Gündem

Kılıçdaroğlu: Gezi eylemi baskının ortaya çıkardığı bir aydınlanma hareketidir

18 Şubat 2020 13:30

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Bugün 16'ncısı gerçekleştirilen Gezi Parkı davasına ilişkin olarak açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, "Gezi eylemini bir baskının ortaya çıkardığı bir aydınlanma hareketi olarak görmemiz gerekiyor" dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Osman Kavala için verdiği beraat kararının bir alt mahkeme tarafından uygulanmamasına tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Bunlar yanlış. Bunlardan zarar gören Türkiye ve Türkiye'nin itibarı. Siz bu saatten sonra Türkiye'nin hakları var diye dünyaya anlatamazsınız. Türkiye'nin imajını zedeliyorsunuz" sözlerini kaydetti.

Bir kez daha iktidarın Suriye politikasını eleştiren Kılıçdaroğlu, beş madde sıraladı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı'na, "Devleti böyle yönetirsen çıkmaz sokaklarda kaybolup gidersin" çağrısında bulundu. CHP liderinin sıraladığı beş madde şöyle:

  1. 24 saatte Emeni Camii'nde namaz kılacaklardı değil mi? Biz gidemedik ama Putin gitti. 'Sen oraya gidemezsin ama ben oraya giderim' diyor. 
  2. Süleyman Şah Türbesi'ni kaçırmak zorunda kaldılar. Emin olun bunu anlatırken utanıyorum. 
  3. 24 saatte Emevi Camii'ne gideceklerdi; 3 milyon 600 bin Suriyeli geldi. Bunlar gidecekti, oradan geldiler.
  4. 24 saatte Emevi Camii'ne gideceklerdi; gelen Suriyeli'ye 40 milyar dolar fatura harcamışlar.
  5. 24 saatte Emevi Camii'ne gideceklerdi, şimdi İdlib'den 1 milyon kardeşimiz gelecek.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Bu ülkeye baharı halkın oylarıyla getireceğiz. Ben bu milletin ferasetine güveniyorum. Belki kararlılıkla aynı noktada gider ama bir noktada da 'yeter artık' der, oyumun rengini değiştireceğim, halkın çıkarlarını savunan, kararlı bir partiyi iktidara taşıyacağım diyecektir. Ve biz bunu yapacağız. Milli güreşçimiz Süleyman Karadeniz şampiyon oldu, bayrağımızı göndere çekti, kendisine yürekten teşekkür ediyorum. 

Bugün önemli bir dava görüşülüyor. 16. duruşması bugün. Gezi olayları aslında bu ülkenin genç, yetenekli, hayatı sorgulayan gençlerin bir baskı rejimine karşı eylemidir. Biz düne kadar ya gençler acaba bu ülkenin sorunlarıyla ilgileniyorlar mı diye düşünürken bir baktık ki bizden daha çok sorguluyorlar. Gezi eylemini bir baskının ortaya çıkardığı bir aydınlanma hareketi olarak görmemiz gerekiyor.

Bir üst mahkemenin verdiği kararı bir alt mahkeme uygulamıyor. Bu gücü nereden alıyor? Dönüp şu soruyu kendimize soramaz mıyız; bu ülkede adalet var mı? O zaman bu yargı hiyerarşisine ne gerek var? Kaldırın bunları. Saraydan birini oturtun kararı versin, mesele bitsin. AİHM'nin kararlarını uygulanmasını ön gören bizim Anayasamız. Aşağıdaki mahkeme diyor ki ben takmayacağım. Bunlar yanlış. Bunlardan zarar gören Türkiye ve Türkiye'nin itibarı. Siz bu saatten sonra Türkiye'nin hakları var diye dünyaya anlatamazsınız. Türkiye'nin imajını zedeliyorsunuz. 

Bir insan düşüncesini açıkladı diye suç mu işler Allah aşkına! Her görüşten gençlerimiz vardı. Ortak bir eylemdi bu. Hak üzerine inşa edilmiş bir eylemdi. İstanbul'u bir beton ormanına döndürenler kim? Gezi'de bu işe yanlış yapıyorsunuz diyen gençlerimiz miydi? Kavgasız bir ortamda yaşamak istiyor bu insanlar. Bu talepler yargılanamaz. Bir Anayasamız var. 34. maddesi diyor ki herkes önceden izin almadan silahsız gösteri düzenleme hakkına sahiptir diyor. Ama Anayasa saray tarafından geçerli değil. Hepimiz bu davanın adalet içinde sonuçlanmasını bekliyoruz, her şeye rağmen. 

Biz hep beraber bu ülkede demokrasiyi savunacağız, her düşünceye ve inanca saygı göstereceğiz. Her kimliğe, her yaşam tarzına saygı göstereceğiz. Siyasetteki kini, öfkeyi, intikamı bir tarafa bırakmalıyız. Yargıyı kullanarak gençlerden intikam alınmaz. Yazıktır günahtır. Hapiste tutsan, ellerine kelepçe vursan en olur? Sen mi kazanırsın, yoksa gençleri mi kaybederiz? Bize düşen gençliği hoşgörüyle karşılamaktır. 

Aklımızı kullandığımız zaman işsizliği önleyebilir, devlette liyakati sağlayabiliriz. Aklı kullanmak kadar güzel bir şey yoktur. En değerli hazinemiz akıldır. Aklımızı birilerine kiralamayacağız. Birilerinin birilerine söylediklerini söyleyerek papağan durumuna düşmeyeceğiz. Bizimle aynı düşünmeyen insanlarla bir araya gelerek tartışabilmeliyiz. Ben asla yanlış yapmam' bu kula özgü bir kavram değildir. Hele 21. YY'da ben her şey, bilirim demek dünyanın en büyük yalanıdır. 

İcatlar bunun için yapılır, akıl kullanıldığı için yapılır. Hiç kimse unutması aklımızı kullanırken de liyakat esastır. Ben fizikçiysem fizik, kimyacıysam kimya, tarihçiysem tarih, hukuçuysam hukuk dünyasını bilirim. Her şeyi ben bilirim olmaz. Onun için üniversiteler vardır. Her seferinde yeni disiplinler, yeni görüşler, yeni buluşlar ortaya çıkar. Bu da aklı kullanırken liyakati esas almaktır. Hep birlikte dünyayı sorgulayabiliyoruz. İnsanoğlunun aklını kullanması kadar değerli bir şey yoktur. Aklımızı kullanırken de sıcak gündemi asla unutmayacağız. Sade yurttaşların ya da bizlerin ya da hepimizin yaşadığı günlük sıkıntılar var. Onları da sorgulamamız lazım.

Bugünkü Türkiye'den söz edelim. Vatandaş neden perişan? Neden işsizlik var? Almanya ile nüfusumuz aynı aşağı yukarı, toprak bütünlüğümüz de aşağı yukarı aynı. Almanya işçi arıyor, bizde işsizlik var. Neden? Neden hapishaneler tıka basa dolu? Neden? Neden Orta Doğu bataklığından şehitlerimiz geliyor? Neden sırtını saraya dayayanlar hapse girmiyor da, diğerleri giriyor? Neden? Neden görüşünü açıkladı diye üniversiteden yüzlerce akademisyen atılır? Neden? Bir alimin dünya için ne kadar değerli olduğunun acaba farkındalar mı? 'Alimin ölümü alemin ölümü gibi' dire peygamber. 

Yine değerli arkadaşlarım; 83 milyon vatandaş vergi verirken devleti yönetenler kendi yönettikleri devlete vergi vermemek için yasayı dolanırlar. Neden? Herkes vergi öderken yönettikleri devlete vergi vermemek için aile boyu Türkiye Cumhuriyeti devletinin vergi dairelerine kumpas kurup vergi vermezler? Bunu her vatandaşın sorması lazım. 

Bakın bu tablonun arkasında işsizlik var, çocuğuna yemek götüremeyen ebeveynler var. Çocuğumu okula gönderiyorum, neden hiçbir çocuk doğru dürüst eğitim almıyor. Neden on binlerce aile çöp konteynerlerinden besleniyor? Ama hayatın gerçeği. Birçok insan göreceksiniz o çöp konteynerlerinin yanında. Akşam gidin pazarlara. Pazarcı tezgâhı toplar, o fakir fukara da oralardan artıkları toplar. Bu gerçeği vicdanları yaralamaması mümkün değildir. 

En son İsviçre'den saman ithal ettik. Senin artık bu gidişe dur demen lazım kardeşim. Helalinden dur demen lazım. Yaptığınız yanlıştır demen lazım. Yozgat'ın kokulu mercimeğini dünyaya tanıtman lazım senin demen lazım .Bunları soruyorum, aklımızı kullanacağız. 

Size 13 madde ile sarayda yaşayanların Türkiye'si ile halkınkini sıralayacağım:

  1. Onların işsizlik diye bir derdi yoktur. Arada bir işsizliği önleyeceğiz, 10 paket olsun, 20 paket oldu... Her paketin sonunda işsizlik arttı. Halkın gündeminde ise işsizlik var. 
  2. Sarayın gündeminde yoksulluk yok. Saray sosyetesi yoksulluğun ne olduğunu da bilmemektedir. Arada bir 50 bin dolarlık çantayla yoksul evlerine gidilir ve yoksulluk afişe edilir. 50 bin dolarlık çantayla gidiyorsan kusura bakma sen yoksulla alay ediyorsun demektir. Halkın yaşadığı ülkede yoksulluk var. Akşam pazar atıklarından beslenen yüz binler var. 
  3. Saray sosyetesinin bir gelecek endişesi yok. O kadar ki sadece Türkiye'de değil, Amerika'da geleceklerini güvence altına aldılar. Manhattan'dan gökdelen alan ben miyiz?  Kamunun kaynakları aktarılarak kendilerine gökdelen dikiliyor. Neymiş efendim öğrenci yurdu yapıyoruz. 10 bin dolar metrekaresi. Hangi öğrenci kalacak burada? Halkın yaşadığı Türkiye'de gelecek kaygısı var. Gençlerimiz umudunu kesti kendi geleceklerini yabancı ülkelerde arıyorlar.
  4. Sarayda hayat pahalılığından eser yoktur. Kira parası, doğalgaz, elektrik, ulaşım masrafı, eğitim masrafı, mutfak masrafı yoktur. Bütün bu masrafları 82 milyon olarak biz karşılarız. Halkın yaşadığı Türkiye^de mutfakta yangın var. İntiharlar. Aile boyu intiharlar. Hepimiz bu Türkiye ne zaman düzelecek diye soruyoruz. Türkiye'yi huzura kavuşturmak namuslu politikacıların görevidir. 
  5. Saray sosyetesi vatandaşa hesap sormaya değer bulmaz. Vatandaşı ezilmesi gereken bir sinek gibi görür bazen. Halkın beklediği temiz siyaset. Halkın beklediği her kuruşun hesabını veren siayset. 
  6. Saray sosyetesi TBMM'ni kendi çıkarlarına hizmet eden bir organ olarak görür. Çünkü bilir ki hangi talimatı verirsem burada AKP ve MHP oylarıyla bunlar yerine gelir.
  7. Vatandaş bazen sandığa gider milletvekillerini seçtiğini sanır. Milletin vekilini millet seçtiği zaman demokrasi gelir bu memlekete.
  8. Saray sosyetesinde adalet, hukuk yoktur. Halk ise hakkı, hukuku arar. Ama bunu aramanın vatandaş için ne kadar pahalı olduğunu biliyoruz.
  9. Saray sosyetesinin gözünde devlet soyulacak bir organ olarak görülür. Dolarla ihale almıştır. Yani kendisine tahsis edilmiştir. Bunlar vatandaşın değil sarayın gözünde makbuldürler. O kadar ki milletin anasına küfredecek kadar makbul vatandaşlardır. 
  10. Saray sosyetesinde vergi vermek enayiliktir. Kendi yönettiği ülkeye vergi vermemek için Man Adası'na para aktarırlar. Kızılay'ın felaketini hepimiz biliyoruz. Saray ödemez ama vatandaş bütün vergilerini öder. 
  11. Saray sosyetesi devleti bir çiftlik olarak görür. Ye yiyebildiğin kadar. Vergiler yetmezse dışarıdan, içeriden borç alırlar. O da büyük masraftır, onu da vatandaşın sırtına yükler. Vatandaş çoğu zaman bunların farkında değildir. Çünkü en büyük derdi ay başını nasıl getirmek. Saray sosyetesinde icra diye bir kavram yoktur. Öyle ballı bir yaşam yaşıyor ki saray sosyetesi düşünemez bile. Ama her iki vatandaştan biri icralıktır. 
  12. Saray sosyetesine asla vatan sevgisi yoktur. Neden yoktur? Tank palet fabrikasını bedelsiz olarak Katar ordusuna peşkeş çekenler vatansever olamazlar. Saray sosyetesine tank palet bağlamında destek verenler de ne milliyetçi ne de vatansever olamazlar.15 Temmuz şehitleri için toplanan para. Yahu gözünüz doysun. Bu paraya da göz diktiler. Biz dile getirmesek onu da yiyecekler. Sizde Allah korkusu yok mu ya, kuldan da mı utanmıyorsunuz? Beşiktaş'ta ölen onlarca polis için toplana parayı da dile getirmesek onu da götürecekler. Saray sosyetesinin emriyle bir Türk toprağı ve bayrağı ilk kez terk edilmiştir. Süleyman Şah Türbesi'nin olduğu yer. Saray sosyetesinin ülkenin çıkarlarını korumak gibi bir derdi yoktur. Yedikçe daha fazlasını istiyorlar. 
  13. Saray sosyetesine israf esastır. İsrafı helal olarak görürler, halkın Türkiye'sinde ise israf haramdır. 13 tane uçağı var. Bir tane de Katar'dan bedava alındığı söyleniyor ama tartışmalı. Ne yapacaksın 13 uçağı? İnsan Allah'tan korkar ya. Yazlık sarayı var Muğla'da, bir tane daha yapıyor. 

Suriye politikası

Öteden beri yanlış yapıyorsunuz dedik. Ne işiniz var Orta Doğu bataklığında dedik. Her seferinde bizi eleştirdiler. Fakir fukaranın çocuğunu niye gönderiyorsun? 5 maddede Suriye'nin maliyetini anlatayım size:

  1. 24 saatte Emeni Camii'nde namaz kılacaklardı değil mi? Biz gidemedik ama Putin gitti. 'Sen oraya gidemezsin ama ben oraya giderim' diyor. 
  2. Süleyman Şah Türbesi'ni kaçırmak zorunda kaldılar. Emin olun bunu anlatırken utanıyorum. 
  3. 24 saatte Emevi Camii'ne gideceklerdi; 3 milyon 600 bin Suriyeli geldi. Bunlar gidecekti, oradan geldiler.
  4. 24 saatte Emevi Camii'ne gideceklerdi; gelen Suriyeli'ye 40 milyar dolar fatura harcamışlar.
  5. 24 saatte Emevi Camii'ne gideceklerdi, şimdi İdlib'den 1 milyon kardeşimiz gelecek.

Devleti böyle yönetirsen çıkmaz sokaklarda kaybolup gidersin. Sen dışişleri bakanlığını tamamen devre dışı bırakırken böyle çıkmaza girersin. Egemen güçlerin maşalarından biri de Erdoğan'ın kendisidir. Geçen grup toplantısında 20 soru-20 cevap vermiştim. Karşı dünyada büyük yankılar uyandırdığını biliyorum. Dikkat buyurunuz 15 Temmuz'a kadar geldim, arzu ederlerse onu da konuşabiliriz. 20 sorunun cevabını bugüne kadar almış değilim. 500 bin liralık dava açmış. Çok korktum! Avukatım gelip dedi ki, biz de açacak mıyız dedi, açacağız dedim. 500 bin  liralık açalım mı dedi, o kadar olmaz adamına göre açalım dedim. 5 kuruşluk dava açtık.