Gündem

"Milliyetçi seçmen 24 Haziran'da ne yapar?"

"24 Haziran MHP'nin yolculuğunun bundan sonraki seyrini tayin edecek"

05 Haziran 2018 10:34

Hürriyet yazarı Sedat Ergin, 24 Haziran'da yapılacak baskın seçimin en kritik sorularından birinin MHP'nin alacağı sonuç olduğunu kaydetti. Ergin, MHP'nin önceki dönemlerde aldığı oy oranları ve seçmen geçişlerini değerlendirerek, 24 Haziran'ın "MHP’nin yolculuğunun bundan sonraki seyrini tayin edecek olması bakımından hayati önemde" olduğunu bildirdi.

Ergin'in "Milliyetçi seçmen bu seçimde ne yapar?" başlığıyla (5 Haziran 2018) yayımlanan yazısı şöyle:

Bundan üç hafta sonra yapılacak seçiminin en kritik sorularından birini MHP’nin alacağı sonuç oluşturuyor. MHP içindeki muhalefetin partiden koparak İYİ Parti adında yeni bir kimlikle seçime girmesinin geleneksel Türk milliyetçisi seçmenin tercihlerine nasıl yansıyacağı, 24 Haziran’daki sonuçlar üzerinde belirleyici bir etki yapabilir.

Geçen seçimde MHP’ye oy vermiş seçmenin 2018’deki yönelişi, Türkiye’nin yeni siyasi dengesinin şekillenmesindeki en önemli faktörlerden biri olacaktır. Yerleşik MHP tabanı, az fire verip ‘cumhur ittifakı’nı desteklediği takdirde AK Parti’nin arzuladığı; aynı taban çok fire verip ‘millet ittifakı’na yaklaştığı oranda özellikle parlamentoda muhalefetin baskın çıkabileceği bir siyasi denge ortaya çıkacaktır.

*

Bu aşamada somut verilerden yola çıkarak yapabileceğimiz bir gözlem, MHP’nin başka partilerden oy alabilme ve kendi dışına oy kaptırma konusunda büyük esnekliğe sahip bir parti olmasıdır. Yazıda yer verdiğimiz tablo, bundan önceki seçimlerde MHP’nin hem merkez sağ, hem de muhafazakâr seçmenler için kolaylıkla bir çekim merkezi olabildiğini gösteriyor. Ancak bu oy hareketleri kolaylıkla MHP’den dışarı doğru da işleyebiliyor.   

MHP’nin Devlet Bahçeli’nin liderliği altındaki yirmi yıllık yolculuğuna baktığımızda, en önemli başarıyı 1999 yılında yakaladığını ve toplam 5.6 milyon oy alarak (yüzde 17.89) Bülent Ecevit’in DSP’sinden sonra Türkiye’nin ikinci büyük partisi haline geldiğini görüyoruz. Bu, MHP’nin tarihindeki en büyük başarıdır ve partiyi üç buçuk yıl süreyle iktidarın ikinci büyük ortağı yapmıştır. Bu seçimde MHP’nin başarısında belirleyici olan faktör, 90’lı yılların ortalarında DYP ile ANAP arasında süregelen kavgaların bu partilerin tabanlarında yol açtığı bıkkınlıktı. Merkez sağ zemindeki tepki oyları siyasetin yeni ve denenmemiş yüzü Devlet Bahçeli’nin MHP’sine kaymıştı.

Gelgelelim, 3 Kasım 2002 seçimi üçlü koalisyon döneminin çalkantılarının ardından MHP’nin de baraj altında kalmasıyla sonuçlanmıştır. MHP, Cem Uzan’ın Genç Parti’sinin milliyetçi tabandan kendisine çekebildiği desteğin de sonucu yüzde 8.3 oranına düşmüştür. MHP, 2.6 milyon oyla yüzde 10 barajının altında kalmış ve 22. Yasama Dönemi’nde Meclis’te temsil edilememiştir.

*

İlginçtir ki, 2002’de bu sert düşüşü yaşayan MHP, 2007 seçimine gelindiğinde oyunu neredeyse iki katına çıkartarak yaklaşık 5 milyon oyla yüzde 14.27 oranına gelmiştir. Burada MHP’nin hem 2002 seçiminde kaybettiği oyu geri aldığını, hem de DYP, ANAP gibi merkez sağ partilerin iyice erimeye başlamasından yararlandığını söyleyebiliriz.

MHP açısından en zor seçim 2011 yılında gerçekleşmiştir. Bunun nedeni, partinin özellikle Gülen cemaatinin kaset komplolarıyla iyice köşeye sıkıştırılarak baraj altında bırakılmaya çalışılmasıdır. AK Parti de o dönemde ittifak içinde olduğu cemaatin bu siyasi operasyonunun sonuçlarından nemalanmaya dönük bir strateji izlemiştir. 

Ancak maruz kaldığı bütün ağır darbelere ve parti üst yönetiminden pek çok milletvekili adayını kaybetmesine karşılık, MHP yine de sandıkta 5.6 milyon dolayında oy alarak kaybını çok sınırlı tutabilmeyi başarmıştır. O dönemde MHP’nin baraj altında kalmasını önlemek amacıyla CHP seçmeninden de sınırlı bir destek geldiği yaygın kanıdır. Ayrıca, daha sonraki 2014 yerel seçiminde iç Ege gibi bazı bölgelerde CHP ile MHP oyları arasında anlamlı bir geçişkenlik gözlenmiştir.

*

MHP’nin bir başka başarısı 7 Haziran 2015 seçiminde toplam oyunu 7.4 milyona çıkartarak yüzde 16.45’lik bir eşiğe gelmesidir. Bu, MHP’nin oran olarak 1999’daki başarısına en çok yaklaştığı sonuçtur. AK Parti’nin uğradığı büyük oy kaybı dikkate alındığında 7 Haziran’da muhafazakâr tabandan MHP’ye doğru anlamlı bir teveccühün belirdiğini söylemek yanlış olmaz. AK Parti’nin kaybı, MHP’nin kazancı olmuştur.

Buna karşılık, tam beş ay sonra yapılan 1 Kasım 2015 seçiminde durum dramatik bir şekilde tersyüz olmuştur. Terör hadiselerinin birbiri ardına patlak vermesinin yarattığı bir atmosferde girilen seçimde, MHP neredeyse 1.8 milyonluk bir kayıpla 5.6 milyon oya inerek bir kez daha çok sert bir düşüş yaşamıştır. Bu seçimde AK Parti’nin oyunu 18.3 milyondan yaklaşık 23 milyona çıkardığı hesaba katıldığında, MHP’deki kaybın neredeyse blok bir şekilde AK Parti’ye gittiğini söyleyebiliriz. Bütün bu veriler MHP’nin sandıktaki hem iniş, hem de çıkışlarının genellikle sert bir şekilde gerçekleştiğini gösteriyor. Üç hafta sonra yapılacak seçimde, bu yazıda yer alan tabloda nasıl bir sonucun belireceği, MHP’nin yolculuğunun bundan sonraki seyrini tayin edecek olması bakımından hayati önemdedir.