Gündem

MAHKEME PINAR SELEK'İN BERAATİNDE DİRENDİ  İSTANBUL (A.A)

09 Şubat 2011 15:47

-MAHKEME PINAR SELEK'İN BERAATİNDE DİRENDİ  İSTANBUL (A.A) - 09.02.2011 - İstanbul 12. Ceza Mahkemesi, verdiği ara kararda, Mısır Çarşısı'ndaki patlamaya ilişkin sosyolog Pınar Selek ile Abdülmecit Öztürk hakkında daha önce verilen beraat kararında direnilmesine hükmetti.  Mısır Çarşısı'nda 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin de yaralandığı patlamaya ilişkin haklarındaki hüküm Yargıtayca bozulan sosyolog Pınar Selek'in de aralarında bulunduğu 5 sanığın yeniden yargılandığı davada, esas hakkında görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararına uyulmasını talep etti. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz olan sanıklar Pınar Selek, Abdülmecit Öztürk, Heval Öztürk, Maşallah Yağan ve Kadriye Kübra Sevgi katılmadı. Sanık Kadriye Kübra Sevgi haricinde, diğer 4 sanığı avukatları temsil etti. Duruşmayı, yazar Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, İstanbul BDP Milletvekili Akın Birdal ve eski Türk Tabipler Birliği Başkanı Gencay Gürsoy ve DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamenter Komisyonu Eş Başkanı Helene Flautre'nin de olduğu Avrupalı parlamenterler ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden çok sayıda kişi takip etti. Duruşmada, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararına ilişkin diyecekleri sorulan Pınar Selek ve diğer sanıkların avukatları, mahkemenin, 23 Mayıs 2008'de verdiği ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulan kararda direnmesini talep etti. Sanık Pınar Selek'i temsil eden 30'yakın avukattan söz alan Pınar Selek'in babası Alp Selek, Fahri Delen, Ayhan Erdoğan ve Akın Atalay, mahkemenin kararında direnmesi gerektiğini söylediler. Duruşmada söz alan Pınar Selek'in avukatlarından Ayhan Erdoğan, Mısır Çarşısı'ndaki patlama olayını sunum eşliğinde fotoğraflarla anlattı.  Avukat Akın Atalay, ''İddia makamının yanlışlığıyla ortaya çıkan ucube durumun kamuoyuna açıklanması gerektiğini düşünüyorum'' diyerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun verdiği kararda, dosyaya sunulan 2 bilirkişi raporuna dayanarak, Selek'in ceza alması gerektiği yönünde görüş belirttiğini ifade ederken, dönemin İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy başkanlığındaki heyetin, 2 Kasım 1998'de sundukları raporda, ''bomba denmediğinin'' Atasoy tarafından gazetelere verilen mülakattan anlaşılacağını söyledi. Atalay, röportajlarının yer aldığı iki gazete haberini mahkemeye sunduğu Atasoy'un, ''Raporum, daha ileri araştırmalar yapılması gerektiğini belirten bir yol haritası niteliğindedir. Patlamanın bombadan kaynaklandığı söylenmemiştir... Bomba demedim. 'İnceleme yapılsaydı, patlama tüpten mi yoksa bombadan mı anlaşılırdı'' ifadelerini de duruşmada okudu. Avukat Atalay, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Atasoy'un içeriğini belirttiği söz konusu bilirkişi raporlarını, bomba kanıtı olarak sunduğunu ve dosya üzerinden inceleme yapan bir yargıcın değil, olay yargıcının gerçeği görebileceğini aktardı.  Atalay, ''Mahkemenizin duruşmada vicdani kanaatine sahip çıkması gerekmekte olduğunu düşünüyorum ve kararda direnilmesini talep ediyoruz'' dedi.    Sanıklar Maşallah Yağan, Abdülmecit Öztürk ve Heval Öztürk'ün avukatı Mehmet Erbil de müvekkili Yağan'ın Kocaeli Cezaevinde başka suçtan tutuklu bulunduğunu, sanık Adbulmecit Öztürk ve Heval Öztürk'ün ise bir yakınları vefat ettiği için duruşmaya gelemediğini söyledi. Duruşmada esas hakkında görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararına uyulmasını ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesini istedi. -DAVANIN GEÇMİŞİ- Mısır Çarşısı girişindeki ''Ünlüoğlu Büfe''de 9 Temmuz 1998 tarihinde meydana gelen patlama sonucu Beyhan Sürücü, Erdi Karacan, Tuncay Özkan, Fethi Çulfas, Salih Karabıyık ile Engin ve Ergin Tuncer kardeşler hayatını kaybetmiş, 9'u yabancı uyruklu 127 kişi de yaralanmıştı. Olayın ardından değişik tarihlerde yapılan operasyonlarda, sosyolog Pınar Selek'in de aralarında bulunduğu 15 kişi yakalanmıştı. Sanıklar hakkında açılan ve İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde 8 Haziran 2006 tarihli duruşmada karara bağlanan davada, sanıklardan Alaattin Öget, ''Devletin hakimiyeti altındaki toprakların bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemde bulunmak'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, Abdülmecit Öztürk ile İsa Kaya ise aynı suçtan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme heyeti, Erdal Nayır'ın örgüt adına öldürülmesi eyleminde gözcülük yapan Kadriye Kübra Sevgi ile Heval Öztürk'e ''Yasa dışı örgüt üyesi olmak'' suçundan 12,5'ar yıl hapis, Maşallah Yağan'a da Küçükyalı İdealtepe'de bir parka bomba koyduğu gerekçesiyle 5 ay hapis cezası verdi.      Mısır Çarşısı'ndaki patlamaya, bombanın mı yoksa LPG'nin mi neden olduğunun kesin tespiti yapılamadığı için sosyolog Pınar Selek ve sanıklardan Abdülmecit Öztürk'e bu konuya ilişkin ceza verilmesine gerek görmeyen mahkeme heyeti, Selek'in de aralarında bulunduğu ve ''Yasa dışı örgüte yardım ve yataklık etmek''le suçlanan 9 sanık hakkındaki davayı ise zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırdı.      Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 17 Nisan 2007 tarihli bozma ilamında, sanıklardan Kadriye Fikret Sevgi'ye ''Ek savunma hakkı verilmediği'', Heval Öztürk'e ilişkin de eksik inceleme yapıldığını kaydetti.      Sanık Abdülmecit Öztürk hakkında davanın iddianamesinde bulunmamasına rağmen ''Erdal Nayır'ı öldürme talimatı vermek'' eyleminden hüküm kurulduğunu belirten ceza dairesi, Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk hakkında ''Ceza verilmesine gerek olmadığı'' yönündeki kararı da yerinde bulmadı. -2. KARAR       Bunun üzerine yeniden yapılan yargılamada mahkeme heyeti 23 Mayıs 2008 tarihinde Erdal Nayır'ın öldürülmesi eylemine ilişkin yargılanan sanıklardan Alaattin Öget'i eski TCK'nın 125. maddesi uyarınca ''Devletin hakimiyeti altındaki toprakların bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemde bulunmak'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.   Yine aynı olaya ilişkin yargılanan İsa Kaya'nın, aynı suçtan müebbet hapisle cezalandırılmasına karar veren mahkeme heyeti, Kadriye Kübra Sevgi, Heval Öztürk ile Abdülmecit Öztürk'e, ''Yasa dışı örgüte üyesi olmak'' suçundan 12,5'ar yıl, Maşallah Yağan'ı da Küçükyalı İdealtepe'deki bir parka bomba koyduğu gerekçesiyle 6 yıl 8 ay hapisle cezalandırdı. Mahkeme heyeti, Mısır Çarşısı'ndaki patlamaya bombanın mı yoksa LPG'nin mi neden olduğunun kesin tespiti yapılamadığı için diğer sanıklardan sosyolog Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk'ün bu suçtan beraatına hükmetti. Selek'in eylemlerinin ''Yasa dışı örgüte yardım ve yataklık etmek'' kapsamında kaldığını kaydeden mahkeme heyeti, Selek ve aynı suçtan yargılanan diğer sanıklar Suat Kayak, Erkan Öget, Menderes Öget, Alican Öget, Hasan Kılıçdoğan, Delibaş Arat, Ercan Alır ve Baran Öztürk hakkında, ''Yasa dışı örgüte üye olmak ve yardım yataklık etmek'' suçlarından açılan kamu davasını zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırdı. -2. BOZMA KARARI Yerel mahkemenin hükmünü inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi 10 Mart 2009 tarihli kararında, Pınar Selek'in ''Sosyolojik araştırma yapma'' adı altında silahlı terör örgütü üyeleri ile irtibata geçip Fransa ve Romanya'ya gittiği, siyasi eğitim ve kod adı aldığı, İstanbul'da ''Azat'' kod adlı örgüt mensubu ile irtibat kurup bomba imal ettiği, diğer sanık Abdülmecit Öztürk ile beraber Mısır Çarsısı'na bomba koyduğu belirtildi.  Pınar Selek, Abdülmecit Öztürk, Heval Öztürk ve Kadriye Kübra Sevgi'nin eylemlerinin müebbet ağır hapis cezası öngören eski TCK'nın 125. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında ve delil değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek hüküm kurulduğu belirtilen kararda, Maşallah Yağan'ın da bomba koyma eylemi bir bütün olarak değerlendirildiğinde TCK'nın 174. maddesi kapsamında kaldığı, ancak sanık hakkında 170. maddeden hüküm kurulduğuna yer verildi. Kararda, belirtilen nedenlerle Pınar Selek, Abdülmecit Öztürk, Heval Öztürk, Kadriye Kübra Sevgi ve Maşallah Yağan hakkındaki hükmün bozulduğu kaydedildi. -YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ İTİRAZI Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise Daire'nin bu kararına Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk açısından itiraz etti.  Başsavcılığın itirazında, diğer sanık Abdülmecit Öztürk'ün, polis ifadesini kabul etmemesi üzerine alınan ek ifadesinde, eylemi Pınar'la birlikte gerçekleştirdiklerini söylediği, sanık Öztürk'ün bu şekildeki ifadelerinin yan delillerle desteklenmedikçe bir ''ikrar'' olarak kabul edilemeyeceği belirtildi.     İtiraz başvurusunda, patlamanın bir bomba nedeniyle olup olmadığının maddi bulgularla ve bilimsel olarak kanıtlanamadığı, olay yerine ilk giden bomba imha uzmanlarının tutanaklarında ve raporlarında bombaya dair bir bulguya rastlanılmadığının belirtildiği, dosya içerisinde bu ve buna benzer çok sayıda değerlendirme ve bilirkişi raporlarının bulunduğu, bütün bu raporlar göz önüne alındığında patlamanın nedeninin tam olarak tespit edilemediği kaydedildi. Başsavcılık, bu nedenle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararının yerinde ve doğru olduğunu savunarak, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararının kaldırılmasını istedi.     Başsavcılığın itirazını reddeden Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 9. Dairenin bozma kararının yerinde olduğuna hükmetti. -YAŞAR KEMAL VE GÜNTER GRASS'DAN DESTEK- Davayla ilgili olarak Avrupalı gözlemciler basın açıklaması yaptı. Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi önünde toplanan ve aralarında gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarından temsilciler ile Avrupalı heyetlerden kişilerin olduğu kalabalık bir grup, ''Hep Tanığız Hala Adalet Bekliyoruz'' dövizleri taşıdı. AB-Türkiye Karma Parlamenter Komisyonu Eş Başkanı ve Avrupa Parlamentosu (AP) Yeşiller Milletvekili Helene Flauture, burada yaptığı açıklamada, ''Pınar Selek'in bugün 13 yıllık hukuki tacizin ardından bir kez daha yargı önünde olacağını ve patlamanın bir gaz kaçağı nedeniyle olduğunu belirten birçok rapora rağmen bu davalarda Mısır Çarşısı'na bomba koymakla suçlandığını'' belirtti. Flauture, şunları söyledi: ''Türkiyeli bu sosyoloğun, yazarın, aktivistin suçları neler? Toplumu incelemek ve tabularını sorgulamak ve savunmasız durumdakilerin yanında olmak. İki kez beraat etmiş olduğu halde, dosyasına hiçbir yeni öge eklenmeksizin davası Yargıtaydan geri döndü ve Türkiye'nin insan hakları yükümlülükleri açısından ne anlaşılabilir ne de kabul edilebilir bir hukuki hamle ile şimdi müebbet hapis cezası riski altında.''  -AVRUPA PARLAMENTOSUNDA TARTIŞILACAK- AP'ye davet edildiğinde Selek'in 13 yıldır süren adaletsizliğin ve devam eden tehditlerin hikayesini, geçmişini dinlediklerini belirten Flauture, ilk davadaki hakimler gibi masumiyetine inanarak ''Pınar'ın dostları grubuna'' katılmaya karar verdiklerini ve özgür bir hayat kurabilmesi için bugün yeniden beraat etmesini ümit ettiklerini dile getirdi. ''Davasını gözlemlemek ve adalet için olan mücadelesi boyunca onu desteklemek için bu talebimizi Avrupa Parlamentosunda tartışmaya açmaya karar verdik'' ifadesini kullanan Flauture, bu nedenle duruşma günü olan bugün İstanbul'a geldiklerini sözlerine ekledi. -AVRUPALI 21 ÖRGÜTTEN SELEK'E DESTEK- Grupta bulunan Alman Parlamentosu üyesi Angelika Graf, Alman Sol Parti Die Linke Meclis Grubu Sözcüsü Kathi Seefeld, Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) Başkan Vekili Eugene Schoulgin, PEN Almanya adına sürgündeki Yazarlar Programından Sorumlu Başkan Vekili Christa Schuenke, Ulusal Fransız Derneği olan Sosyoloji Öğretim Üyeleri ve Araştırmacıları (ASES) Başkanı Frederic Neyrat, Sınır Tanımayan Araştırmacılar (CSF) örgütünden Cecile Kovacshazy, Belçika Sosyalist Partisi Bürosu üyesi Simone Susskind, Fransa'dan feminist Sosyolog Marie-Victoire Louis, Fransız tarihçi Etienne Copeaux, Alman yazar Günter Wallraf ve İsveç Parlementosu üyesi Amineh Kakabaveh ile Almanya Cumhuriyetçi Avukatlar Derneği (RAV), Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), Dünya İşkence Karşıtı Örgütünün (OMCT) ortak programı olan İnsan Hakları Savunucularını Koruma Gözlemevi, Uluslararası Savaş Karşıtları (WRI), Almanya Bağımsız Kadın Sığınma Evleri Bilgi Merkezi (ZIF) ve Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonundan (IGLHRC) bazı kişilerce basın açıklamaları yapıldı. -5 DİLDE YAZILAN BASIN AÇIKLAMASI- Bu açıklamalar, basın mensuplarına yazılı olarak dağıtıldı. Basın mensuplarına ayrıca AB Türkiye Delegasyonu'ndan Sema Kılıçer ile IGLHRC'den Onur Fidangül'ün de olduğu çoğu Avrupalı siyasetçi ve sivil toplum kuruluşu başkanı, üyesi, sözcülerinden oluşan 37 ismin yer aldığı ''gözlemciler listesi'' de verildi. Dağıtılan bildiriler içinde yer alan ve 5 dilde yazılan bir basın açıklamasında da ''İtalya, Almanya ve Fransa'dan Pınar Selek ile dayanışma heyetleri olarak burada bulunuyoruz. Selek'e destek vermeye karar verdik çünkü kendisi feminist ve antimilitarist bir aktivist olarak herkes için barış ve adalet mücadelesi veriyor'' denildi. Açıklamada, 5 dilde ''Pınar Selek yalnız değil'' ifadesine yer verildi. Gruptakilerden biri tarafından ünlü Alman yazar ve PEN Almanya Onursal Başkanı Günter Grass'ın mesajı da okundu. Grass, mesajında, ''Ülkesindeki azınlıkların haklarını cesurca savunan genç Türk sosyolog ve yazar Pınar Selek'in 12 senedir yargı gücü tarafından rahat bırakılmaması bir skandaldır. Bununla birlikte daha büyük bir skandal ise kendisine itham edilen suçlardan daha önce iki kere beraat etmesine rağmen Yargıtayın bu kararı bozmuş olmasıdır. Bu ülkede ve tüm dünyada bu davaların derhal sonlandırılmasını isteyen insanların yanındayım. Türk yargı organının bu davayı makul bir biçimde ele alacağına inanıyorum'' ifadelerini kullandı. -YAŞAR KEMAL DE DESTEK VERDİ- Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi önünde toplanan gruba ünlü yazar Yaşar Kemal, DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, öldürülen gazeteci Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, sanatçı Lale Mansur ve gazeteciler ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu üyeleri de katıldı. Selek'in babası avukat Alp Selek, gazetecilerin sorduğu, ''Bu davada size göre Dink davası gibi simge bir dava mı oldu?'' sorusuna, ''İstemediğimiz bir olay kendiliğinden gelişiyor yani'' dedi. ''Davadan beklentiniz nedir?'' diye sorulan Selek, ''beraat bekliyorum'' diye konuştu. Alp Selek, ''Pınar Selek Almanya'dan gelmeyi düşünüyor mu?'' sorusuna karşılık da ''Düşünüyor tabii. Ama doktoru, işkence raporuna dikkat çekerek, üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen, emniyette gördüğü büyük işkencenin, onda bıraktığı psikolojik hasarın geçmesi için başka işlerle uğraşması gerektiğini söylüyor. Bu nedenle şu sıralar o işlerle uğraşıyor. Psikolojisini toparlamak üzere'' yanıtını verdi. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi de ''Burada günlerdir hep adalet aranıyor. Hrant Dink davasında da, Pınar Selek davasında da adalet aranıyor ve insanları rahatlatacak bir karar bekleniyor. Bu davada, herkesin vicdanını rahatlatacak bir sonucun çıkmasını bekliyoruz. Türkiye bunlarla meşgul olma yerine, gerçekten hukukun egemen olduğu bir süreci yakalasa ve Türkiye gerçekten adil bir hukuk sistemini vicdanlarda çözse daha iyi sorunu aşarız'' dedi.

ETİKETLER

haber