Ekonomi
BBC Türkçe

Enflasyon: ÜFE-TÜFE farkının rekor düzeye yükselmesi ne anlama geliyor?

03 Haziran 2021 14:01

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı son verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs ayında yüzde 0,89 arttı. Yıllık enflasyon beklentilerin aksine düşerek yüzde 16,59 oldu.

Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise aylık yüzde 3,92 artarak yıllık yüzde 38,33'e yükseldi. Bu, kur şokunun etkisiyle yıllık ÜFE'nin son 15 yılın zirvesine ulaştığı 2018 sonbaharından bu yana görülen en yüksek oran oldu.

Ekonomistler aradaki bu farkın önümüzdeki aylarda TÜFE'ye yansıyabileceği uyarısında bulunuyor.

Yıllık ÜFE en son Mayıs 2020'de yüzde 5,53'e düştükten sonra bir yıl boyunca aralıksız artarak bu seviyeye ulaştı.

ÜFE'deki yükseliş, şirketlerin çoğunlukla maliyet artışlarını tüketicilere yansıtmakta gecikmesi nedeniyle genellikle bir süre sonra TÜFE'ye yansıyor.

Enflasyon oranları, Türkiye'deki faiz oranının geleceği için de kritik öneme sahip.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Salı akşamı TRT yayınında Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu'na faizleri düşürmesini söylediğini açıklamıştı:

"Yani bu konuda ben yine aynı iddianın peşindeyim. Hatta bugün de Merkez Bankası Başkanımızla görüştüm. Yani bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart, onun için de yani Temmuz-Ağustos, buraları bulacağız ki faiz düşmeye başlasın."

Bu açıklama sonrası Türk Lirası değer kaybetmiş, Dolar/TL kuru 8,80'i aşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştı.

Kavcıoğlu bunun üzerine Çarşamba günü yaptığı açıklamada faiz oranını enflasyonun üzerinde tutacağını söylemişti:

"Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve 2023 yılında orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizini, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, gerçekleşmiş ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edeceğiz."

Yıllık enflasyonun düşüşe geçmesi, Merkez Bankası'nın faiz indirim ihtimalini de artırabilir. Bu nedenle, çoğunlukla beklenenin altında gelen enflasyon oranı TL'yi güçlendirirken bu sefer değer kaybetmesine yol açtı. Güne 8,58'den başlayan dolar/TL, enflasyon verisinin gelmesiyle 8,6357'yi gördü.

Bugün açıklanan verilerle birlikte ÜFE ile TÜFE arasındaki fark da rekor kırdı.

TÜİK ve Merkez Bankası'nın internet sitelerindeki en eski verilerin bulunduğu 2004 yılından bu yana bu kadar yüksek bir fark görülmemişti.

ÜFE'deki rekor artışın önümüzdeki aylarda TÜFE'ye de yansıması bekleniyor. Bu nedenle ekonomistler önümüzdeki aylarda yapılacak bir faiz indiriminin, TÜFE'ye yansıyacak artışla birlikte TL'nin değerini daha da düşürme ihtimali taşıdığına dikkat çekiyor.

2018 hatırlatması

Twitter hesabında son verileri yorumlayan TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, Türk Lirası'nın son 2 aydaki yüzde 16'lık değer kaybının henüz TÜFE'ye yansımadığını, erken faiz indirimi endişelerinin de Dolar/TL endeksini yükselttiğini söyledi.

Ekonomist Tuğba Özay da "Önümüzdeki dönemde üretimin maliyetinin artması tüketici fiyatlarını da yukarıya çekeceğinden enflasyonu tetikleyebilir. Kur geçişkenliğinin yanında önümüzdeki aylarda maliyet enflasyonu da kaçınılmaz şu tabloya göre" ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası Eski Başekonomistlerinden Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Kara, 2018'de ÜFE-TÜFE farkı rekor kırdığında Merkez Bankası'nın faiz artırdığını, uzun süre boyunca da faiz indirmeyerek gidişatı tersine çevirmeye başardığını söyledi ve ekledi:

"Ödül olarak Merkez Bankası Başkanı görevden alınmıştı. Şimdi fark yine tarihi zirvede ve faiz indiriminden bahsediliyor. Bol şans!"

Eski Merkez Bankası Başkanlarından Durmuş Yılmaz, enflasyondaki düşüşe rağmen dövizin artmasını böyle yorumladı:

 

Yeni verilerle Temmuz'a kadar faiz indirimi ihtimalini sorgulayan Bluebay Varlık Yönetimi'nden Tim Ash, enflasyon verilerine güvenin de azaldığını söyledi:

"Sayıların sorunu güvenilirliklerinin düşmesi. Yerliler gerçek enflasyonun düştüğüne inanmadığı için dolar almaya devam ediyor. Yabancılar ise Erdoğan'ın para politikasına güvenmediği için yatırım yapmıyor. Bu yüzden lira zayıf kalacak.

"Sayılar tam kapanmadan etkilenmiş olabilir.

"Merkez Bankası bunu faiz artırımına gitmemesinin ne kadar haklı olduğu şeklinde yorumlayacaktır. Erken faiz indirimi çağrıları da artacaktır.

"Enflasyonun uzun dönemde yüksek kalacağını ve Merkez Bankası'nın yıl sonu 12,2 beklentisinin iyimser olduğunu düşünüyorum."

'Acı maliyeti giderek artıyor'

İTÜ İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Öner Günçavdı da son aylardaki pandemi kapanmaları nedeniyle talebin düştüğünü ve üreticilerin maliyet artışlarını tüketiciye yansıtamamasında bunun da etkisinin olduğunu söyledi.

Firmaların kur baskısı nedeniyle maruz kaldıkları bu duruma daha ne kadar dayanabileceklerini sorgulayan Günçavdı, "Aslında ihracatta uçtu diyoruz ama bal yapmayan arı. Hepsi kurdan ötürü. Kuru bir çek aşağıya bak bakalım o talep kalır mı?" dedi ve ekledi:

"Nasıl çıkacağız buradan? Cevaplar muhtelif... Ama uzlaşılan nokta bu çıkışın hiç de acı çekmeden olmayacağı. Korkarım bu acı maliyeti giderek daha da artıyor."

'Ağustos'ta faiz indirimi gelebilir'

Capital Economics Gelişmekte Olan Pazarlar Kıdemli Ekonomisti Jason Tuvey ise Haziran ayındaki toplantıda Merkez Bankası'nın faiz indireceğini düşünmediklerini fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısını da dikkate alınca Ağustos'ta bir faiz indirimi gelebileceğini belirtti.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir