Gündem

İmralı tutanaklarının sızdırılması Öcalan'ı tasfiye planı mı?

Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, 'Öcalan'ın İmralı zabıtlarının yayımlanmasının kendisini tasfiye etmenin bir parçası olarak değerlendirdiğini' ileri sürdü

06 Mart 2013 13:36

Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, İmralı’daki ikinci görüşme tutanakların sızdırılmasıyla ortaya çıkan durumu Abdullah Öcalan’ın nasıl yorumladığını yazdı. "Sürecin başladığı günden itibaren çözümün engellenmesine yönelik sabotajlar yaşandığını" söyleyen Selvi, “İmralı tutanaklarının sızdırılmasıyla, sürece öldürücü bir darbe planlandı” dedi. Selvi’ye göre, "Öcalan, tutanakların sızdırılmasını, kendisini  tasfiye etmenin bir parçası olarak değerlendiriyor." Selvi, İmralı zabıtlarının yayımlanmasına dair "iktidar çevrelerindeki kanaatin uluslararası boyutu da olan bir operasyon olduğunu" söyledi.  

Selvi’nin Yeni Şafak gazetesinde "Öcalan, tutanakların sızmasını nasıl değerlendirdi?" başlığıyla yayımlanan (6 Mart 2013) yazısı şöyle

Çözüm süreci başladığı andan itibaren, süreci dinamitlemeye yönelik sabotajlar başladı.

Bu aşamada, Amerika'dan çözüme yönelik güçlü bir destek yok ama, şu ana kadar ki sabotajların arkasında parmak izleri de tespit edilmedi.

Ama, 'Derin Avrupa' yeni süreci de sabote etmek için, düğmeye bastı.

Oslo görüşmelerinin sızdırılmasının arkasında derin Avrupa vardı.

Oslo görüşmelerine aracı olan ülke-İsrail ve PKK içindeki uzantıları Oslo'yu sızdırmıştı.

Oslo görüşmelerinin bazı bölümleri, 'Kes-yapıştır' yöntemiyle bir araya getirilip, operasyonel bir metin oluşturulmuş ve PKK'nın internet sitesinde, 'One Minute' uzantısıyla servis edilmişti.

Oslo sadece süreci sabote etmeye yönelik bir girişim değil, Başbakan Erdoğan'a yönelik uluslararası bir operasyondu.

Ardından 7 Şubat MİT darbesi yaşanmıştı.

İkinci çözüm sürecinin başladığı andan itibaren yine tuhaf şeyler olmaya başladı.

Paris suikasti, 'Derin Avrupa'nın işaret fişeğiydi. Bu arada Paris suikastinde Sakine Cansız ismi çok ön plana çıktı ama PKK çevrelerindeki değerlendirme, asıl hedefin Fidan Doğan olduğu yönünde.

Çünkü Fidan Doğan, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi gibi organlar ile Fransa Hükümeti nezdinde PKK'nın irtibatlarını sağlayan etkili bir isim.

Çözüm süreci Paris suikastine kurban gitmedi. Hatta çözüme olan inanç arttı.

Amerikan Büyükelçiliği'ne yapılan canlı bomba eylemi de kanlı bir bir mesajdı, ama istenen etkiyi yapmadı.

Bu kez İmralı tutanaklarının sızdırılmasıyla, sürece öldürücü bir darbe planlandı.

İktidar çevrelerindeki kanaat, bunun uluslararası boyutunun da bulunduğu bir operasyon olduğu yönünde.

Önemli tespitlerin bulunduğunu da söyleyebilirim. Başbakan da,' Kimler tarafından, nasıl sızdırıldığını ortaya koyar, açıklarız' dedi.

Yayınlananlar, BDP'lilerin tuttuğu notlar. Öcalan'ın konuşmaları arasından yayınlandığı zaman kamuoyunda infial uyandıracak olan bölümler seçilmiş, Başbakan'ı rencide edecek ifadeler özellikle korunmuş ve stratejik bir bakış açısıyla bir metin oluşturulmuş.

Oluşturulan metnin stratejik bakış açısı ne?

AK Parti Türkiye'nin yüz yıllık meselelerini, temel konuları Öcalan'la görüşüyor, İmralı ile birlikte şekillendiriyor.

Oluşturulan metinle verilmek istenen mesaj bu. Ben Milliyet'in haberciliğiyle ilgili değilim. O ayrı bir konu.

Anayasa, Öcalan'la pazarlık ediliyor.

Başkanlık sistemi Öcalan'la pazarlık ediliyor.

Yerelleşme, Öcalan'la pazarlık ediliyor.

O nedenle, Bahçeli çıkıp, 'Ver başkanlığı, al bağımsızlığı' diye konuşabiliyor.

Kazın ayağı öyle değil.

Öcalan'la görüşme tutanakları 40 sayfadan oluşuyor. Devletin elindeki resmi tutanaklardaki ifadelerin daha tolere edilebilir olduğu söyleniyor.

O nedenle ki, Öcalan, tutanakların sızdırılmasını, 'Beni tasfiye etmenin bir parçası' diye değerlendiriyor.

Bu durumda BDP'nin, kendisine İmralı sürecini açan iktidara, bilgi verme zorunluluğu var. Çünkü bu tür süreçler ancak, 'Karşılıklı güven' esasına dayalı olarak yürür.

BDP'nin sadece iktidara değil, aynı zamanda Öcalan'a da izahat verme durumu ortaya çıktı.

İmralı ile ilk görüşmeden sonra Ahmet Türk'ün konuşması, Başbakan'ın tepkisine yol açmıştı. O nedenle Ahmet Türk adaya gidemedi.

İkinci İmralı heyetinin canlı yayınlara çıkması, Twitter aracılığıyla mesajlar atması, doğası gereği ketumiyet gereken bir işte, rahatsızlığa yol açtı. Ada tutanakların yayınlanması, 7.6 şiddetinde bir depremdi.

O nedenle yeni bir İmralı ziyareti olur mu, olursa aynı isimler gider mi, orası kuşkulu.

Bu arada Kandil, Avrupa ve BDP'nin vereceği yanıtlar bekleniyor. Ancak edinilen izlenim, Öcalan'ın çağrısına başta Kandil olmak üzere PKK'nın olumlu yanıt vereceği yönünde.

Tabii olumlu yanıt çözüm anlamına gelmiyor. Sadece kapı aralanacak.

Barışa ulaşmak için geçilecek o kadar çok dikenli yol var ki, daha büyük suikastler ve sabotajlar beklenebilir.

Ama hem Ankara'da, hem İmralı'da çözüm iradesi sağlam.

Sabotajlar süreci zaafa uğratmak yerine, güçlendirici oldu.