Dünya
Deutsche Welle

Bozkır'dan Avrupa'ya Kobani yanıtı

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Türkiye’nin Kobani politikasını eleştiren Avrupa ülkelerine yanıt verdi. Bozkır, Türkiye'nin AB süreciyle ilgili de açıklamalarda bulundu.

16 Ekim 2014 21:27


Türkiye AB Bakanlığı, Türkiye- AB müzakerelerine yeni bir ivme kazandırmak üzere üç ayaktan oluşan bir AB müzakere stratejisini hayata geçiriyor. Siyasi reformlar, sosyo-ekonomik dönüşüm ve AB İletişim Stratejisi olarak ifade edilen reformlardan siyasi reformların Kopenhag Kriterleri’ne yeterince uyum sağladığını belirten AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, nihai hedefin kriterlere tam uyumla mesafeyi kapatmak olduğunu söyledi.

Berlin'de DW Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Bozkır, pürüz olarak öne çıkan Kıbrıs sorununu ise AB müzakere sürecinden ayrı tuttuklarının altını çizdi. Kıbrıs müzakere sürecinin kendine özgü unsurları olduğuna dikkat çeken Bakan, bu nedenle her iki sürecin de kendine has bir seyir içinde geliştiğini kaydetti.

"Şartlar blokaja müsaade etmez"

Yeni faktörlerin ve oluşan ortak çıkarların Kıbrıs sorununun çözümüne göz kırptığını belirten Bakan, süreci 'Güney Kıbrıs'ın niyetinin hızlandıracağını söyledi.

"Önemli olan Güney Kıbrıs’ın bu sorunu çözmeye niyeti var mı yok mu sorusudur. Elli yıldır bir sürü mazeret çıkararak, bu sorunun çözülmesini engellediler. Referandumda hayır demek bunun bir örneğidir. En son gayet iyi giden müzakereleri kesme kararı da aynı doğrultudadır" diyen Bozkır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin açıkladığı bu kararının sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Zira bugünkü ortamda, bu kadar ortak çıkarın olduğu bir noktada Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne sırf ilerleme raporu gününde bir heyecan yaratmak için aldığını düşündüğüm kararın arkasında durmasına izin vermezler."

"14 faslı yarın dahi açabiliriz"

Resmen 14 faslın açıldığını ve bir faslın kapandığını aktaran Bakan, 2006'da sekiz fasıl askıya alındığında sürecin durmaması ve zamanı etkin kullanmak adına bütün fasılların Türkiye'de teknik olarak açıldığını aktardı.

"Bir fasıl açılmışçasına, o fasıl açıldığında ne yapacaksak onları sekiz yıldır yapıyoruz. Bugün gerçek tablo yirmi yedi, yirmi sekiz faslın açılmış olduğu ve on üç, on dört faslın kapanmış olduğu bir tablodur” şeklinde Türkiye’nin AB yolunda sekiz yıllık çalışmasının önemini vurgulayan Bakan, bu çalışmanın sağladığı katkıları da şu sözlerle ifade etti:

“Öncelikle Türk halkının seviyesini AB müktesebatına yaklaştırdık ve herkes bunu hissettiği içindir ki, AB'ye olan destek azalmıyor. İkincisi de diyelim Kıbrıs sorunu birkaç ay içinde çözüldü ve bize dediler ki, siyasi ambargoyu kaldırdık 14 faslı açıyoruz. Eğer biz bu çalışmayı yapmasaydık, bunun hazırlığı üç beş sene sürerdi. Ama şimdi biz, bu 14 faslı yarın dahi açabiliriz."

Avrupa ülkelerinin eleştirilerine yanıt

AB Bakanı ayrıca, Avrupa Birliği‘ndeTürkiye'ye bakış açısından mevcut bazı yanlış algıların düzeltilmesi adına iletişim stratejileri geliştirdiklerini belirterek bunun için sivil toplum örgütleri ve iletişim kurumlarıyla ortak çalışmalar yürütüleceğini kaydetti. Ortadoğu'daki gelişmeler ve Türkiye'nin buradaki rolüyle ilgili de yanlış değerlendirmelerin olduğuna işaret eden Bakan, bazı Avrupa devletlerinin Suriye'ye kara müdahalesi yapmayan Türkiye'yi yeterince Batılı olmamakla ve AB'nin güvenliğini gözetmemekle itham ettiğini ifade etti.

Bozkır, Türkiye'nin öncelikle ülke çıkarlarını gözettiğini, ama insan hakları ve AB ilişkilerinin de gözardı edilmediğini vurgulayarak "Türkiye'nin olmadığı bir tabloyu da düşünmek lazım: Türkiye eğer bölgeden gelen iki milyon insana kucağını açmasaydı, onlara bütün dünyanın iftihar ettiği şekilde imkânlar sağlamasaydı, bu iki milyon insan yürüyerek, yüzerek, uçaklarla, gemilerle Avrupa'yı zorlar hale gelecekti. O yüzden Türkiye'nin hakkını vermek herhalde en başta yapılması gereken şeydir" diye konuştu.

"Türkiye, AB'nin çekirdeğinde yer alır"

Türkiye'nin AB dışındaki çokuluslu ortaklarına ve işbirliğine de değinen Bozkır, bu durumun AB'den uzaklaşmak olarak değil AB'ye katkı sağlamak şeklinde görülmesi gerektiğini savundu. AB Bakanı, yine bu çerçevede bazı kesimlerin alternatif olarak sunduğu, Türkiye’nin daha esnek bir anlayışta, çember Avrupa'nın bir parçası olması önerisini ise şu sözlerle değerlendirdi:

"Çekirdek ülkeler ve etrafında, periferide dolaşan ülkeler teorisi AB için yeni bir kavram değildir. Uzun yıllardır mevcut olan bir söylemdir. Bu, tabii AB'nin karar verebileceği bir mekanizmadır. Önce AB, karar verecek ki, Türkiye'nin çekirdekte mi, periferide mi yer alacağı ondan sonra ortaya çıkabilsin. Ama bu sorunun cevabını, ben şöyle verebilirim. Eğer AB böyle bir yapı yönünde karar verirse, Türkiye çekirdekte yer alacaktır."

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle