Gündem

Erdoğan'dan Avrupa Birliği'ne Doğu Akdeniz mesajı: Koçbaşı gibi kullanılmaya müsaade etmemeli

07 Aralık 2020 10:52

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Akdeniz Çalıştayı'nda Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi ile Avrupa Birliği'ne (AB) seslendi. 

"Avrupa Birliği içine düştüğü stratejik körlükten bir an önce kurtulmalı, Rum kesimi ve Yunanistan tarafından doğu Akdeniz’de bir koçbaşı gibi kullanılmasına müsaade etmemelidir" diyen Erdoğan, Doğu Akdeniz’e kıyıdaş tüm bölge ülkelerini ve Kıbrıs Türklerinin yer alacağı bir konferans düzenlenmesi önerisini bir kez daha yineledi. 

"Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki gelişmeleri tribünden izlemesi mümkün değildir" diyen Erdoğan, "Akdeniz’deki sorunları birbirimizi suçlayarak değil bölgedeki aktörleri aynı masa etrafında toplayarak çömebileceğimize inanıyoruz. Diplomasiye şans tanımalıyız. Başta Yunanistan olmak üzer Akdeniz’de komşumuz olan tüm ülkeleri bu meseleyi sıfır toplamlı bir oyun olarak görmekten vazgeçmeye çağırıyorum. Sağduyu samimiyet ve aklıselimle hareket edildiğinde herkesin hakkını koruyan kazan-kazan temelli bir formül bulabileceğimize inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Bölgede 1.5 ile Doğu Akdeniz'le ilgili meseleler bizimle beraber dünyadaki birçok devletin öncelikli gündemini oluşturuyor. Akdeniz'e kıyısı olsun olmasın pek çok ülke burada meydana gelen olayları yakından takip ediyor, bir şekilde müdahil olmaya çalışıyor. Son yıllarda başta enerji olmak üzere Avrupa Afrika ve Orta Doğu eksenli tüm tartışmaların odağında Doğu Akdeniz yer alıyor. Kamuoyuna yansıyan kimi bilimsel araştırmalar bölgedeki çıkarılabilir doğalgaz miktarının 3.5 trilyon ile 10 trilyon metreküp olduğunu ifade etmektedir. Aynı zamanda bölgede 1.5 ile 3.5 milyar varil civarında petrol rezervinin mevcut olduğu hesaplanmaktadır. Bölgemizdeki hiçbir ülke bu potansiyeli görmezden gelemez. Özellikle Türkiye gibi Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesinin burada yaşanan gelişmeleri tribünden izlemesi mümkün değildir.

Biz de hem kendi menfaatlerimizi garanti altına almak hem de KKTC'deki vatandaşlarımızın haklarını korumak için süreci yakından takip ediyoruz. Ülkemizi Antalya sahillerine hapsetmeyi amaçlayan plan ve haritaları kabul etmeyeceğimizi açıkça dile getirdik. Tehdit ve şantajlara boyun eğmeyeceğimizi, emperyalist yayılmacılığa izin vermeyeceğimizi muhataplarımıza ifade ettik. Biz kimsenin hakkını, hukukunu gasp etme peşinde değiliz. Biz sadece haklarımızı elimizden almaya çalışan korsan zihniyete karşı dik bir duruş sergiliyoruz. Nitekim geçtiğimiz birkaç ayda yaşananlar Türkiye'nin bu konudaki kararlılığının tezahürü olmuştur.

Ülkemiz Doğu Akdeniz meselesinde asla gerilimden değil barıştan işbirliğinden, hakkaniyetten ve adaletin tesis edilmesinden yanadır. Bunun yolu da karşılıklı saygıya dayalı müzakereden geçiyor. Akdeniz'deki sorunları birbirimizi suçlayarak değil, bölgedeki tüm aktörleri aynı masa etrafında buluşturarak çözebileceğimize inanıyoruz. Şayet Akdeniz'de kalıcı çözüm yolunda mesafe alınması isteniyorsa diplomasiye şans tanınmalıdır. Zira diplomasi ve müzakere bizi ortak paydada buluşturacak en kestirme yoldur.

Bu konuda Türkiye, 2003’ten beri Yunanistan ve Rum yönetiminin tüm şımarıklıklarına rağmen soğukkanlılığını muhafaza etmiştir. Bugün de aynı uzlaşmacı tavrımızı sürdürüyoruz.

Avrupa Birliği içine düştüğü stratejik körlükten bir an önce kurtulmalı, Rum kesimi ve Yunanistan tarafından doğu Akdeniz’de bir koçbaşı gibi kullanılmasına müsaade etmemelidir. Birlik dayanışması adı altında Kıbrıs Türklerine ve Türkiye’ye daha fazla haksızlık yapılmamalıdır.

Doğu Akdeniz’e kıyıdaş tüm bölge ülkelerini ve Kıbrıs Türklerinin yer alacağı bir konferans düzenlenmesi önerimiz halen masada duruyor. Muhataplarımızdan Türkiye’nin uzattığı bu eli havada bırakmamalarını bekliyoruz.

Başta Yunanistan olmak üzere Akdeniz’de komşumuz olan tüm ülkeleri bu meseleyi sıfır toplamlı bir oyun olarak görmekten vazgeçmeye çağırıyorum. Sağduyu samimiyet ve aklıselimle hareket edildiğinde herkesin hakkını koruyan kazan-kazan temelli bir formül bulabileceğimize inanıyorum."