Ekonomi

Mahfi Eğilmez: Küresel krizin çözümü için maliye politikasına ihtiyaç var

Mahfi Eğilmez: Maliye politikası sanki yer yarılmış da sırra karışmış gibi ortada hiç görünmüyor. Kimse vergi oranlarının düşürülmesini, kamu harcamalarının artırılmasını, teşviklerin genişletilmesini tartışmıyor

03 Temmuz 2014 15:06

Mahfi Eğilmez 

Ekonomi politikasının mevcut çerçevesi

20. yüzyılın ilk iki çeyreği maliye politikasının egemenliğinde geçti. Sonraki dönemde işin içine para politikası da girdi. Yirminci yüzyılın üçüncü çeyreğinde para ve maliye politikasının birlikte uygulanmasının ideal birleşim olacağı düşüncesi yaygındı. Hatta bu karma uygulama “Friedman’ın başını Keynes’in gövdesine oturtmak” biçiminde özetleniyordu. Yüzyılın son döneminde ekonomi politikasında ağırlık para politikasına kaydı. 21. yüzyılın ilk döneminde maliye politikası, para politikasının iyi işlemesi için altyapı hazırlayan bir politika konumuna gerilerken küresel krizle birlikte para politikası uygulamasını desteklemek üzere makro ihtiyati politikalar devreye sokulmaya başladı.

Yirmibirinci yüzyılın ilk 15 yılı ve özellikle de küresel kriz dönemi, maliye politikasının rafa kalktığı bir dönem oldu. Küresel krizle mücadelenin neredeyse tamamı artık para politikası araçlarıyla ve onu desteklemekte kullanılan makro ihtiyati önlemlerle yürütülüyor. Faiz politikası etkin olarak kullanılıyor, niceliksel gevşeme gibi sanki başka bir araçmış gibi gösterilen karşılıksız para basımına yaygın olarak başvuruluyor, merkez bankalarınca tahvil alımı yapılarak açık piyasa işlemleri yeni bir buluşmuş gibi sunuluyor. Merkez bankaları, bankalara uzun vadeli ve düşük faizli kredi açarak likidite bolluğu yaratmaya çalışıyor. Yani para politikası farklı adlar ve yaklaşımlar altında yoğun biçimde uygulanıyor. Öte yandan makro ihtiyati önlemler olarak adlandırılan uygulamaların çoğu da aslında dolaylı olmayan para politikası önlemlerinin yeniden organize edilmesiyle ortaya çıkmış bulunuyor. Kredilere çeşitli sınırlamalar getirilmesinin eski tip para politikasının bir önlemi olan kredi tayınlamasından çok da büyük bir farkı yok.  

Buna karşılık maliye politikası sanki yer yarılmış da sırra karışmış gibi ortada hiç görünmüyor. Kimse vergi oranlarının düşürülmesini, kamu harcamalarının artırılmasını, teşviklerin genişletilmesini tartışmıyor. Bir ara Japonya bu alanda bazı adımlar attıysa da o da tümüyle para politikasına döndü.

 

Para politikasının öne çıkması

 

Para politikası niçin ön plana çıktı? Niçin örneğin hazineler ihraç ettikleri tahvilleri erken ödemeye tabi tutmuyor da merkez bankaları onların çıkardığı tahvilleri satın alıp karşılığında piyasaya likidite vermeye çalışıyor?

Ekonomi politikasının merkez bankalarına devredilmesinin siyasal iktidarları rahatlatan bir görünümü olduğunu kabul etmek gerekiyor. Vergi oranlarını düşürdüğümüzü ve bu yolla kullanılabilir geliri artırdığımızı, talebi de bu şekilde artırmayı planladığımızı varsayalım. Bu durumda işler normale döndüğünde vergi oranlarını yeniden artırmak siyasal iktidara oy kaybettirecek bir hamle olarak karşımıza çıkacaktır. Ya da kamu harcamalarını örneğin kamu çalışanlarının ücretlerine zam yaparak artırdığımızı düşünelim. Bu durumda işler normale döndüğünde bu zamları geri alamayacağımıza göre bu artış yeni bir baz oluşturacak demektir. Siyasal iktidar bu kez o zammın altında kalarak eleştiriye uğrayacaktır.

Oysa bütün bu işleri merkez bankası aracılığıyla yapmanın siyasal iktidara doğrudan yansıyacak bir yanı bulunmuyor. Sonuçta merkez bankası bağımsız olduğuna göre uygulamanın sorumluluğu da onun üzerinde kalacaktır.

 

Maliye politikasına ihtiyaç var

 

Para politikasının ve onun eski uygulama biçimlerinin yenilenerek çıkarılmış versiyonu olan makro ihtiyati önlemlerin ön plana çıkmasının altında yatan siyasal nedenleri anlamak ve makul bulmak elbette ki mümkün. Buna karşılık küresel krizin çıktığı andan bugüne geçen yıllar içinde ortalığa saçılan trilyonlarca dolara karşın henüz çözümden uzak olmamız bize uygulanan ekonomi politikasının ya yanlış ya da yetersiz olduğunu gösteriyor. Uygulanan politika yanlış olabilir çünkü bu politika küreselleşmenin getirdiği yaygın sermaye hareketleri serbestliğinden önceki döneme hitap eden bir uygulama. Parasal önlemler krizin etkilediği yerle sınırla kalmayıp yayılıyor ve asıl yerdeki etkisi zayıflıyor. Oysa maliye politikası önlemleri büyük ölçüde olayın olduğu yerde sonuç veren önlemler.

Bunu bir örnekle açıklayayım. Para politikası uygulamasının günümüzdeki biçimlerinden birisi merkez bankasının bankaların elindeki tahvilleri alıp onlara para vermesi ya da merkez bankasının doğrudan bankalara uzun vadeli, düşük faizli kredi açması olarak ortaya çıkıyor. Bu uygulamadan amaç bankalara daha fazla ve kolay erişilebilir likidite vererek onların da kişi ve kurumlara kolay kredi açmasını sağlamak. Bu yolla harcamalar ve dolaysıyla talep artacak ve ekonomi canlanacak. Bu uygulama Keynesyen maliye politikasının günümüzde para politikasına dönüştürülmüş halini yansıtıyor. Ne var ki günümüzde küreselleşmenin getirdiği bir sermaye hareketleri serbestliği var. Faiz nerede yüksekse para oraya akıyor. Bir başka ifadeyle bankalar aldıkları bu paranın çoğunu ya doğrudan doğruya ya da fonlar aracılığıyla daha yüksek faiz veren gelişme yolundaki ülkelere yatırıyorlar ve bu önlem sorunun olduğu yerde yeterli sonucu vermiyor. Başka bir ifadeyle gelişmiş ülkede piyasayı canlandırmak için dağıtılan para gelişme yolundaki ülkelerin piyasalarını canlandırıyor. Oysa tersini yapıp tepeden dağıtım yapmak yerine aşağıdan yukarı düzenleme yapılsa sonuç farklı olabilir. Yani örneğin maliye politikası aracılığıyla vergi oranlarını düşürüp kişilerin ellerinde daha fazla harcanabilir gelir kalmasına imkan verilse bu ek imkanlar dışarıya sızmak yerine yerinde harcamaya dönüşebilir. Çünkü kişiler bankalar kadar organize olmadığı gibi onlar kadar sofistike bilgiye de sahip değiller.

Özetle şunu söylemeye çalışıyorum: Küresel krizden çıkış için uygulanan para politikasının yarısı kadar maliye politikası da uygulansaydı sonuç çok daha farklı olurdu.

Not: Mahfi Eğilmez'in bu yazısı www.mahfiegilmez.com sitesinden alınmıştır.