Gündem

Ergenekon’da neden sadece bizim ismimiz açıklandı?

İbrahim Şahin'in suikast listesinde olduğunu ileri sürülen av. Genç, "Neden sadece bizim adımız açıklandı" diye soruyor.

15 Ocak 2009 02:00

Ergenekon’un 10. dalgasında gözaltına alınarak tutuklanan Özel Hareket Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin’in evinde yapılan aramada 12 kişilik bir suikast listesi ele geçirilmişti. Polis, diğerlerini saklı tutarken, Sivas’taki Ermeni cemaatinin liderinin yanı sıra listedeki iki ismi daha açıkladı: Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Av. Kazım Genç ile ABF Genel Başkanı Ali Balkız.

 Avukat Kazım Genç, neden sadece bizim ismimiz kamuoyuna açıklandı? Bunda özel bir amaç mı var” diye soruyor?

Şahin'in ölüm listesi

 “Basına yansıdığına göre İbrahim Şahin kendisine bağlı 6 tim oluşturmuş. Bu timlerle Alevi ve Ermeni kesimlerden bazı örgüt yöneticileri infaz edilerek toplumda bir infial yaratmak, oluşan kaos ortamında AKP iktidarını yıpratmak amaçlanmış. Biz basına yansıyandan farklı şeyler olabileceğini düşünüyoruz.

Teknik olarak yanlış

12 kişilik bir suikast yapılacaklar listesi hazırlandığı söyleniyor. Ama nedense bayramdan önce zaten korumaya alınan, yani zaten bilinen Sivas’taki Ermeni cemaati başkanı ile Alevi örgütleri yöneticileri olarak ABF Genel Başkanı Sayın Ali Balkız’ın ve benim adım kamuoyuna deşifre ediliyor. Bunların teknik olarak böyle olmaması gerekir.

Hukuksal açıdan da hazırlık soruşturması gizlidir, dava açılıncaya kadar kimseye bilgi verilmez. Teknik olarak da olması gereken devletin yetkili birimleri böyle bir bilgiyi edindiklerinde hemen ivedi olarak bizlerin güvenliğini sağlamak, korumaya almak ve böyle planlar yapanları yakalamaktır. Bu ikisi de olmuyor. Planlayanlardan en tepe noktada olduğu söylenen İbrahim Şahin’in bilgisayarında bu krokiler çıkmış ama 6 tim olduğu söyleniyor. Bir tim yakalandı diğer 5 tim duruyor. Bizim adımız deşifre edileceğine bunların yakalanıp bu tehlikenin ortadan kaldırılması gerekirdi. Bunlar yapılmadığına göre bunun arkasında bazı kirli oyunlar mı dönüyor diye düşünüyoruz.

Amaç mücadelemizin ivmesini kırmak

Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu 2007-2008 yıllarında çok önemli sıçrama yaptı. 2007 Ekim ayında AİHM’de zorunlu din dersleri davasını kazandık, 2008 Nisan ayında hükümete ‘bu kararı uygulayın’ dedik, Haziranda da resmen başvurduk. Uygulanmayınca Ağustosta Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine bildirdik, ‘yargı kararlarına uymuyorlar’ diye, orada hükümeti sıkıştırdık. Artı zorunlu din dersine ilişkin yargı kararına uyulmadığı için 7-8 ilde oturma eylemi yaptık ve toplumun dikkatini oraya çektik, çok önemli destekler gördük. Daha da önemlisi Türkiye’de Aleviler herhangi bir katliama uğramadan, sadece kendi hakları için de değil, ötekiler diye adlandırılan herkesin hakları için, ‘eşit yurttaşlık hakkı’ talebiyle Türkiye’nin dokuz noktasından büyük Alevi yürüyüşü başlattılar. 9 Kasımda Ankara’da 135 bin kişiyle son yılların en görkemli mitingini yaptılar. O miting öyle bir Türkiye fotoğrafıydı ki Ferhat Tunç sahnede Türkçe söylerken, miting alanında insanlar ellerinde Türk bayraklarıyla halay çekiyorlardı.

Miting alanında kardeşleşme sağlanmıştı. Aleviler barışçıl demokratik bir biçimde taleplerini dile getirdiler ve herkes buna kulak asmak zorunluluğu hissetti. Hükümet bir şeyler söyledi, muhalefet bir şeyler söyledi. 9 Kasımdan bugüne gazeteleri tetkik edin her gün Alevilerle ilgili üç beş haber muhakkak vardır. Adana’da, 20 bin kişilik bir mitingle 30 yıl sonra Maraş katliamının gizli belgelerinin açıklanmasını ve katliamın üstündeki sisin kaldırılmasını istedik. Hükümet cephesinde bakıldığında Alevi Bektaşi Federasyonu var, bunun yöneticileri var, Pir Sultan örgütlülüğüyle de organize bir biçimde Alevi toplumunun demokratik haklar mücadelesini sürüklüyorlar, bizi sıkıştırıyorlar, öyleyse bu ivmeyi kırmamız lazım. Listede olan diğerlerinin söylenmeyip sadece 2 Alevi örgüt yöneticisinin söylenmesinin o ivmeyi kırma amaçlı olduğunu söylüyoruz.



Bunda özel bir amaç var

 


Sadece bizim ismimizin açıklanmasının özel bir amacı olduğunu düşünüyoruz ve bunda da haksız değiliz. Ben Kazım Genç olarak, gördüğünüz gibi mütevazı bir büroda avukatlık mesleğini yürüten sade bir yurttaşım. Benim kişiliğimden kaynaklı, böyle bir eyleme hedef olacak bir konumum yok. Hedef alınan Pir Sultan genel başkanlığıdır, Alevi Bektaşi Federasyonu genel sekreterliğidir, genel başkanlığıdır. Mücadelemizi sindirme amaçlıdır. Çok ilginçtir, ismimiz açıklandığından beri telefonlarımız susmuyor, ama hiçbir siyasetçi bir tek kelime etmedi. Ne AKP, ne CHP, ne DSP, ne DTP, ne de ÖDP. Üstelik, listede ismimin olduğunu Emniyet’ten değil, basından öğrendim.

ETİKETLER

haber