Gündem

Fethullah Gülen aslında ne dedi?

Koru, Gülen tartışmaları için, "'Ilımlı' bir çizgiyi 'aşırı' diye mahkum edip ülkede barınamaz hale getirdikten sonra 'ılımlı' olduğunu ye

06 Haziran 2010 03:00

T24 - Fethullah Gülen'in, Gazze'ye 'insani yardım malzemesi' götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine İsrailli askerlerin saldırmasının ardından, Amerika'nın Wall Street Journal gazetesine "Yardım malzemesi taşıyan gemiler için İsrail'den izin alınması gerekirdi; otoriteye meydan okumak yanlıştır" yorumunu yaptı.

Yeni Şafak gazetesi yazarı Fehmi Koru, Gülen'in bu yorumunun ardından çıkan tartışmalar için, "'Ilımlı' bir çizgiyi 'aşırı' diye mahkum edip ülkede barınamaz hale getirdikten sonra 'ılımlı' olduğunu yeniden keşfedip arkasında saf tutmak nasıl bir duygu acaba?" diye sordu.

Fehmi Koru'nun Yeni Şafak gazetesinde "Fethullah gülen aslında ne dedi?" başlığıyla (6 Haziran 2010) yayımlanan yazısı şöyle:



Fethullah Gülen aslında ne dedi?

Fethullah Gülen'in, yakınlarının verdiği bilgiye göre, bir fotoğraf çekimi sırasında ağzını yoklayan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi muhabirine birkaç cümleden ibaret açıklamasının bizim medyada nasıl değerlendirildiğini görüp de şaşırmamak elde mi?

En çarpıcı cümle şu: "Yardım malzemesi taşıyan gemiler için İsrail'den izin alınması gerekirdi; otoriteye meydan okumak yanlıştır."

Şimdiye kadar Fethullah Gülen ve hareketi için en galiz ifadeleri kullanmaktan çekinmeyen, kendisini ülkemiz için 'tehlike' gören, hayatının en değerli yıllarını 'gurbet cehennemi'nde geçirmesine sebep olan kalemler, kendilerini haklı çıkarmak için, bu tek cümleyi sakız gibi çiğneyip duruyorlar.

Lâfı fazla uzatmadan söyleyelim: Gülen Hareketi her çeşit fikrin meşheri olan İslâm Dünyası'nda en 'ılımlı' görüşü temsil ediyor. Aşırılıktan uzak, günümüzün şartlarını göz önünde bulunduran, inançlıların 'demokratik bir hukuk devleti' çatısı altında güven ve huzur içerisinde yaşayabileceğini savunan bir görüş bu.

'Ulu'l emre itaat' ilkesini hep gözönünde bulunduran bu anlayışın, ülkemizdeki yönetimler tarafından 'aşırılık' ile suçlanıp neredeyse 'el-Kaide' muamelesi yapılmasının vebali, WSJ mülâkatına can kurtaran simidi gibi yapışan medyanındır. Kendisine ve yakınlarına 'vebalı' muamelesi yapıp huzurlarını kaçıran tipler şimdi Hocaefendi'yi övme yarışında...

Oysa Fethullah Gülen'in WSJ'a söyledikleri hareketin yıllardan beri savunageldiği çizgiye uyuyor. İçinde yaşadıkları toplumla uyumlu, 'demokratik' ve 'hukukun üstünlüğüne inanan' her devletin kurallarına ters düşmeyen insanlar yetiştirmeyi hedef almış bir hareketi, geçmişte, bağlamından kopartılmış iki cümleyle mahkum etmeye kalkışıyorlardı, şimdi de iki cümleyle başlarının üzerine yerleştirme girişimini başlattılar.

Amaç mı? Amaç, kendi yanlış tezlerine destek arayışı olduğu kadar, Gülen Cemaati ile o hareket içinde yer alanlara saygı duyanların arasına 'kuşku' tohumları ekmek...

Söyledikleri temelde yanlış değil Fethullah Gülen'in; bir ülkenin uluslararası hukuka uygun olarak 'karasuları' ilân ettiği bölgeye izinsiz girerek sorunlara yol açmak, kan dökülmesine sebep olmak elbette yanlıştır... Gazze'ye insani yardım götüren gemiler bunu yapmadı zaten; uluslararası karasularında İsrail'in izin vermesini beklediler... İsrail izin verseydi, ya da silâhsız gönüllülere saldırıp kan dökmek yerine yüklerini Gazze'ye ulaştırma sözüyle gemileri bir limana yöneltseydi, 'çirkin manzaralar' olmayacaktı.

İsrail bildiğimiz anlamda bir 'demokrasi' olmadığı gibi uluslararası hukukun geçerliliği konusunda duyarlılığı da yok; kendi bildiğini okuyan politikacılar ve insan canının kutsiyetini önemsemeyen bir ordu, mağduriyet ve mazlumiyet iddiasıyla kurulmuş bir ülkeyi, kendisine hoşgörüyle bakmaya hazır dünyanın gözünde itibarsızlaştırmayı becerdi.

Helikopterlerden ellerinde canlı kurşun kusmaya hazır makinalı tüfek bulunan komandolar indirmeyip "İsrail karasularına girmeyin" uyarısı yapsa ve kendi sınırına çekilseydi İsrail ordusu, sorun kansız çözülebilecekti.

Gemiler Gazze ablukasının vahametini dünyaya hatırlatmış, İsrail de 'çağdaş normlarda bir ülke' görüntüsünü kaybetmemiş olurdu.

Bir üst otoriteye meydan okuyan kim oluyor bu durumda? Yüzyılların deneyimiyle oluşmuş 'uluslararası hukuk'a ve ona dayalı Birleşmiş Milletler sistemine meydan okuyan İsrail değil mi?

Fethullah Gülen'in ağzından çıkan cümledeki ilke doğru, ancak o ilkenin masumları kast eder biçimde yorumlanması yanlış... Yanlışı kim yaparsa yapsın yanlış yanlıştır.

'Ilımlı' bir çizgiyi 'aşırı' diye mahkum edip ülkede barınamaz hale getirdikten sonra 'ılımlı' olduğunu yeniden keşfedip arkasında saf tutmak nasıl bir duygu acaba?



ETİKETLER

haber