Gündem

Erdoğan, "Deprem vergileri nerede?" sorusuna karşılık Van depremini hatırlattı: Bu paralar yerine gitti

31 Ocak 2020 11:24

Muhalefetin, "Deprem vergileri nerede?" sorusuna yanıt veren Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Van, Kütahya, Bingöl, Afyon-Dinar depremlerini hatırlatarak, "İşte o sordukları deprem vergilerinin 2003-2019 yılları arasındaki toplamı cari fiyatlarla 66 milyar lira. 2019 fiyatlarıyla 147 milyar liradır. Şu ana kadar depremlerin ardından yapılan ve depreme hazırlık için yürütülen çalışmalarda harcanan kaynak ise bu rakamların yaklaşık 5 katıdır" dedi. Erdoğan, "Türkiye'yi onca acısının arasında bu tür tartışmaların içine çekenleri de kınıyorum ve sevgili milletime havale ediyorum" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran Başbakanı Benyamim Netanyahu ile birlikte Yüzyılın Anlaşması adıyla açıkladığı, Kudüs'ü tamamıyla İsrail'e bırakan Orta Doğu Barış Planı'na sert bir dille tepki gösterdi. Erdoğan, "Türkiye olarak görünürde iki devletli çözümü kabul eden ama esasta Kudüs'ü tümüyle gasp eden ve Filistin'i tamamen yok eden bu planı asla tanımıyor ve kabul etmiyoruz" diye konuştu.


Ankara'da AK Parti İl Başkanları Toplantısı'nda konuşan Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Gayretlerimiz sonucunda Afrika ülkeleri için Türkiye arasındaki ticaret hacmi 26 milyar dolara ulaştı."

Türkiye-Afrika ortaklık zirveleri ilişkilerimiz farklı bir boyut kazandırdı. THY İstanbul'dan 58 noktaya şu anda uçuş düzenliyor. Türkiye burslarıyla 4 bin 500 civarında Afrikalı öğrenciye eğitim imkanı sağlıyoruz. TİKA 28 program koordinasyon ofisi ile kıta genelinde Türk tipi kalkınma modelinin öncülüğünü yapıyor. Kardeşlerimizin toprağı olarak gördüğümüz Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi inşallah daha da yoğunlaştıracağız. İş birliğimizi artırarak sürdüreceğiz. "

"24 Ocak Cuma akşamı Elazığ ve Malatya'da can kaybına yol açan 6.8 şiddetinde bir deprem yaşadık. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Depremin ardından hastanelere başvuran 1607 vatandaşımıza geçmiş olsun diliyorum. "

"Ciddi yıkımlar ortaya çıktı. Deprem haberinin alınmasıyla birlikte 3 bakan arkadaşımı anında hemen Elazığ'a gönderdik. Ve sağ olsunlar gerek içişleri, gerek sağlık, gerek çevre bakanım anında orya ulaşarak; o günden bu güne bu çalışmalara katıldılar ve terk etmediler. Dün içişleri Bakanım Ankara'da yapılan Mili Güvenlik Kurulu toplantısı için geldi ve tekrar Elazığ'a döndü. Malum son salgın hastalıkla ilgili olarak dün akşam geç vakitte Ankara’ya geldi, ve buradaki çalışamazlar bizzat kendisi yapması gereken müdahaleler için burada. Ama milletvekili arkadaşlarımız orada. Yerel yönetimlerden sorumlu arkadaşlarımız da oradalar. Hep birlikte süreci takip ediyor. Devletimiz tüm kurumları ve görevlileriyle vatandaşlarımızın yardımına koşmuştur. 7 bin 171 personel ve 661 araç deprem bölgesinde görevlendirilmiştir. Şu anada kadar bölgede AFAD tarafından 25 bina yakın çadır ve 50 bin battaniye ulaştırıldı. Kızılay tarafından da bölgeye 2.500 çadır, 15 bine yakın yatak, 42 binin üzerinde battaniye, her biri 5’er bin kapasiteli sahra hastane ve mutfağı gönderilmiştir. "

"Türkiye tarihinin en hızlı ve etkili afete karşı müdahale faaliyetini bu depremde yürütmüştür."

Erdoğan'dan muhalefetin, "Deprem vergileri nereye harcandı" sorusuna yanıt

"Biz bunları yaparken bunu insani vicdani ve üstlendiğimiz görev sebebiyle yaptık. Fakat haberi yok. Sorun Van depreminden haberin var mı diye? İnanın yoktur. Biz yaklaşık eski parayla 20 katrilyona yakın para harcadık. Deprem için topladığınız paraları nereye harcadınız diye utanmadan soruyor. Bu paralar yerine gittiği gibi biz milli bütçeden buralara ciddi harcamalar yaparak buraları ayağa kaldırdık. Edremit diye bir ilçe var, sorun bilmez. Burayı biz adeta denize nazır bir ilçe olarak inşa ettik. İpekyol'u bilmez, Erciş öyle, sıfırdan inşa ettik. Van'ın genelini bilmez. Suyu yoktu suyu Van'ın. Devlet Su İşleri'ni seferber ilan ettik. Bu belediyenin göreviydi ama terör örgütleriyle el ele olan bu belediye halkını susuz bıraktı. 

"Bay Kemal sen neredesin ya?"

Bugünkü Bingöl'ü biz inşa ettik. Simav'a da anında müdahale ila bugünkü Simav'ı inşa ettik. Beklemedik, bir yerden bir şeyler gelecek diye beklemedik. Biz bekleseydik yolda kalırdık. Ama biz hemen milli bütçemizden gerekli adımları attık. Bay Kemal sen neredesin ya? Sen kiminle cirit attığının farkında değildin. Bu işi de öğrenemeyeceksin. Onlar ne yaparlarsa yapsın biz vazifemizi iyi biliyoruz. "

"Van, Kütahya, Bingöl, Afyon-Dinar depremlerinin ardından da tüm vatandaşlarımıza 38 bina yakın kalıcı konutu yapıp teslim etik. "

"Riskli alan olarak belirlenen yerlerde de hali hazırla 60 milyar liralık bir kaynakla yatırımlarımız devam ediyor. Ülkemizi depreme hazırlamak için çalışmalarımız devam ediyor."

"Onları, kınıyorum ve milletime havale ediyorum"

"İşte o sordukları deprem vergilerinin 2003-2019 yılları arasındaki toplamı cari fiyatlarla 66 milyar lira. 2019 fiyatlarıyla 147 milyar liradır. Şu ana kadar depremlerin ardından yapılan ve depreme hazırlık için yürütülen çalışmalarda harcanan kaynak ise bu rakamların yaklaşık 5 katıdır. Türkiye'yi onca acısının arasında bu tür tartışmaların içine çekenleri de kınıyorum ve sevgili milletime havale ediyorum."

Erdoğan'dan 'Yüzyılın Anlaşması' tepkisi: Tanımıyor ve asla kabul etmiyoruz

"Ecdadımızın asırlarca barış içinde yönettiği ve Birinci  Dünya Savaşı'nın ardından geride bıraktığı pek çok bölge halen huzura kavuşmadı. İşgal, yıkım ve göz yaşının sürdüğü yerlerin başında da Filistin geliyor. Filistin topraklarında korsan bir şekilde kurdurulan İsrail kan döke döke haksız ve hukuksuz bir şekilde bugünkü sınırlarına ulaşmıştır. Zalimin gözü kana da mala da doymaz. İsrail'in de gözü doymuyor. Son olarak Amerikan yönetiminin desteği ile Kudüs'ü hem de İsrail özellikle ısrar ettiği işgal altındaki diğer Filistin topraklarını ilhak anlamına gelin bir planı devreye almaya çalışıyor. 1947'de bir Filistin vardı bugün ise İsrail 1947'deki Filistin'in topraklarının aynıyla şu anda işgalci ve Filistin'e şu anda damla damla gösterebileceğimiz bir  Filistin var. Bunlardan da  Filistin'i mahrum etmenin Batı Şeria da dahil olmak üzere bunun gayreti içindeler. Bu planla işgal edilen Filistin topraklarının ilhakı amaçlanıyor. Türkiye olarak görünürde iki devletli çözümü kabul eden ama esasta Kudüs'ü tümüyle gasp eden ve Filistin'i tamamen yok eden bu planı asla tanımıyor ve kabul etmiyoruz. "

"Kudüs kırmızı çizgimizdir. Başta Suudi Arabistan sesin çıkmıyor sesin! Ne zaman çıkacak? Umman, Bahreyn aynı şekilde. Abudabi yönetimi. Bir de oraya katılıp alkış tutuyorlar. Yazıklar olsun! Acaba o alkış tutan eller bu haince atılan adımın hesabını nasıl verecekler? Binlerce yıldır olduğu gibi bugün de dünya barışının anahtarı Kudüs'tür."

"Çok enteresan bu açıklamayı yapıyor Sayın Trump, yanında seçim kaybetmiş bir Netanyahu var basın mensupları içeri alınıyor, Türk basını alınmıyor. Hani basın özgürlüğünden yanaydınız? Aynı şeyi biz Türkiye'de Amerikan basınına yasak kıyameti koparırdınız. Türk medyasını neden almadınız? Hadi açıklayın. İşte bunların basın özgürlüğü anlayışı bu!"

"Tarihte hiçbir zaman zalimlerin abad olduğu uzun süre ayakta kaldığı görülmemiştir. Binlerce yıl boyunca omuz üstünde baş bırakmayarak kıtalar dolaşanlar hani nerede? Bir dönem Afrika ve Güney Amerika'yı kan gölüne boğanlar hani nerede? Son Cezayir ziyaretimizde 5 milyon insanımızı bu Fransa katletti dedi bana cumhurbaşkanı. Kendisine, "Bunların ayrıca arşiv bilgilerini gönderirsen çok isabetli olur. Çünkü Macron bu işleri bilmiyor. Ona bunları anlatmamız lazım" dedim. 

"Bugünkü zalimler de ayrın tarihin karanlık dehlizlerinde yok olup gideceklerdir. Biz Türkiye olarak hep hayırla yad edilenlerden olduk. Olmaya da devam edeceğiz. TC inancımızın ve medeniyetimizin gereğini yerine getirerek Kudüs davasına sonuna kadar destek verecektir.

"Son dönemde önemli gelişmelerin yaşandığı yerlerden ikisi de Suriye ve İdlib'dir. Esed rejimi saldırılarını artırmıştır. Rusya ile bir mutabakat imzalamıştık. Bu mutabakat Esed rejimini destekleyen Rusya tarafından kanla adım adım delinmekte, bozulmakta, ihlal edilmektedir. Suriye'deki her gelişme Türkiye için en az kendi sınırları içindekiler kadar önemlidir, hayatidir, kritiktir. Halen 3.6 milyon Suriyeliyi topraklarında barındıran ülkemizin yeni bir göç dalgasına tahammülü yoktur. Hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik çıkarı Türkiye'nin güvenlik ve istikbal çıkarlarından daha önce olamaz. Bu bakımdan Suriye'nin hiçbir bölgesindeki duruma seyirci kalmayacağız, kalamayız. Bizim topraklarımıza tehdit oluşturan kim varsa gereğini yapacağız. İdlib'deki durumun süratle normale döndürülmemesi halinde yeniden aynı duruma başvurmaktan başka çaremiz kalmayacaktır. Barış Pınarı Harekâtı bölgesinde de aynı yol ayrımına gidiyoruz. Hiç kimde Türkiye'yi rejimin zulmüne rıza göstermeye zorlamaya hakkı yoktur. Bölücü terör örgütünün Suriye'nin herhangi bir yerinde Türkiye için fitne ve ihanet çukuru açmasına izin vermeyeceğiz. Gerekirse teröristlerin bulunduğu her yere bir fiil giderek bu oyunu bozacağız. "

"Suriye'deki krizin tek çözümü bu ülkenin vatandaşlarını kucaklayan siyasi bir çözümün hayata geçirilmesidir. "

"Askeri güç kullanmak dahil ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyeceğiz"

"Biz Türkiye olarak tüm samimiyetimizle Suriye’nin tüm halkıyla birlikte istikrarını ve güvenliğini istiyoruz bunun için de askeri güç kullanmak dahil ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyeceğiz. ülkemizi Suriye'de çıkmaza sürükleyerek dikkatimizi dağıtmaya çalışanların hesapları tutmayacaktır. Bu duruşumuzun Libya'da sergiliyoruz. Hafter gibi ücretli bir lejyonerle değil biz oradaki ilişkimizi BM Güvenlik Konseyi'nin tanıdığı Sarrac'la yönetiyoruz Ama maalesef birçok ülkeler Abdabi yönetiminin adeta memuru konumundaki Hafter'le yürütüyorlar. "

"İçeride ve dışarıda yapacak çok işimiz var. Kurulduğu günden beri Türkiye'yi kalkındırmanın mücadelesini veren AK Partinin sorumluluğu giderek artıyor. Türkiye'nin önünü kesmek istikrarını bozmak, gücünü kırmak isteyenler gece gündüz bizi zayıflatmaya çalışıyor. Bu tablo karşısında bize düşen daha çok daha çok daha çok çalışmak, milletimizden aldığımız desteği daha da artırmaktır."