Gündem

Hüseyin Üzmez işte böyle kurtuldu!

Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün, Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'in (76) tahliye edilmesini sağlayan 'tartışmalı' İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun raporuna

05 Kasım 2008 02:00

Üzmez tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı öne sürülen B.Ç.'yi 26 Nisan'da devlet koruması altına alan Sosyal Hizmetler, davaya müdahil olmak için Üzmez'in tahliye edilmesinden 3 gün sonrayı, 31 Ekim'i bekledi. Müdürlük, mahkemeye verdiği dilekçede B.Ç.’yle yapılan 3 görüşmeyle ilgili gözlemlerini aktardı: Konuşmak istemedi, sürekli ağladı, bakışları donuk ve ifadesizdi. Yüzeysel cevaplar verip parmaklarıyla endişeli şekilde oynadı.

Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün, Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'in (76) tahliye edilmesini sağlayan 'tartışmalı' İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesinde, müdürlüğün "her şeyi gördüğü" ancak harekete geçmek için geç kaldığı ortaya çıktı.

Başvuruda, adli tıp raporunun 'gerçeği yansıtmadığı' anlatılıyor. Ancak, cinsel istismara maruz kaldığı öne sürülen B.Ç.'yi 26 Nisan'da devlet koruması altına alan Sosyal Hizmetler, davaya müdahil olmak için Üzmez'in tahliye edilmesinden 3 gün sonrayı, 31 Ekim'i bekledi. Dava sürecinde de B.Ç. için avukat tutulmadı. 28 Ekim'deki duruşmaya 3 avukatla gelen Üzmez'in talebine ve adli tıp raporuna itiraz gelmeyince de tahliye kararı çıktı.

'Bilimsel dayanağı yok'

Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdiği dilekçede, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nın 18 Temmuz tarihli raporunda B.Ç.'de "patolojik düzeyde anksiyete ve depresyon" bulgusu saptandığı belirtildi. Dilekçede 22 Eylül'de "B.Ç.'nin ruh ve beden sağlığının bozulmadığı" yönündeki İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesi'nin raporunda bu bulguların "zail (yok) olduğu" iddiasının bilimsel ve mantıksal dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek, özetle şöyle denildi:

Ehil değiller

B.Ç.'de var olduğu tespit edilen ruhsal bozukluğun (patolojik düzeyde anksiyete ve depresyon) ortadan kalktığına dair verilen bilirkişi raporu gerçeği yansıtmamaktadır. Her şeyden önce raporu veren bilirkişi kurulunda bir tane dahi çocuk psikiyatrı ve psikolog bulunmamaktadır. Rapor konunun ehli uzmanlarca verilmemiştir. Oysa Uludağ Üniversitesi'nin raporu, konunun uzmanları hazırlamıştır. Uzmanlarca verilen raporda var olduğu belirtilen ruhsal bozukluğun konunun uzmanı olmayan kişilerce ortadan kalktığının söylenmesi bilime ve mantığa sığmamaktadır.

Sınır zekâ

Zekâ değerlendirilmesinde her ne kadar mağdurenin ‘sınır zekâ' düzeyinde olduğu tespit edilmişse de, kognitif fonksiyonların, aile bütünlüğüne karşı ifade vermekten çekinmeye yetecek düzeyde olduğu bildirilmiştir.

Adli Tıp raporu geçerli değil!

Bir günlük cinsel saldırı raporu!

Profesyonel yardım

B.Ç. koruma ve bakım altına alındığı tarihten itibaren sosyal uzmanlarımız tarafından izlenmiş, kendisiyle yapılan görüşmeler sonunda raporlar hazırlanmıştır. 28.04.2008'de yapılan ilk görüşmede, sanıkla yaşadıklarını ayrıntılı biçimde anlatmış ancak, annesinin başına kötü bir şey gelmesinden korktuğu için fazla konuşmak istemediği gözlenmiştir. Acilen profesyonel yardım alması gerektiği kanaati belirtilmiştir. 07.07.2008'deki ikinci görüşme raporu düzenlenmiş ve B.Ç.'nin konuşmak istemeyerek sürekli ağladığı ve ifadesini değiştirdiği takdirde annesinin cezaevinden çıkacağı beklentisinin bulunduğu gözlenmiştir.

Tahliyeye şaşırdı

Adli tıp raporundan sonra 31.10.2008'de yapılan son görüşmede yine cinsel istismar olayını anlattığı ancak, daha sonra bunun doğru olmadığını belirterek, çelişkili konuştuğu, annesinin tahliyesine çok sevindiğini, Hüseyin Üzmez'in tahliyesine çok şaşırdığını belirttiği, anlattıkları gerçek değilse tahliyeye neden şaşırdığı sorulduğunda ise, suskun kaldığı gözlenmiştir. B.Ç. akabinde Hüseyin Üzmez ile aralarında geçen özel konuşmaları, (aybaşı olup olmadığının sorulması vs) anlatmıştır.

Gelecek planı yok

31.10.2008'deki raporda B.Ç.'nin kendisini net ifade ettiği, konuşurken bakışlarının donuk ve ifadesiz olduğu, sürekli parmaklarıyla endişeli şekilde oynadığı, yüzeysel cevaplar vererek ayrıntıları geçiştirdiği, geleceğiyle ilgili planlar yapmadığı, annesinin yeniden cezaevine girmesi konusundaki belirsizlikten huzursuz olduğu ve bu nedenle ifade değişikliğine gitmiş olabileceği gözlenmiştir. Bu son tesbite göre, bilirkişilerin olay sonunda ruh ve beden sağlığının bozulmadığını iddia etmeleri akla ve mantığa sığmamakta, hangi bilimsel gerçeğe dayandığı anlaşılamamaktadır.

Sihirli değnek

B.Ç.'nin ailesinden ayrılmış olması, bu olaylar sonunda ailesinin parçalanacağı endişesini taşıması, hukuksal süreçte rol alması (yapılan fiziksel muayeneler, psikolojik testler, karakol işlemleri, mahkeme süreci) ve bu sürecin hâlâ devam etmesi, sosyal çevresinin değişim olması, sürekli konuyla ilgili olarak çevresi ve medya tarafından gözlendiğini düşünmesi nedeniyle, yaşadığı travmadan bir anda sihirli değnek değmişçesine kurtulduğu iddiası bilimsel ve mantıksal mesnetten yoksundur.

Yeni bilirkişi

Açıklanan tüm nedenlerle bilirkişi raporuna itirazlarımızın kabulüyle mağdure B.Ç.'nin çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı, bilirkişiler tarafından yeniden değerlendirilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz.