Gündem

Köşe yazarları Ersanlı ve Zarakolu'nun tutuklanmasına ne dedi?

Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Belge Yayınları sahibi, yazar Ragıp Zarakolu'nun KCK davası kapsamında tutuklanmalarını

02 Kasım 2011 02:00

T24 - Köşe yazarları, Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu'nun KCK davası kapsamında tutuklanmalarını köşelerinde değerlendirdi.

İşte o yazılar:


'Demokrasi çabalarına ağır bir darbe'

Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Erginin "Prof. Ersanlı'yı tutuklamak" başlığıyla yayımlanan (2 Kasım 2011) yazısı şöyle:

(...) Son tutuklamaların bazı aydınların hükümete bakışlarında bir kırılma yaratmakta olduğu da gözleniyor. Demokratikleşme perspektifi ile hükümete kuvvetli bir destek vererek, entelektüel düzeyde meşruiyet kazandırmış olan bu kesimlerde AK Parti’nin tutumu konusunda bir sorgulamanın uç vermesi kaçınılmazdır.  Ayrıca, son tutuklamalar dış dünyada KCK operasyonları konusunda zaten belirmiş olan eleştirel havanın daha da sertleşmesini beraberinde getirecektir. Prof. Ersanlı’nın tutuklanmasının sembolizmi, aynı zamanda BDP adına anayasa görüşmeleri için katkı sunan, AK Parti ile görüşme masasına oturan parti heyetindeki isimlerden biri olmasıdır. Bu tutuklamanın anlamı, müzakere ve diyalog seçeneğine hayat hakkı tanımadığı mesajını taşımasıdır.

Yazının tamamı için TIKLAYIN


'Yanılıyor muyum Sayın Başbakan?'

Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu'nun "Başbakan'a açık mektup..." başlığıyla yayımlanan (2 Kasım 2011) yazısı şöyle:

Dün, yıllardır verdikleri radikal ama meşru özgürlük ve demokrasi kavgasıyla tanınan iki arkadaşımız, Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakol KCK operasyonları sonucu tutuklandı. Kılı kırk yarmak, şiddet ve siyaseti ayırmak, demokrasiden, özgürlüklerden taviz vermemek bu mu? Diyeceksiniz ki, 'bu yargının işidir, biz karışmayız...' Gazetelerde, tutuklanan kişilerle, örneğin Ersanlı ve Zarakol'la ilgili yayınlanan, imaj karalama amaçlı derin polis fişlerini okuyor musunuz? Tutuklama kararlarıyla bu yayınların eş zamanlı olduğunu görüyor musunuz? (...) KCK bölgede o denli yaygın ki, asayişçi bir bakışla o bölgede yaşayan herkes, bölgeyle ilişkisi olan her kişi KCK'yla bağlantıdan tutuklanabilir. KCK üzerinden farklı siyasi duruş, talep ve ilişkiler zaptı rapt altına alınabilir. KCK vesile ederek baskı iklimi üretebilir. Örgütle, silahla, şiddetle ilgisi olmayan Ersanlı ve Zarakol gibi isimler de bu yolla tutuklanmadılar mı? (...) Yanılıyor muyum, Sayın Başbakan?

Yazının tamamı için TIKLAYIN


'Bu ülkede Büşra ve Ragıp olmak'

Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Doğan'ın bugünkü (2 Kasım 2011) yazısı şöyle:

Prof. Dr. Büşra Ersanlı Terörle Mücadele Yasası (TCK madde 301) kapsamında, KCK operasyonu çerçevesinde tutuklanıyor. Belge Yayınları sahibi, Ermeniler, Kürtler, Yahudilerle ilgili pek çok kitap yayınlamış Ragıp Zarakolu da, yine KCK çerçevesinde, yine TCK 301. madde kapsamında tutuklanıyor. İkisi de BDP Siyaset Akademisi çalışmalarına ya katılmış ya da o akademinin açılışında yer almış. İkisine de, terör örgütü üyesi muamelesi çekiliyor. Alman Başbakanı Merkel Türkiye’den Almanya’ya göçün 50. Yıldönümü nedeniyle konuk ettiği Başbakan Erdoğan’a bu tutuklamaları sorsa, Erdoğan Ersanlı ve Zarakolu için yine, “bizde düşünce suçlusu yok, tutuklananlar teröristtir” diyebilir mi?

Yazının tamamı için TIKLAYIN


'Devlet kendini zehirliyor'

Zaman gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan'ın "Mukabil intihar: KCK operasyonu" başlığıyla yayımlanan (2 Kasım 2011) yazısı şöyle:

KCK'lıların tutuklanmasıyla KCK'nın bitmeyeceği apaçık. Öte yandan devletin bu yapılanmayı görmezden gelmesi de beklenemez. Ama bu işi nasıl yaptığınız, kafanızdaki 'çözümün' ne olduğuna dair bir işarettir ve şu ana kadarki uygulama, hükümetin bütün iyi niyet yansıtan söylemine karşın bu meseleyi eşitlik temelinde şeffaf bir duruşla karşılamaya hazır olmadığını söylüyor. PKK Silvan'da bir hamlede intihar etmişti... Devlet de KCK operasyonlarının gizliliği sayesinde kendisini her gün zehirliyor...

Yazının tamamı için TIKLAYIN

'İtirazım var'

Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç'in bugünkü yazısı (2 Kasım 2011) şöyle:

Ersanlı ve Zarakolu’nun hiyerarşik PKK yapılanması içinde herhangi bir rol üstlendiklerini düşünmüyorum. Bu tutuklamalar, “Devlet, demokratik çözümden yana tavır koyanlara bile tahammül edemiyor” algısını güçlendirmekten ve bölgedeki “vesayet sistemine” meşruiyet sağlamaktan öte bir işe yaramayacaktır.

Yazının tamamı için TIKLAYIN


'El insaf'

Eyüp Can'ın Radikal'de yayımlanan bugünkü (2 Kasım 2011) yazısı şöyle:

Prof. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu’un ‘terör örgütü üyeliği/destekçiliği’ kapsamında tutuklanması çok farklı kesimlerde tepkiye yol açtı:  “Sivil siyasetin önünün açılması, Türkiye’nin özlemini çektiği yeni anayasanın yapılması ve ülkede kalıcı bir barışın kurulması için yıllardır canla başla çalışan ve bir süre önce Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Parti Meclisi ve Anayasa Komisyonu’nda görev alan Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın gözaltına alınması, demokrasi ve hukuk devletine inanan tüm kesimlerde ciddi infiale neden olmuştur.”  Hasan Cemal de eleştirmiş köşesinde son kararı Mustafa Karaalioğlu da. Neden mi?

Yazının tamamı için TIKLAYIN


'Sözü tüketmek'

Akşam gazetesi yazarı Serdar Akinan'ın bugünkü (2 Kasım 2011) yazısı şöyle:

KCK operasyonlarının ulaştığı eşik artık bizlere tek bir şey gösteriyor: Birileri söz gömülsün kan aksın istiyor. Bu ülke topraklarının mezarlıklarında daha kaç gencimize yer açmalıyız?
İktidar, Kürt meselesinde belli bir anlayış içinde hesabı iyice yapılmamış bir hedefe doğru sürükleniyor. Bu sürecin genel çerçevesini, güdümlü medyalarda yazılıp çizilenlerden görmek mümkün. Zarakolu ve Ersanlı'nın da KCK soruşturması çerçevesinde tutuklanan yüzlerce insanın arasına katılması çok önemli bir eşiktir.

Yazının tamamı TIKLAYIN


'Büşra Ersanlı da orada'

Radikal gazetesi yazarı Altan Öymen'in yazısı (2 Kasım 2011) şöyle:

Büşra Ersanlı’yı uzun zamandan beri tanıyorum. Demokratik sorunlarla ilgili sivil toplum örgütlerinin toplantılarında birlikte olduk. Terörist yetiştirmek bir yana, her türlü terörün ortadan kalkmasının çaresini arayan aydın insanlardan biriydi. Onun terörle ilgili olmakla itham edildiğini öne süren gazetelerin yayını, besbelli ki, ya uydurmaydı, ya da pek çok asılsız ihbarın cirit attığı belirli soruşturmalarda, gazetelere yansıtılan dayanaksız iddialardan birinin sonucuydu. Fakat işte, bundan sonraki gelişmelerin ne olacağı bilinmez ama, Profesör Dr. Büşra Ersanlı da artık ülkemizdeki binlerce tutukludan biridir.

Yazının tamamı için TIKLAYIN


'Suçu vahim değilse, gidişat vahim demektir'

Habertürk gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca'nın bugünkü (2 Kasım 2011) yazısı şöyle:

Büşra Ersanlı ile Doğu Konferansı kapsamında yer alan bir gezide tanıştım. İnsanların isimlerini unutan ama bende bıraktıkları hisleri saklayan biriyim. Büşra Hanım'ı insanlara barışçıl bir açıklık ve sevecen bir merakla yaklaşan bir akademisyen olarak kodlamıştım. Tansiyonu yükseltmek bir yana bulunduğu ortamı yatıştıran bir enerjisi vardı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

 

ETİKETLER

haber