 9'uncu yüzyıl sonlarından 13'üncü yüzyıl ortalarına kadar hüküm süren bu imparatorluk sadece Rusların değil Ukrayna ve Belarus halklarının da kökeni sayılıyor. Rusya gibi Ukrayna da devlet geleneğinin kökenini Kiev Knezliğine dayandırıyor.

"Kiev Knezliği" sonrasında Rusya siyasi olarak bir imparatorluk haline gelirken Ukraynalılar kendi devletlerini kurmayı başaramadı. 17'nci yüzyılda bugünkü Ukrayna'nın geniş kesimleri Rus imparatorluğunun bir parçası haline geldi.

Tarihe her ülke kendi açısından baksa da somut olan gerçek, Ukrayna'nın 1991'de Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının ardından 30 yıldır bağımsız bir devlet olduğu. 1991 Aralık ayında yapılan referandumda Ukrayna halkının yüzde 92'si bağımsızlık yönünde oy kullandı.

"Tek halk" tezi

Putin, bu ortak tarihe dayanarak bu ülkelerin "tek bir halk" olduğu tezini savunuyor. Gerçekte ise Rusya ve Ukrayna halkları yüzyıllar öncesinde birbirinden ayrılarak iki ayrı dil ve iki ayrı kültür geliştirdi. Yakın akrabalığa rağmen tarihi süreçte farklı halklar oluştu.

Ukrayna 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan etti. Ancak iki ülke arasında başlangıçta önemli gerilimler yaşanmadı. Hatta Ukrayna, bağımsızlığın hemen ardından Rusya ve Belarus ile birlikte kurulan Bağımsız Devletler Topluluğuna (BDT) dahil oldu. Rusya BDT'yi bu iki ülkedeki nüfuzunu korumak için bir araç olarak gördü.

Batı ile yakınlaşma yolları ayırdı
Ancak Rusya ile Belarus arasında güçlü bir ittifak oluşurken Ukrayna yüzünü giderek daha fazla Batı'ya döndü. Bu durum Moskova'yı rahatsız etse de gerek Batı'nın Ukrayna'yı Avrupa'ya entegre etme konusunda gösterdiği isteksizlik gerek Rusya'daki ekonomik ve siyasi istikrarsızlık ortamı gerekse o dönem patlak veren Çeçenistan savaşı nedeniyle Kiev ile bir kriz yaşanmadı. Moskova 1997'de imzalanan anlaşmayla, Kırım dahil olmak üzere Ukrayna sınırlarını tanıdı.

Ukrayna'nın Batı'ya yakınlaşması, 2004'te Batı yanlısı muhalefetin protestolarıyla gerçekleşen "Turuncu Devrim" ve 2014'te Rusya yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in devrilmesiyle sonuçlanan Meydan protestoları, ülkeyi Rusya ile Batı arasında yaşanan amansız güç mücadelesinin ortasında bıraktı. Rusya, 2014'te Kırım Yarımadasını ilhak etti, Ukrayna'nın doğusundaki Rusya yanlısı ayrılıkçı milislere desteğini artırdı. Batı yanlısı Ukrayna yönetiminin "Rusya tehdidi"ne karşı NATO'ya girme isteği Moskova'da bardağı taşıran son damla oldu.


Rusya "Kiev rejimi"nin egemenlik haklarını sorguluyor

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri harekatına gösterdiği en önemli gerekçe Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk'ta Rus vatandaşlarının da bulunduğu halkın korunması.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bu hafta dikkat çekici bir açıklama yaparak Rusya'nın bundan sonra izleyebileceği yolla ilgili ipucu verebilecek ifadeler kullandı. Ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğüyle ilgili 1970'de imzalanan "Devletler Arasında Dostça İlişkiler ve İşbirliğine İlişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri" konusundaki BM bildirgesine atıfta bulunan Lavrov, Kiev yönetiminin Kırım'da olduğu gibi ülkenin doğusunda da egemenlik haklarını yitirdiği mesajı verdi.

2014'te Yanukoviç'in devrilmesiyle sonuçlanan Batı destekli Meydan protestolarını "darbe" olarak nitelendiren Lavrov, "Ukrayna rejiminin 2014'teki darbe sonrasında Ukrayna'nın devlet sınırları içinde yaşayan tüm halkları temsil ettiğini sanırım kimse iddia edemez. Ukrayna'daki pek çok bölge, Ukrayna tarihinde trajik sayfalar açan anayasaya aykırı bu tür bir adımı reddetti. Kırım'da yaşananlar, Ukrayna'nın doğusunda yaşananlar, bu hükümetin, bu rejimin milyonlarca Ukraynalı tarafından reddedildiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.

DW,BK/HS

© Deutsche Welle Türkçe

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle