Gündem

Hasan Cemal: Tahrir’de devrimin bayramını kutladılar

Milliyet gazetesi yazarı Hasan Cemal, Mısır devriminin 4. cumasında Tahrir Meydanı'na gitti.

19 Şubat 2011 02:00

T24 - Milliyet gazetesi yazarı Hasan Cemal, Mısır devriminin 4. cumasında Tahrir Meydanı'na gitti. Mısırlılar'ın devrimi kutlamalarına şahit olan Cemal, meydandan izlenimlerini aktardı. Cemal, "Mısır halkı kendi kaderini kendi eline alıyor, bundan böyle kolay değil onun kaderini elinden almak..." dedi.

Hasan Cemal'in Milliyet gazetesinde "Tahrir’de devrimin bayramını kutladılar" başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:


Tahrir’de devrimin bayramını kutladılar

Tahrir Meydanı ana baba günü... Ne kadar çok Mısır bayrağı var, kırmızı, beyaz, siyah... Beyaz türbanlı Şeyma, “Devrim bayramını kutluyoruz” diyor... 11 Şubat Devrimi’nin meşalesini yakan gençler bunlar... Facebook kuşağı!.. Bir gazeteci olarak böyle bir güne tanık olduğum için gerçekten mutluyum...


 


Kahire

Tarih, 18 Şubat 2011, günlerden cuma. 25 Ocak’tan, yani devrimin başlangıcından bu yana dördüncü cuma yaşanıyor Tahrir Meydanı‘nda.
İlk cuma ‘öfke cuması’, ikincisi defol git cuması, geçen haftaki üçüncüsü ‘veda cuması‘ydı.
Ben ‘zafer cuması‘nı yaşıyorum.
Bir gazeteci olarak böyle bir güne tanık olduğum için de gerçekten mutluyum.
Tam öğle vakti, meydan kaynıyor.
Her taraf ana baba günü.
Meydanın sayısız girişlerinden birinde, Mısır bayraklarından uzun bir koridor oluşturulmuş. Hem ellerimize sarılıp sıkıyorlar, hem slogan atıyorlar:
“Devrimimize hoş geldiniz!”
“Devrim hepimize hayırlı olsun!”
Meydan dalgalanıyor.
Ne kadar çok Mısır bayrağı var, kırmızı, beyaz, siyah... Kiminin elinde, kiminin yanaklarında, kiminin alnında.
Kimileri de tişörtler giymiş, üstünde İngilizce “Mısır’ı seviyorum“ yazan...


Babamın adı da Hasan

27 yaşında, işsiz.
“Benim babamın adı da Hasan” diyor güleç yüzüyle, heyecanlı:
“Ne kadar büyük bir millet olduğumuzu gösterdik, herkes gördü. Hiçbir şeyden korkmuyoruz artık.”
Devrimle birlikte Mısır büyük bir milliyetçilik dalgasının üstüne oturuyor gibi...
Polis yok ortalıkta.
Asker de çok seyrek.
Meydanın bazı giriş yerlerini tanklar, zırhlı kariyerler tutmuş. Çocuklarını tankın üstüne çıkarıyorlar, ellerine Mısır bayrağı tutuşturup fotoğraflarını çekiyorlar.
Harp sanayinde montaj işçisi.
Karısı ve dört kızıyla meydana gelmiş. Hepsinin başı örtülü. Ellerinde Mısır bayrakları. Birlikte fotoğraf çektiriyoruz.
Heyecanlı heyecanlı konuşuyor:
“Çocuklarımızın hürriyeti için buradayız.”
Erkeğin adı İslam.
Yanında iki kız arkadaşı var, biri Şeyma, öteki Rehab. Beyaz türban takmışlar.
Erkek muhasebeci, son derece konuşkan kız da muhasebecilik okuyormuş.
Şeyma diyor ki:
“Bugün devrim bayramını kutluyoruz. Bugün burada şehitlerimizi anıyoruz. Bugün burada devrimimizi devam ettiriyoruz.”
Bu arada İslam, bir facebook grupları olduğunu söylüyor, adresini yazdırıyor.
11 Şubat Devrimi‘nin meşalesini yakanlar bu gençler işte.
Facebook kuşağı!
Yalnız Mısır’da değil, bütün Arap âleminde, Tunus’ta, Yemen’de, Bahreyn’de, Cezayir’de, Libya’da.
Arap dünyası kaynıyor.
Mısır’da “Mübarek’in daktilo devri“ni kapatan facebook kuşağı, şimdi ‘yeni Mısır‘ı inşa etmek için kendini hazır hissediyor.



Muhasebecilik yapan yirmili yaşlardaki İslam, noktası virgülü yerinde konuşuyor. Benim asker ve Müslüman Kardeşler‘le ilgili kışkırtıcı sorularıma pek öyle pabuç bırakmıyor:
“Sonunda demokratik sisteme geçeceğiz Mısır’da... Asker bize yardımcı oldu. Orduyla el eleyiz. Demokrasiyi biz yapacağız başkası değil. Ayrıca demokrasi bir kültürdür, bir anda olmaz. Müslüman Kardeşler de bizim parçamız. Öteki partilerden farkları yok. Demokrasi onlarsız olmaz. Ayrıca devrim boyunca hiç ön plana çıkmadılar, İslami sloganlar da atmadılar.”


Obama bile alkışladı

Evet, devrim günlerinde dini sloganlar duyulmadı. Amerikan bayrağı, İsrail bayrağı yakılmadı. ‘Amerikan emperyalizmi’ kınanmadı. Hatta Başkan Obama‘nın konuşması alkış bile aldı.
Taleplerini sıralıyor İslam:
“Eskinin kalıntıları temizlensin. Yeni kaldırılsın. Hapisteki siyasal tutuklular serbest bırakılsın.”
Meydanda, duvarın dibinde ayakta dikilmiş, elindeki İngilizce yazılı pankartı gelene geçene gösteriyor:
“Khairat al-Shater 12 yıldır hapiste! Onu serbest bırakmanın zamanı geldi.”
Al-Shater, Müslüman Kardeşler’in liderlerinden biri...
Slogan boydan boya çekilmiş:
“Eski sistemi istemiyoruz!”
Bir köşede etrafı seyrediyoruz, Zaman gazetesinin Kahire temsilcisi Cumali Önal’la.
Türk deyince etrafımızdaki çember gitgide büyüyor. Güleryüz ve yakınlık görüyoruz.
Bunda Tayyip Erdoğan faktörü de rol oynuyor galiba. Elli yaşında bir öğretmen, “Gelecekten umutluyum, artık 25 Ocak‘tan, (devrimin başlangıcı) geriye gidilmez. Bizde de inşallah Ak Parti gibi partiler çıkar” dedikten sonra ekliyor:


Muhalif bir yargıç

“Erdoğan’a selam söyleyin.”
Muhammed Erdoğan çiftçi, 41 yaşında.
Padişah Abdülhamid Han’ı tanıyor.
Çember sakallı, başında beyaz kefiyesi, sırtında kahverengi entarisi, elini kolunu sallayarak konuşuyor:
“İstikrar istiyoruz. Anayasa bir an önce değiştirilsin. El Bişri‘ye saygı duyuyoruz.”
El Bişri adı ilginç.
Eski bir solcu. Şimdi muhafazakâr bir çizgide. Mübarek’e kafa tutmuş, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına karşı çıkmış, işinden olmuş...
Kısacası, muhalif bir yargıç.
İlginç olana gelince, adı Tarık El Bişri olan bu yargıcın askeri yönetim tarafından yeni Anayasa Komisyonu’nun başına getirilmiş olması...
Ellerinde bayraklar, akın akın geliyorlar.
Kadın erkek, yaşlı genç, çoluk çocuk, başı açık başı örtülü, entarili pantolonlu, çarşaflı etekli, mavijinli, yüzü peçeli, yüzü açık...


‘Sistemi Allah devirdi!'

Akın akın geliyorlar.
Meydan doldukça doluyor, gitgite sıkı dokulu hale geliyor.
Dikkatimi çekiyor.
Mısırlı genç kızlar, başı açık ya da örtülü, ne kadar ağır makyaj yapıyorlar, siyah gözlerini ne de çok belirgin kılmaya çalışıyorlar.
Kızların yanakları Mısır bayrağının renklerine boyanmış, kırmızı beyaz siyah...
Kürsüden sloganlar atılıyor:
“Şehitler ölmez!”
“Devrim şehitlerimizin açtığı yoldan yürüyeceğiz.”
Bir pankart:
“Sistemi Allah devirdi.”
Genç bir akademisyen, El Ezher‘de İş İdaresi profesörü. “Görüyorsunuz halk devrimi kutluyor, devrimi devam ettirmek istiyor” dedikten sonra kalabalığın içinde yitip gidiyor.
Avazı çıktığı kadar bağıran bir adam:
“Namazı meydanda kılabilirsiniz.”
Bronzdan heybetli aslan heykelleriyle Kasır el Ayni köprüsünün altından tembel tembel ne de güzel akıp gidiyor Nil...
Ezan okunuyor.
Meydan birden dalgalanıyor.
Yusuf el Karadavi‘nin adı anons ediliyor.


Halkın iradesi iktidarda

Katar’da, uzun yıllardır sürgünde yaşayan bir dini lider. 84 yaşında. Kimine göre Mısır’ın Humeyni’si, kimine göre radikal olmaktan uzak, ılımlı ama etkili bir İslami lider...
Cumayı kıldırıyor.
Ve hutbeyi okuyor Karadavi:
“Firavun dönemi sona erdi... Şimdi iktidarda olan halkın iradesi... Üstümüzdeki zulüm perdesi kalkıyor... Müslümanlarla Hıristiyanların ortak eseridir gerçekleştirilen devrim...”
Meydan dalgalanıyor.
Tahrir Meydanı bayram yeri.
Mısır halkı kendi kaderini kendi eline alıyor, bundan böyle kolay değil onun kaderini elinden almak...
Tarih, 18 Şubat 2011, günlerden cuma, mutluyum Tahrir Meydanı’nda...


 

ETİKETLER

haber