Dünya

İslamofobi Avrupa'da şimdi de peçeyle gündemde

Avrupa'da patlak veren İslamafobia, şimdi de burka, peçe vb. kıyafetlerin yasaklanması tartışmalarıyla gündemde.

01 Nisan 2010 03:00

T24 - Avrupa'daki İslamofobi, 2006'da Danimarka'da yerel basınca yayınlanan Hz. Muhammed karikatürleri ve İsviçre'de 2009 yılının Kasım ayı sonunda gerçekleşen minare referandumunun ardından bu kez de peçe, burka gibi kıyafetlerin yasaklanmasıyla kendisini göstermeye başladı. Son olarak Belçika ve İtalya'da gündeme gelen "peçe, burka vb. kıyafetlerin açık alanda giyilmesini yasaklama tasarısı" Belçika'da yasalaşmayı beklerken, tasarı İtalya'da yakın zamanda Parlamento'ya sunulması bekleniyor. İslamofobi, Avrupa'da iç siyasette oy kazanmak için de kullanılırken Hollanda'da 2008 yılında aşırı sağcı milletvekili tarafından çekilen "Fitne" filminin, Haziran ayındaki genel seçimler öncesi yeninden gündeme gelebileceği konuşuluyor. Avrupa'da son dönemde camilere düzenlenen saldırılarda da artış gözlemlendiği beliriliyor. 


Avrupa'da son yıllarda yükselişe geçen İslamofobi kendisini Belçika, Fransa, İtalya gibi ülkelerde peçe, burka vb kıyafetlerin yasağının gündeme gelmesiyle gösteriyor. Zira Belçika da dün (21 Mart 2010) güvenlik zaafına yol açtığı gerekçesyle peçe, burka gibi kıyafetlerin açık alanda giyilmesini yasaklamayı öngören tasarı Federal Parlamento İçişleri Komisyonu'ndan geçerken, tasarının Haziran ayında yasalaşabileceği ifade edilmişti.



'Burka kadının onuruna saygı için de yasaklanmalı'



Yasaklarla ilgili son tartışma İtalya'da yaşanırken Silvio Berlusconi liderliğindeki merkez sağ hükümetin koalisyon ortağı Kuzey Birliği Partisi (KBP) Milletvekili Paolo Grimoldi, Belçika'daki girişimi desteklediklerini bildirerek, "Belçika bizden önce davrandı. Benzer bir tasarıyı haftaya biz de parlamentoya sunacağız" dedi.


Grimoldi, KBP'nin yıllardır burka ve peçenin yasaklanması gerektiğini savunduğunu belirterek, "Burka kadının onuruna saygı için de yasaklanmalıdır.


Belçika'daki tasarı bizim işimizi de kolaylaştırdı. Bizim her türlü girişimimizi ırkçılık diye niteleyen sol kesimler artık çenelerini kapatmak durumunda kalacaklardır" diye konuştu.


Fas kökenli kadın vekilden tasarıya destek


Belçika'daki tasarıya, İtalya'da ana muhalefet konumundaki Demokrat Parti'nin Fas kökenli kadın milletvekili Suad Sbai'den destek gelmesi de dikkati çekti.


Sbai, peçe ve burkanın yasaklanması için geçen yılın Ekim ayında parlamentoya bir yasa tasarısı sunduğunu ifade ederek, "Benim sunduğum tasarı, bir aksilik olmazsa Paskalya yortusunun ardından 8 Nisanda gündeme alınacak.


Tasarının sağdan da soldan da destek görmesini diliyorum. Umarım İtalya burkayı yasaklayan ilk Avrupa Birliği ülkesi olur" dedi.




'Aşağılayıcı kıyafetler'


Sbai, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:


"Burka ve peçe takanları gayet iyi tanıyan biriyim. Bunlar son derece aşağılayıcı kıyafetler. Bu, insanın kendi cezaevini üstünde taşıması gibi bir olgudur. Burka, tıpkı sarı yıldız işareti gibi, yabancı düşmanlığı kokan bir giysidir. Yahudilerin soykırımını unutmadığımız gibi, Müslüman kadınların soykırıma maruz bırakılmalarına da duyarsız kalmamalıyız. Mutlaka bir şeyler yapmamız gerekiyor. Zira kadının yüzünü kapatmak, onun ağzını kapatmakla eş anlamlıdır".


Tasarının Nisan sonuna kadar yasalaşmasını umduğunu söyleyen Sbai, "Tasarının kabul edilmemesi halinde, kadın milletvekili olan meslektaşlarımın kimileri parlamentoya burkayla gelme eylemi yapmaya hazır olduğunu belirttiler" diye konuştu.


İtalya'da faşizm dönemine dayanan bir yasa, güvenlik gerekçesiyle maske ve benzeri biçimlerde kişilerin yüzlerini gizleyerek dolaşmalarını yasaklıyor. Söz konusu yasada 1975'te yapılan değişiklikle yüzün saklanması, terör eylemlerini önleme amacıyla da yasaklanmıştı. Sbai'nin hazırladığı tasarı, söz konusu yasaya eklenecek bir maddeyle burka ve peçenin de yasak kapsamına alınmasını öngörüyor.


KBP'nin gelecek hafta parlamentoya sunacağını belirttiği tasarının nasıl bir düzenleme içereceği ise henüz bilinmiyor.



Belçika'da çarşafa yasak geliyor



Yüzü tümüyle kapatan peçe gibi örtülere yasak öngören tasarı Federal Parlamento içişleri komisyonunda kabul edildi. Para ve hapis cezaları öngören tasarı, Haziran ayında yasalaşabilir.


Avrupa Birliği kurumlarına ev sahipliği yapan Belçika, peçeli çarşafa yasak getiren ilk Avrupa ülkesi olma yolunda.


Belçika Federal Parlamentosu'nun içişleri komisyonu, nikab, burka ve peçeli çarşaf gibi yüzü tanınmayacak halde kapatan örtülerin yasaklanmasını öngören tasarıyı onayladı. Kamuoyunda büyük tartışma yaratan tasarı, 22 Nisan'da parlamentonun alt kanadında da onaylanırsa, Haziran ya da Temmuz ayında yasalaşacak.


Tasarıyı hazırlayan liberaller, peçeli çarşaf gibi örtülerin kişilerin tanınmasını engellediğini ve büyük bir güvenlik zaafiyeti yarattığını savunuyor. Tasarıyı hazırlayan isimlerden Daniel Bacquelaine, yasanın, sokaklarda şiddet eylemi düzenleyen ve yüzünü gizleyen göstericilere karşı da kullanılabileceğini kaydetti. Ülkede yapılan geleneksel festivallerde giyilen kıyafetler ve takılan maskelerin ise sorun oluşturmadığını söyleyen Bacquelaine, yerel yöneticilerin bu dönemlerde yasayı geçici olarak askıya alabileceklerini kaydetti.


Yasa tasarısı, yüzünü tamamen gizleyen örtü takanlara 15 ila 20 euro arasında değişen para cezaları ve 7 güne kadar hapis cezası öngörüyor.


Başörtülü öğretmene yasak


Belçika'nın Fransızca konuşulan Valon Bölgesi'ndeki Charleroi kentinde de bir öğretmenin başörtülü olarak görev yapması yasaklandı.


Yaklaşık iki yıldır görev yapan matematik öğretmeninin başörtülü olarak derslere girmesi, bu ders yılı başında okul yönetimince yasaklanmıştı. Öğretmenin başvurusu üzerine kararı görüşen ilk mahkeme, Belçika’daki okullarda ‘nesnellik ilkesi’ geçerli olduğu için okul yönetimini, bir üst mahkeme ise öğretmenin görev yaptığı okul belediyeye bağlı olduğu ve nesnellik ilkesinin kapsamına girmediği gerekçesiyle ‘öğretmeni’ haklı bulmuştu. Bu karar üzerine belediye meclisi hızlı bir oturumla, okullarda dini sembolleri yasaklayan söz konusu ilkenin kendi okulları için de geçerli olduğuna karar verdi ve öğretmenin başörtülü derse girmesini yasakladı.



Fransa’da 'burka nasıl yasaklanmalı' tartışması



Fransa’da Danıştay burka ve peçeli çarşafa genel ve mutlak yasak getirilmesinin Fransız Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olabileceği yönünde görüş belirtti.


Fransa’da son iki yıldır devam eden burka ve peçeli çarşafın yasa yoluyla yasaklanması tartışması çerçevesinde Fransa başbakanı François Fillon’un talebi üzerine bir görüş raporu hazırlayan Danıştay, olası bir yasağın hukuksal açıdan sadece güvenlik ve dolandırıcılıkla mücadele kapsamında meşru kılınabileceğini belirtti.


Danıştay raporunda söz konusu yasağın, kamusal düzenin korunmasının zorunlu olduğu uluslar arası konferans merkezleri, bankalar, kuyumcu dükkanları veya spor müsabakalarının yapıldığı yerlerde gündeme gelebileceği not edildi. Danıştay, yasağın, mahkemeler, seçim büroları, belediye binaları, kamuya ait okullar, hastane ve sağlık merkezleri ve üniversiteler de dahil omak üzere sınav merkezlerini kapsayabileceğine de vurguda bulundu.


Fransız yüksek idari yargısı: Takdir yasamaya bırakıldı


Fransız yüksek idari yargısına göre, alkol veya tütün gibi 18 yaşın altındakilere pazarlanması yasak ürünlerin satış işlemi sırasında da yasağın uygulanması mümkün. Ancak Danıştay, metro, banliyö trenleri veya üniversiteler konusunda görüş belirtmekten kaçındı ve bu mekanlarda takdiri yasamaya bıraktı.

Danıştay, olası bir yasağa uymayanalara yönelik cezai yaptırım konsuunda ise pedagojik yaklaşımı benimsiyor. Yüksek idair yargı yargıçları bu çerçevede Fransız hükümetine, yasağa uymayanlar ile devlet arasında ilk etapta arabuluculuk öneriyor. Arabuluculuğun sonuç vermemesi durumunda ise para cezası öngörülmesini istiyor. Danıştay, buna karşılık, kadınları, vücutlarını tamamen örtmeye zorlayanlara doğrudan cezai müeyyide uygulanmasından yana.

Danıştay’ın raporu, genel ve mutlak yasak yanlısı muhafazakar-liberal iktidar partisi Halk Hareketi Birliği (UMP) içinde huzursuzluk yaratmış durumda. UMP’nin Meclis sözcüleri Danıştay’ın kararına “saygı duymakla birlikte”, son sözün halkın temsilcisi olan yasamada olduğunu söylüyorlar.


Fransa İçişleri Bakanı: Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz


Bu konuda iktidardan en sert tepki cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye yakınlığıyla bilinen İçişleri bakanı Brice Hortefeux’den geldi. Hortefeux, Danıştay raporunun açıklanmasının ardından Meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada, “Genel hukuk kuralları çerçevesinde vücüdun bütünüyle örtülmesinin tamamen yasaklanması için gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz. Zira yarın kadınların tamamen örtünmüş biçimde okullara gelip çocuklarını almalarını, kamuya ait mekanların gişelerine gelmelerini veya toplu ulaşım araçlarına binmelerini istemiyoruz. Vücudu tamamen örtmek radikal bir ifade şekli ve toplulukçuluktur. Fransız Cumhuriyeti ne radikalizmi ne de toplulukların içlerine kapanmalarını kabul edemez” şeklinde konuştu.

Başbakan François Fillon ise iktidar partisi milletvekillerinden burka ve peçeli çarşaf yasağıyla ilgili karar tasarını ivedi şekilde Meclis gündemine almalarını istedi. Karar tasarısı Meclis’teki siyasi grupların çoğunluğu tarafından destekleniyor. Ancak Meclis’ten çıkacak bir kararın hukuksal yaptırımı bulunmuyor. Hukuksal planda burka ve peçeli çarşafın yasaklanabilmesi için yasa çıkarılması gerekiyor. Hükümetin, karar tasarısı oylandıktan sonra yasa çalışmalarına başlaması ve yasanın en geç sonbahar aylarında tartışılması bekleniyor.


Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlık


Fransız siyaset gözlemcilerine göre, iktidar partisinin burka ve peçeli çarşafa yasak konusunda bu denli ısrarlı olmasının arkasında sadece güvenlik endişesi değil aynı zamanda 2012 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi perspektifi yatıyor. Fransa’da aşırı sağcı lider Jean-Marie Le Pen’in partisi Milli Cephe’nin (FN) 2002 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçiminde özellikle İslam karşıtlığı ve ülkedeki yabancı göçmenleri seçim malzemesi olarak kullanıp seçimin ikinci turuna yükselmesinin ardından, merkez sağ partiler de bu konularda seçmenlerin aşırı sağa kaymasını engellemek için politikalar yürütmeye başladılar. Bu politikanın, Le Pen’in birçok söylemini merkez sağa uyarlayan Sarkozy’nin 2007 yılında cumhurbaşkanı seçilmesinde önemli rol oynadığı söyleniyor.


Ancak Sarkozy’nin geçtiğimiz aylarda “öldüğünü” söylediği FN, bu yıl 14-21 Mart tarihlerinde düzenlenen bölge genel meclis seçimlerinde, İslam karşıtlığı söylemi sayesinde oylarını ulusal planda yüzde 12’ye yükseltti. Şu an Fransa’nın dördüncü büyük siyasi hareketi olan FN’nin, ülkenin Belçika, Almanya ve İtalya’yla sınır olan  bölgelerindeki oy oranı yüzde 20 civarında.



Almanya'da İslamlaşma korkusu yükselişte



Almanya'da İsviçre’deki minare yasağının başlattığı İslamlaşma tartışmasının hemen ardından yapılan bir kamuoyu yoklamasında Almanlar arasında da İslamlaşma endişesinin arttığı gözlemlenmişti.


Alman 1. Televizyon Kanalı ARD düzenlediği ankette (18 Aralık 2009), bin kişiye "İslam'ın yayılmasından endişe ediyor musunuz?" sorusunu yöneltilmiş, katılımcıların yüzde 36'sı İslam dininin hızla yayıldığını ve bundan “büyük endişe” duyduğunu belirtmişti.


Katılımcıların yüzde 39'u "Konuyla ilgili az da olsa endişe duyuyorum" yanıtını verirken, İslam'ı bir tehlike olarak görmeyenlerin oranı sadece yüzde 22'de kalmıştı.


Minare yasağına Almanların desteği yüzde 40


Berliner Morgenpost gazetesinin minare yapımına yönelik Berlin'de gerçekleştirdiği başka bir anketteyse Berlinlilerin yüzde 53'ü İsviçre örneğindeki gibi genel bir minare yasağına karşı çıkarken, yüzde 40'ı yasağı desteklemişti.


Ancak dikkat çeken nokta, aynı İsviçre'de olduğu gibi Almanya'da da İslam'dan endişe duyan ve minarelere karşı çıkanların, aynı zamanda Müslümanları en az tanıyan kesim oluşu olmuştu. İsviçre'de Müslümanların yoğun olarak bulunmadığı kantonlarda minarelere “hayır” oyu en fazla çıkarken, Berlin'de de endişeler daha az Müslümanın yaşadığı Doğu bölgelerde yoğunlaşmıştı.



İsviçre'de minare yasağı



Kasım ayın İsviçre'de "yeni cami yapımında minarelerin yasaklanması" referandumunun kabul edilmmişti. Referandumda evet oyunu çıktığı bölgelerin İslam ve Müslümanlıkla ilgili detaylı bilgilerinini bulunmadığınıa dikkat çekilmişti. İsviçre'de yasağa söz konusu olan minarelerin toplam sayısı da 4.



Danimarka'da karikatür krizi



Danimarka'da 2006 yılında Hz. Muhammed'in tasvir edildiği karikatürlerin yayınlanmasının ardından İslam Dünyası'yla Danimarka arasında ciddi bir kriz yaşanmıştı.


Ancak bu karikatürler arşivlerden çıkarılarak belli zaman aralıklarında 2009 yılına kadar tekrar yayınlanmıştı.


Geçtiğimiz günlerde de Hz. Muhammed'i tasvir eden karikatürsitlerden Kurt Westergaard'a suikast girişimde bulunmasının ardından öldürülen Somalili bir gençle süreç yeninden gündeme gelmişti.



'Fitne'



Filmin yapımcısı Hollandalı aşırı sağcı siyasetçi Geert Wilders'ın 2008 yılında İslamı nefret dini olarak göstermeyi amaçlayan 2008 yılında çektiği Fitne isimli kısa film de önemli bir kriz yaratmıştı.

Hollanda'da genel seçimler öncesi tekrardan gündeme getirilmeye çalışılan filmle Wilders oy oranını arttırması söz konusu.

Geert Wilders, geçtiğimiz günlerde Başbakan Tayyip Erdoğan için "ucube" nitelemesinde de bulunmuştu.
















































































































































































ETİKETLER

haber