Dünya

İngiliz basını: Libya harekatın nihai amacı açıklanmalı

İngiliz basını, Libya işgalini manşetlerine taşıdı

21 Mart 2011 02:00

T24- İngiliz Basını, Birleşmiş Milletler'in Libya operasyonunu manşetlerine taşıdı. Gazeteler, harekatın nihai amacının ne olduğu, bu konudaki muğlaklığın bir an önce giderilmesi gerektiği yazıyor.





BBC Türkçe'de yayımlanan habere göre, Guardian'ın ön sayfasındaki fotoğrafta, hava saldırısına hedef olmuş, yanmış, Kaddafi güçlerine ait zırhlı araçlar var. Hemen yanlarında da askerlerin cesetleri duruyor.

Bu birliklerin, isyancıların kalesi Bingazi'ye saldırdıktan sonra dinlenmek için kent dışına çıkan güçler olduğunu hatırlatıyor Guardian. İmha edilmelerinin ise kentteki muhalefet saflarında büyük sevinç yarattığını anlatıyor.

Buna göre Bingazi'deki isyancılar, hava harekatının amacını sivillerin korunmasından ziyade rejim değişikliğine yardımcı olmak olarak görüyor. Görüşleri aktarılan bir çok kişi, Batı'nın Kaddafi devrilene kadar Libya'dan ayrılmamasını talep ediyor.


Harekatın geleceği

Harekatın nihai amacının ne olduğu, bu konudaki muğlaklığın bir an önce giderilmesi gerektiği tartışması İngiltere basınında bir hayli hararetli.

Guardian'ın dış politika yorumcusu Simon Tisdall da, amacın sivilleri korumak olarak açıklanmasına karşın, gerçek niyetin rejim değişikliği olduğuna şüphe olmadığını dile getiriyor.

Kaddafi'nin de, bunu gayet iyi bildiği için daha da sertleşeceğini, sivil ölümleri gibi, özellikle Arap dünyasında bölünme yaratacak propaganda fırsatlarını da kaçırmayacağını vurguluyor Tisdall. En büyük tehlikeye ise şu satırlarla dikkat çekiyor:

"Bu kadar şeytanlaştırdıktan sonra, Batılı liderler Kaddafi'nin iktidarda kalmasına göz yumamaz. Ancak uzak durma sözü verdikleri işgal olmadan da, Kaddafi fiilen bölünmüş bir Libya'nın batı ve güneyinin hakimi ve intikam yemini etmiş son derece tehlikeli bir lider olarak hayatta kalacaktır."

Guardian sivilleri koruma-rejim değişikliği ikilemini ele aldığı başyazısında da, önümüzdeki günlerde ortaya çıkabilecek şu somut soruna dikkat çekiyor:

"Askeri güç dengesi isyancılardan yana değişince, hesaplar da değişmeye başlayacak. Kaddafi güçleri Trablus'a gerileyecek. Bu durumda siviller ayaklanıp yönetimi devirebilir ve bu iyi bir sonuç olur."

"Ama ya Kaddafi'nin yanında yer alıp savaşmaya karar verirlerse? O zaman ne olacak? Bu durumda BM kararının gereği, taraflar arasında ateşkes sağlanması gerekecektir. Bu da Kaddafi'nin iktidarda kalması demektir."


"Şehitlerin cenazesinde öfke patlaması"

Financial Times bağımsız kaynaklarca doğrulanamadığından üzerinde fazla durulmayan bir açıklamayı bu başlık altında haberleştirmiş. Libyalı yetkililerin, koalisyon saldırılarında 64 kişinin hayatını kaybettiği açıklaması bu.


Bunlardan, üç sivil ve 23 askerin Trablus'taki cenazesini haberleştiren gazete, ölenler arasında üç aylık bir bebeğin de olduğunu aktarıyor. Cenazeye katılanların söyledikleri, en azından bazı Libyalıların Kaddafi'nin yanında savaşma kararlılığını ortaya koyuyor.

Gazete başyazısında ise, harekata zemin hazırlayan Birleşmiş Milletler kararının çıkmasında büyük rol oynayan Arap Birliği'nin tavrını eleştiriyor. Financial Times, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa'nın, "Biz sivillerin korunmasına onay verdik, daha fazla sivilin ölmesine değil" açıklamasını şu satırlarla değerlendiriyor:

"Amr Musa yanılıyor. Açıklaması da sorumsuzca. Birleşmiş Milletler kararı sivillerin korunması adına gerekli tüm önlemler için yetki verdi. Uçuşa yasak bölge ilanının tek başına yetersiz olacağının teslim edilmesiydi bu. Batı'yı harekete geçiren sebeplerle ilgili şüphe devam etse de, Arap dünyasında bir çok insan Kaddafi'in devrilmesini Batı kadar istiyor. Bunda haksız sayılmazlar. Arap liderleri bu çabaya gereken maddi ve manevi desteği sunmalıdır."


"Asıl sorun Kaddafi sonrası"

Cumartesi günü başlayan harekatın çok uzun sürebileceği, Libya liderinin bir şekilde uzun süre dayanacağı görüşü yaygın İngiltere basınında. Ancak Independent'ın deneyimli Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn aynı fikirde değil. Cockburn Afganistan'da Taliban, Irak'ta Saddam Hüseyin ordusu örneklerinde olduğu gibi, Libya'da da Kaddafi güçlerinin kısa sürede dağılacağını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

"Libya'da Afganistan ve Irak'takini andıran bir felakete neden olacak olan, Kaddafi'nin devrilmesinden sonraki aşamadır. Aynı sorun Libya'da da yaşanacak. Güvenilir bir yerel müttefik bulmak zor olacak. İsyancıların sadece askeri açıdan değil siyasi açıdan da zayıf oldukları anlaşılmış durumda. Böyle olmasıydı, son anda böyle bir dış müdahaleye gerek olmazdı zaten."


"Savaş zayiatları"

Amerika Birleşik Devletleri 1986'da, Berlin'deki bir gece kulübüne yönelik saldırıdan sorumlu tuttuğu Libya liderinin konutuna bomba yağdırmış, Kaddafi kurtulmuş ancak üvey kızı Hannah ölmüştü. Independent'ın bir başka deneyimli kalemi olan Robert Fisk, yakınlardaki evi isabet alınca hayatını kaybeden 18 yaşındaki Raafa al Ghosain'i hatırlatıyor. Fisk Amerikalı yetkililerin, önce evin Libya uçaksavarları tarafından vurulmuş olabileceğini açıkladığını, ancak üç hafta sonra sorumluluğu kabul ettiklerini belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

"Hep olduğu gibi kendi ölülerimizi hatırlıyoruz sadece. Libyalı, Lübnanlı, Afgan ya da Suriyelilerinkini değil. Biz mavi gözlüleriz önemli olan. Gerisi savaş zayiatı."


"Tek yol işgal"

Daily Telegraph'taki bu yorumun altındaki imza, AKP iktidarının İran'dan 25 milyon dolar aldığı iddiası tartışma yaratan Con Coughlin'e ait.

Daily Telegraph bu haber nedeniyle özür dilemek zorunda kalmış, Coughlin de Erdoğan'a tazminat ödemeye mahkum edilmişti. Yazar bu kez, Libya konusunda tek çözümün işgal olduğunu savunuyor. Kaddafi'nin devrilmesinin tek yolunun işgal olduğunu belirten Coughlin, Kosova ve Irak müdahalelerinin de uçuşa yasak bölge uygulamalarıyla başladığını, ancak Slobodan Miloseviç ve Saddam Hüseyin'in ancak asker gönderildikten sonra devrilebildiğini dile getiriyor.