Gündem

Erdoğan'ın Dersim özrüne kim, ne dedi?

Köşe yazarları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dersim katliamı özrünü değerlendirdi.

24 Kasım 2011 02:00

T24 - Köşe yazarları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dersim katliamı özrünü değerlendirdi. Erdoğan'ın açıklamaları köşelerde "tarihi adım" olarak değerlendirilirken bazı köşe yazarları da CHP'nin tavrını eleştirdi.



İşte o yazılar:

'Atatürk, İnönü ve Bayar 'Dersim'in sorumlusu'

Hasan Celal Güzel - Sabah gazetesi - 24 Kasım 2011

Dersim Harekâtı, Atatürk, İnönü ve Bayar'ın devletin sorumlu mevkilerinde bulunduğu bir dönemde uygulanmıştır. Açıkça ifade etmek gerekirse, bu isimler Dersim olaylarının sorumluları arasındadır. Ülkede asayişi temin ve devlet düzenini sağlamak gibi haklı gerekçelerle de yapılmış olsa, Dersim Harekâtı'nı ve yöntemini kabul etmek imkânsızdır. İstiklâl Mahkemeleri, İskilipli Âtıf Hoca ve buna benzer icraatlar da Cumhuriyet'in bu ilk döneminin tasvip edilmesi mümkün olmayan olayları arasındadır.  Lâkin, bir de madalyonun öbür yüzüne bakmak lâzımdır. Atatürk, İnönü ve Bayar, Millî Mücadele'yi yürüten ve Cumhuriyet'i kuran ekibin de başında gelmektedir. Yaptıkları hizmetleri ölçmek de mümkün değildir. Onlar, hatâlarıyla ve sevaplarıyla tarihe mal olmuş şahsiyetlerdir. Dersim Harekâtı'nın son dönemde gündeme getirilmesinin sebebi, CHP'nin 'yumuşak karnı'dır. CHP'nin temelindeki çelişki sebebiyle 'Yeni CHP' olma iddiasındaki Kılıçdaroğlu yönetimi Dersim konusunda baltayı taşa vurmuş ve başta Dersimli Kılıçdaroğlu olmak üzere jakoben CHP'liler tepki göstermişlerdir.  Diğer taraftan Başbakan Erdoğan da CHP yönetiminin dikta geçmişi ile ilgili bu acı olayı gündemde tutarak CHP'yi ve Kılıçdaroğlu'nu köşeye sıkıştırmıştır. Bu arada Başbakan'ın 70 küsur yıllık bir hâdiseden sonra devlet adına özür dilemesi de dikkat çekici olmuştur.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

* * *

'Dersim CHP'yi bitirecek'

Cengiz Çandar  - Radikal gazetesi - 24 Kasım 2011


Başbakan Tayyip Erdoğan dün müthiş bir iş yaptı. Arşivlerden Dersim katliamını ortaya çıkarttı, yaklaşık 75 yıllık ‘resmi tarihi’ yırttı attı. (...) Dersimlilerin birçoğu yıllardır Zazaca ‘Tertele Dersim’ diye, Dersim’in bir ayaklanma olmadığını, bir ‘soykırım” olduğunu haykırıp duruyor, en azından ‘devletin özür dilemesini’ istiyorlardı. Tayyip Erdoğan devlet arşivlerinden verdiği rakamlarla ‘Tertele Dersim’i ortaya çıkarttı ve bir de özür diledi. Bu, hiçbir bahane ve gerekçeyle geçiştirilemeyecek, büyük bir olaydır. Dersim’deki tarihimizin yüz karası, insanlık dışı, trajik olaylar bilen biliyordu ve bu konuda sonsuz da yayın vardı. Radikal de üç gündür ‘tarihi’ bir yayın, unutulmaz bir gazetecilik sergiliyor. Ama Türkiye’nin Başbakanı’nın olan-biteni gerçek haliyle sergilemesi ve bir de ‘literatürde varsa özür dilemesi’ hepsinden önemlidir.  ‘Literatürde” şayet yoksa da bundan böyle olmuştur! (...) Başbakan’ın dünkü ‘tarihi tavrı’nın devamı gelmek zorundadır. Zira istense de istenmese de tarihimizin karanlık, kirli, acılı sayfaları açılacak, tarihle gereği gibi yüzleşilecektir.  Başbakan öyle bir yol açmıştır ki, 1915 Ermeni kırımından kolay kaçılamaz. Bugüne kadar ki, bildik ezber dili korunamaz. Keza, Varlık Vergisi, keza 6-7 Eylül, keza daha gerilerde yatan ve Başbakan’ın dünkü konuşmasında gönderme yapılan İstiklal Mahkemeleri..  CHP’nin aklını başına toplayıp, eğer gerçekten ‘yeni CHP’ olmak gibi bir iddiası varsa, kendi parti tarihiyle dürüstçe yüzleşme yolunu seçmesi de şarttır. Aksi halde, Dersimli genel başkanları döneminde, Dersim, CHP’yi bitirecek. CHP sözcüleri dün bu konuda bir kez daha döküldüler. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, “Başbakan’ı tebrik ediyorum. Dili, üslubu ve açıklamasıyla memleketimizin ve milletimizin temeline dinamit koymuştur. Herkesi birbirine düşman etmeyi, birbirine düşürecek yolu açmayı başarmıştır. Sayesinde tarihimizi de öğrendik. Geriye söylenecek ne kaldı?” diye konuştu. Laf mı bu şimdi? Yalan bir tarih yazıp öğreterek, katliamların üzerini örterek ve hatta meşrulaştırarak mı ‘memleketimizin ve milletimizin temeli’ korunmuş oluyordu da Başbakan’ın dünkü konuşmasıyla buna ‘dinamit’ konulmuştur? CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi ise Dersim’den başlayarak İstiklal Mahkemeleri’ne, Şeyh Sait İsyanı’na, Atatürk’e giden yolun açılacağını ileri sürdü ve Başbakan’a ateş püskürdü. Ne mahzuru var? Yalan dünyasında yaşamanın sahte mutluluğunda devam mı edelim?

Yazının tamamı için TIKLAYIN

* * *

'Kılıçdaroğlu ayıp etti'

Mehmet Barlas - Sabah gazetesi - 24 Kasım 2011

Burada önemli olan bugünkü Türkiye'nin kendi geçmişiyle yüzleşebilecek olgunluğa nihayet ulaştığı bir dönemde, "Dersim Faciası" gibi gerçekten derinine ele alınması gereken bir olayda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Dersim'i gündeme getiren Başbakan Erdoğan'dan, partisinin grup toplantısında "Bu ne büyük bir talihsizliktir ki bu ülkenin Başbakanının zihin haritası, Ermeni diyasporasının zihin haritası ile aynıdır. Başbakan, Ermeni soykırımı iddialarını dayatırsa şaşmam" şeklinde söz etmesidir. Bu ifade gerçekten talihsiz ve maksadını aşan ayıplı bir ifade değil midir? Tarihimizle yüzleşirken ele alınması ve aydınlatılması gereken olaylar listesinde 1915'teki "Ermeni Tehciri" de yok mudur? Kılıçdaroğlu Ermeni Tehciri'nin sadece Ermeni diyasporasının zihnindeki bir haritada mı bulunduğunu düşünüyor?

Yazının tamamı için TIKLAYIN

* * *

'Dersim katliamının planlayıcısı, yöneticisi ve sorumlusu Mustafa Kemal’dir'

Ahmet Altan - Taraf gazetesi - 24 Kasım 2011

Dersim gerçeğinin böylesine ortaya çıkması, bir başbakanın büyük bir dürüstlük ve cesaretle “tarihin saklanan yüzüyle” hesaplaşması, bu toplumun önünde yeni yollar açacaktır. (...) Başbakan Erdoğan’ın dünkü açıklaması “resmî tarihi” parçalarken, gerçekçi bir “tarih” anlayışının da canlanması için bütün topluma büyük bir fırsat yarattı. Dersim üzerinden yürüyerek Cumhuriyet’le ilgili birçok gerçeğe ulaşabilecek toplum. Bir diktatörlüğün bütün utanç verici suçlarını görebileceğiz. (...) Atatürk’ü gerçek kimliğiyle ve bir diktatör olarak yaptıklarıyla değerlendirebileceğiz. Atatürk’ü överek aslında bir “diktatörlük” rejimini öven ve bu rejimin sürmesi için Atatürk’ün adının arkasına saklananların önündeki o sahte perde kaldırılacak. Dersim katliamının planlayıcısı, yöneticisi ve sorumlusu Mustafa Kemal’dir. Cumhuriyet tarihi boyunca büyük bir “beyin yıkama” operasyonundan geçen bu halkın, karşılaştığı yeni gerçekleri kabulü biraz zor olacak ama yeni bir ülke ancak geçmişin günahlarıyla ve yalanlarıyla yüzleşerek kurulabilecek. (...) Gerçekleri Erdoğan söylüyor, Dersimli muhalefet lideri bu gerçeklerin üstünü örtmeye çalışıyor. Birinin cesaretine ve parıltısına hayran oluyor, diğerinin o silik zavallılığına acıyorsunuz. Kılıçdaroğlu, geçmişin yalanlarıyla geleceğin de önünü tıkamak için çırpınıp kendi ailesinin acısını bile inkâr ediyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

* * *

'Erdoğan şimdi simgesel adımlar atabilir'

Ruşen Çakır - Vatan gazetesi - 24 Kasım 2011

İşin muhalefet partisini zor durumda bırakma yönü bulunsa da Başbakan Erdoğan’ın devlet adına Dersim katliamı için özür dilemiş olması kuşkusuz son derece önemlidir. Tabii bu özürün sadece lafta kalmaması, devlet tarafından gereğinin yapılması da gerekir. Öncelikle karşımıza katliamın insani boyutu çıkıyor. Örneğin bazı aileler daha yakınlarının mezarlarına bile sahip değiller. Ayrıca Başbakan’ın özrünü tescilleyecek bazı simgesel adımlar da atılabilir ve işe Tunceli yerine Dersim adına dönerek başlanabilir. Bu arada katliam mağdurları ve yakınlarının zararları tanzim edilmesi de mutlaka gündeme alınmalıdır.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

* * * 

'Tayyip’ten Kemal’e en unutulmaz gol'


Ahmet Hakan  - Hürriyet gazetesi - 24 Kasım 2011


Sen Dersim üzerine dişe dokunur tek bir kelime bile etmezsen...

Sen “Hüseyin de sussun, diğerleri de sussun” demeyi tercih edersen...
Sen hakikatlerin üstünü örterek geçiştirme yoluna gidersen...
Sen tarihine “toz kondurmam” tavrıyla yaklaşırsan...
Sen “Tuncelili Kemal” kompleksine kapılıp kendi haklı davanın bir numaralı savunucusu olmaktan geri durursan...
Sen korkak, pısırık ve idareci olmayı tercih edersen...
Sen öldürülmüş bebekler adına bile liderlik sergileyemezsen...
Adam da çıkar...
Hem arşivi açar, hem özrünü diler.
Golünü atar yani...
Sen de öylece kalakalırsın.
Kendi haklı davasını bile savunamamış bir genel başkan olarak...
Partisinin tarihine nasıl yaklaşacağını bilmeyen bir lider olarak...
Yapabildiği tek şey “herkesi susturmaya çalışmak” olan bir siyasetçi olarak...
Tarihiyle yüzleşmekten, hesaplaşmaktan köşe bucak kaçmış bir CHP’li olarak...
Yani dımdızlak.
Yani mahcup...
Yani mağlup...

Eh, ne yapalım Kemal Bey...
Değişmez ve hiç değişmeyecek kaidedir:
Atamayana atarlar.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

* * *

'Kılıçdaroğlu'nun gocunması gerekir'

Abdülkadir Selvi - Yeni Şafak gazetesi - 24 Kasım 2011

Dersimli bir genel başkan, Dersim katliamından dolayı Dersim halkından özür dileyen CHP Diyarbakır İl Başkanı'nı görevden alırken, Rizeli bir Başbakan Dersim katliamından dolayı devlet adına özür diledi. (...) Dersimli olmaktan dolayı onur duyduğunu söyleyen CHP Genel Başkanı, Başbakan'ın Dersim katliamını gündeme getirmesinden dolayı ise ne hikmetse gocundu. Doğrusu CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun gocunması gerekirdi. Çünkü yüzüne bir ayna tutulmuş ve orada tek parti zihniyetinin çirkin yüzünü görmüştü. CHP'nin katliamlarıydı onlar. Ama Dersimli Kemal olarak gocunacak bir şeyinin olmaması gerekirdi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

* * *

'Tartışma alevlenmese Erdoğan yine özür diler miydi?'

Murat Yetkin - Radikal gazetesi - 24 Kasım 2011

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 1936-39 Dersim katliamı üzerine özür dilemesi, bir Türk hükümet yetkilisinin ülkenin geçmişinde devlet yönetimi adına işlenen suçlar, hatalara ilişkin ilk özür oldu. Başbakan dün AK Parti yönetim kademelerine hitap ederken, bu dört yıl içinde tarihi Dersim bölgesinde sistematik devlet politikası adına yürütülen askeri operasyonlarda 13 bin 806 kişinin öldürüldüğüne ve on binlercesinin zorla evinden edildiğine ilişkin devlet kayıtlarını açıkladı.
Dersim’in evladı olmaktan gurur duyduğunu her fırsatta söyleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu, bu katliamların yapıldığı zamanın tek parti rejimini yürüten CHP nedeniyle zor durumda bırakma amaçlı tartışma böyle alevlenmemiş olsa, Erdoğan bu açıklamayı yapar mıydı? Bu tartışmaya değer bir konu.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

ETİKETLER

haber