Gündem

Erdoğan: Ordu Valisi'ne 'Sabırlı ol, seçimden sonra dava açarsın' dedim

"Vakıf ve derneklere savaş açmak ancak FETÖ gibi mankurt yuvalarının işine gelir"

19 Haziran 2019 20:59

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YSK’nın iptal kararının ardından mazbatası elinden alınan CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun Ordu-Giresun Havalimanı’nda yaşadığı tartışmaya “Bu milletin valisine 'it' diyen bir insandan siyasetçi olmaz, bunu böle bilin” diye tepki gösterdi.

“Devletin valisi Cumhurbaşkanının o ildeki temsilcisi demektir” iddiasında bulunan Erdoğan, Ordu Valisi Seddar Yavuz ile arasında geçen diyaloğu da “Valimiz feraset sahibi, bana şunu söyledi; 'Başkanım bu seçim arifesinde davayı açarsam, doğru olur mu düşünüyorum' dedi. Ben de kendisine 'Sabırlı ol seçimlerden sonra açarsın' dedim” sözleriyle aktardı.

İBB’nin hükümete yakın bazı vakıf ve derneklere yaptığı yardımların eleştirilmemesi gerektiğini savunan Cumhurbaşkanı, "Vakıf ve derneklere savaş açmak ancak FETÖ gibi mankurt yuvalarının, uyuşturucu baronlarının işine gelir” sözlerini kullandı.

Erdoğan, Mısır’ın demokratik seçimlerle iktidara gelen ilk cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’nin ölümüne ilişkin “Muhammed Mursi'nin ölümü normal bir ölüm değildir. Muhammed Mursi'nin ölümü kesinlikle şaibelidir ve biz bunun da takipçisi olacağız” ifadesini kullandı.

İstanbul Biz Birlikte Türkiye'yiz Buluşması'nda konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Son günlerde gönüllü kuruluşlarımızı hedef alan son derece haksız, çirkin bir kampanya yürütülüyor. İnsan yetiştiren, gençlerimize sahip çıkan. Burslarla, yurtlarla, fikri, akademik çalışmalarla evlatlarımızın eğitimine destek veren vakıflarımız, derneklerimiz yıpratılmaya çalışılıyor. Bir siyasetçiye düşen görev iyi işlere engel olmak değil zararlı, faydalı olanı bertaraf etmektir. Bir belediye başkanın sorumluluğu kimseyi dışlamadan, faydalı kuruluşlara yardım etmektir. Vakıf ve derneklere savaş açmak ancak FETÖ gibi mankurt yuvalarının, uyuşturucu baronlarının işine gelir. Bizim geleneğimizin taşıyıcı sütunları millet, memleket sevdalısı vakıflardır, derneklerdir.

Milletin bize verdiği imkanları yine milletimizin faydasına olan işlerde, şehrimize ve insanımıza katkı sunacak projelerde kullanmaya gayret ettik. İnşallah bu şekilde de yolumuza devam edeceğiz. Bugün burada şu güzel birlikteliğimizi, bu güzelliğe vesile olan Fikr-i Asım Derneği gibi millet ve memleket sevdalısı  derneklerimizi desteklemeyi sürdüreceğiz. Bugün burada Türk demokrasinin gücüne güç katmış milli irade neferleri var. Farklı siyasi görüşlerden, farklı kökenlerden, farklı meşreplerden kardeşlerimiz var. 82 milyonluk büyük Türkiye ailesinin nüvesi diyebileceğimiz dostlarımız, kardeşlerimiz var. Bu salon sadece İstanbul'un değil tüm Türkiye'nin özüdür, özetidir. Bizim muhabbetimizin, bin yıldır vatanımız olan Anadolu coğrafyasında maziden atiye kurduğumuz kardeşlik köprüsünün en güzel timsalidir. Biz birlikte Türkiyeyiz.

''Benim PKK ile işim yok' diyemiyorlarsa düşünmemiz lazım'

Erzurum'u, Kahramanmaraş, Edirne, Kahramanmaraş, Rize, Samsun, Diyarbakır'ıyla hepimiz aynı iklimin evlatlarıyız. Tarihi ve medeniyeti birlikte inşa etmiş ortak bir inancın, akidenin, tarihin çocuklarıyız. Her gün aynı istikamete yöneliyor, birlikte saf tutuyoruz. Hepimiz imanla, aşkla büyük bir tutkuyla bağlıyız. Bayrağımız, ezanımız, milletimiz bellidir, inancımız bellidir. Hiç kimse kardeşliğimizi bölemez. Çünkü biz Kandil'den, teröristlerden talimat almıyoruz. Bizi bölemeyecekler. Ama birileri Kandil'le beraber yürüyebilir. Onlarla beraber adım atabilirler. Kalkıp da 'Benim PKK ile işim yok' diyorlarsa düşünmemiz lazım. Kalkıp da 'Benim DHKP ile ilgim yok' diyemiyorsa buraya soru işareti koyalım.

“Biz gücümüzü mazlum ve mağdurların samimiyetinden alıyoruz”

Her türlü saldırıya, operasyona karşı direnme gücü veren de işte bu ortak değerlerimize olan bağlılığımızdır. Biz gücümüzü vesayet odaklarından değil işte bugün burada olduğu gibi milletimizin birliği, beraberliğinden alıyoruz. Gücümüzü Kürtle Türkün, Arapla Boşnağın, Tatarla Zazanın, Romanla Arnavutun kardeşliğinden alıyoruz. Rabbimiz 'Biz sizi kavimler halinde yarattık, birbirinizle daha iyi tanışasınız, anlaşasınız diye'. Ayrılık yok, biz böyle konuşurken ne yazık ki ülkemizde ayrılığı sürekli olarak tahrik edenler var. İşte onlara biz fırsat vermeyeceğiz. Gücümüzü 40 yıldır duasıyla, desteğiyle yanımızda dağ gibi duran Türk Milletinden alıyoruz. Biz gücümüzü gecenin zifiri karanlığında uykusunu bölerek ellerini semaya açan mazlum ve mağdurların samimiyetinden alıyoruz.

“Biz İzmir susuz kalsın demedik, İzmir'e su verdik”

Bizim davamız birlik, beraberlik, kardeşlik davasıdır. Siyasetimiz gönülden yaparsan gönüller kazanırsın siyasetidir. Hamdolsun bugüne kadar bölge, kimlik, istismar siyaseti yapmadık. Türkiye haritasını farklı renklere bölenlerden, nifak tohumu ekenlerden olmadık. Sadece belli illere, sahil kenarlarına hapsolanlar değil ülkemizden tümünden çok güçlü destek gören bir dava olduk. Son 17 yıl bize oy versin vermesin vatandaşlarımızın tamamını bağrımıza bastık. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olsun dedik. Batıda ne varsa doğuda da o olsun dedik. Türkiyemizin 780 bin kilometre karesi aynı imkanlara sahip olsun dedik. İzmir susuz biz varsın susuz kalsınlar demedik. Gördes Barajı'nı geldik inşa ettik İzmir'e su verdik. Aynı şekilde İZBAN çalışmıyor, İzmir Belediyesi yapamıyor diye bırakmadık. Ulaştırma Bakanımız Binali Bey'e dedik ki, 'gel burayı yüzde 50'sini üstlen, harekete geçirelim' dedik. Bu yıl sonunda İstanbul-İzmir yolunu açıyor. Bu CHP zihniyetiyle bunlar olmaz.

“Bu beka kavramından rahatsız olanlar var'

25 yıl önce İzmir'de nasıl bir havalimanı vardı? Geldik şimdiki Adnan Menderes Havalimanı'nı biz yaptık. Milletimiz yıllardır hasretini çektiği hizmet ve eser siyasetine bizim  dönemimizde kavuştu. Son 17 yılda demokrasimiz güçlendi, vesayet geriledi, milletimizin birlik ve beraberliği hiç olmadığı kadar perçinlendi. AK Parti her kesimin, herkesin partisidir. Dindar, seküler, gencin ve yaşlısının temsilcisi olduk. 82 milyon tüm renkleriyle kucaklaşabilen yegane hareket bizim hareketimizdir, bizim davamızdır. Cumhur İttifakı ve AK Parti iç barışın, huzurun, istikrarın, milli bekasının teminatıdır. Bu beka kavramından rahatsız olanlar var.

AK Parti varsa asgari ittifaklarda buluşuyorsak Allah'ın izniyle Türkiye'nin geleceği aydınlıktır. Şu anda bütün kırmızı liste, gri liste, şu liste, bu liste teröristleri temizliyoruz. Ne dedik biz? İnlerine gireceğiz dedik. Halkımızın huzurunu temin edene kadar dağ taş demeden, Cudi, Gabar, Tendürek bütünüyle Kandil'e varıncaya kadar buralarda temizlik harekatını sürdüreceğiz dedik. En son Pençe Harekatı'yla Irak'ta da bunları temizlemeye başladık. Onlar kaçacak biz kovalayacağız. Bu arada şehitlerimiz var, doğru. Şüheda ile bu topraklar vatan oldu. Bundan sonra da şüheda ile bu topraklar vatan olmaya devam edecek. İnşallah bayrak, toprak, vatan bunlar birbiriyle iç içedir. Bu milletin en büyük gücü tankı, silahı, uçağı değildir, bu milletin en büyük gücü şu anda içinde bulunduğumuz birlik, beraberlik, sevinç ve hüzünle yoğrulan kadim kardeşliğidir.

“Ordu Valisi’ne sabırlı ol seçimden sonra açarsın dedim”

Türkiye Cumhurbaşkanı olarak milletin emanetini sırtında taşıyan bir kardeşiniz olarak her fırsatta şu uyarıyı yapıyorum. Siyaset asla sıfır toplamlı bir oyun değildir. İnsanları ortak değerler, idealler etrafında bir araya getirmek sanatıdır. Ayrıştırmak için değil birleştirmek, kutuplaştırmak için değil gönülleri buluşturmak için yapılır. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın anahtarı birlik siyasetidir. Her kim siyaseti insanımızı birbirine kırdırmanın aracı haline getiriyorsa açık söylüyorum o bu millete ihanet içindedir.  Çıkarı ve menfaati için Türkiye gemisinin altını oyuyorsa bu millet onları asla affetmeyecektir. Her kim Meclis kürsüsünü, iftira kürsüsüne çeviriyorsa sadece kendi itibarını değil siyasetin itibarını da yok ediyor demektir. Bu milletin valisine 'it' diyen bir insandan siyasetçi olmaz, bunu böle bilin. Ardından da 'Ben it demedim, basitleşme dedim'. Sen kime anlatıyorsun. Görsel medya bunu tespit etmiş. Valimiz feraset sahibi, bana şunu söyledi; 'Başkanım bu seçim arifesinde davayı açarsam, doğru olur mu düşünüyorum' dedi. Ben de kendisine 'Sabırlı ol seçimlerden sonra açarsın' dedim.

“Kaç dakika görüştüler hepsinin bilgileri elimizde mevcut”

Devletin valisi Cumhurbaşkanının o ildeki temsilcisi demektir. Onu da geç bir tarafa. Geçen akşam bir televizyon kanalında değil tüm televizyonlarda yayına giren olaylarda o moderatör denilen zat, ona bütün neler sorulacağının bilgilerini veriyor. Böylece bir televizyon programa çıkılıyor. Sayın Yıldırım'a böyle bir bilgi verilmiyor. Bu şahsa veriliyor ve inkar ediyor. Ama ne oldu? Yerin kulağı var, unutma. Ve Marmara Otel'de nasıl bir araya geldiler, kaç dakika görüştüler hepsinin bilgileri şu anda elimizde. Bu ahlaki değildir, gayriahlakidir. Ahlaksızlıktır bu, böyle bir şey olamaz. İnşallah Pazar günü milletimizin ferasetiyle kaybedeceklerdir. Siyasi yarışı kavgaya dönüştürmenin hele hele Türk siyasetine nefret söylemi bulaştırmanın hiç kimseye faydası yoktur.

“23 Haziran'da belediye başkanımızı seçeceğiz”

Gezi olaylarından çukur ve DEAŞ terörüne kadar devletin içine sızmış FETÖ'cü alçakların milleti galeyana getirmek için neler yaptıklarını çok iyi hatırlıyoruz. Hepimiz çok dikkatli olacak, mahalle, çevre, oturduğumuz apartman ve semtlerde birilerinin ortamı germesine asla müsaade etmeyeceğiz. Demokrasimize, milletimize, birlik ve beraberliğimize kınalı kuzuların kanlarıyla sulanan bu aziz vatana sahip çıkacağız. Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet diyerek Rabia'mıza sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. 23 Haziran İstanbullular günü olarak bir kez daha sandığa gidecek, büyükşehir belediye başkanını seçeceğiz. Benim size İstanbul'a neler yaptığımızı herhalde anlatmama gerek yok. Bunları en iyi bilen sizlersiniz. İnşallah Binali Bey'i seçeceğiz. Şimdiden seçimlerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

“Suudiler bu işin bedelini ödeyecek hesabı verecek”

Bunlara pazar günü demokrasinin sandıktan ibaret olduğunu göstermemiz lazım. 15 Temmuz gecesi birileri bankamatiklere koşarken biz demokrasimizi koruduk. Şimdi bakıyorsunuz 15 Temmuz gecesi tankların arasından kaçan korkaklar bize ve millete demokrasi dersi vermeye yelteniyor. Mısır'daki darbeye alkış tutanlar 'Erdoğan'ın akıbeti Mursi'den daha kötü olacak' dediler. Kardeşlerim şunu iyi bilin biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Katliama sesini çıkarmayanlar şimdi kürsüden ahkam kesiyorlar. İşte Cemal Kaşıkçı olayıyla ilgili şu anda BM raporunu açıklıyor. Ve raporlarında Suudilerin bu işte kesinlikle suçlarının, bilgilerinin olduğunu açıklıyor. Türkiye'ye karşı takındıkları tavrın yanlış olduğunu da söylüyorlar. Bunlar bu işin bedelini ödeyecekler, hesabını verecekler. Muhammed Mursi'nin ölümü normal bir ölüm değildir. Muhammed Mursi'nin ölümü kesinlikle şaibelidir. Biz bunun da takipçisi olacağız. 15 Temmuz destanını nasıl kontrollü darbe yaftasıyla itibarsız hale getirmeye çalıştıklarını gayet iyi biliyoruz. Bay Kemal öyle dedi ya. Dün demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmayanların bugün haktan ve hukuktan bahsetmeye hakları yoktur.

“4 gün içinde çalışırsak İstanbul layık olduğu idareye kavuşur”

Rakip aday diyor ki, 'hırsız kim?'. Söyleyeyim. Bir oyların çalınması hırsızlar var iki usulsüzlükler var. Usulsüzlük hukuki ifadedir, çalınması olayı siyasi ifadedir. 29 binden oylar 13 bine iniyorsa bunu siyasetçi olarak bir şeyle ifade edeyeceğiz. Demek ki 16 bin oy çalınmıştır. Bunu görmemiz lazım. Neticede ne diyor, önce YSK üyelerine güvendiklerini söyleyenler daha sonra ne dediler, 'YSK'da çete var' dediler. Onların işine gelmeyen neticeyi YSK açıklayınca bu defa YSK'nın çetelerden oluştuğunu ifade ettiler. Bunlar için menfaat herşeyin üzerindedir. Ama hak inşallah tecelli etti tecelli edecek. Biz 4 gün gayet başarılı bir şekilde çalışırsak İstanbulumuz layık olduğu idareye kavuşur.

“İstanbul bunlara teslim edilmez”

Ben buranın çocuğuyum, burada doğdum büyüdüm. Hemen şurada, Okmeydanı'nda. Burayı kongre merkezi haline getirdik. O günden bugüne burada ulusal, uluslararası kongreler yapılıyor. Biz şu anda Haliç'i temizliği daim kılmak için Boğaz'dan Haliç'e su pompalıyoruz. İstanbul susuz, Istranca dağlarından suyu getirdik. 2040'a kadar sorun yok. Melen'den Ömerli'ye suyu getirdik. Bir de Boğaz'ın altından tüpler yaptık. Eğer  Avrupa yakasında sıkıntı olursa Asya'dan, Asya'da sıkıntı olursa Avrupa'dan oraya su pompalamak suretiyle her iki tarafta susuzluğu giderelim dedik. Artık İstanbul'da çöp dağları yok. Ümraniye'de çöp patlaması oldu. Büyükşehir belediye başkanı, Ümraniye belediye başkanı CHP'liydi. 39 vatandaşımız orada öldü. Bunun hesabını CHP zihneyeti verdi mi? Verdi, ondan sonra Ümraniye'de olduğu gibi İstanbul'da seçim kazanamadı. Şimdi bundan sonra da kazanmaması lazım. Çünkü bunlara İstanbul teslim edilmez.

AK Parti herkesin partisidir. 82 milyonla kucaklaşan yegane hareket bizim hareketimizdir. Biz hep dindarının da sekülerinin de gencinin de yaşlısının da temsilcisi olduk. Bugüne kadar bölge siyaseti, kimlik siyaseti, istismar siyaseti yapmadık.

Şehitlerimiz var, doğru, ancak unutmayın 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda'. Şüheda ile bu topraklar vatan oldu. Bundan sonra da şüheda ile bu topraklar vatan olmaya devam edecek.

Siyaset ayrıştırmak için değil, birleştirmek, kutuplaştırmak için değil gönülleri bir araya getirmek için yapılır. Her kim siyaseti insanımızı birbirine kırdırmak için yapıyorsa, açıkça söylüyorum, o bu millete ihanet içerisindedir, bu millet onları asla affetmeyecektir. Her kim meclis kürsüsünü iftira kürsüsüne çeviriyorsa yalnızca kendi itibarını değil siyasetin itibarını zedeliyor demektir.

Bu milletin valisine 'it' diyen bir insandan siyasetçi olmaz.

Moderatör denen zat bütün soruları bilgileri vermiş. Bunu da inkar ediyor.

Rakip aday 'Hırsız kim' diyor, söyleyeyim. Oyların çalınması ve usulsüzlükler var. Usulsüzlük hukuki ifadedir, çalınması olayı o siyasi ifadedir.

Muhammed Mursi'nin ölümü normal bir ölüm değildir. Muhammed Mursi'nin ölümü kesinlikle şaibelidir ve biz bunun da takipçisi olacağız.