Gündem

Baskın Oran: Erdoğan gerilim politikası sayesinde ayakta duruyor

"12 Eylül’ün bizzat yarattığı korku ve güvensizlik ortamı içinde yapılan referandumunda yüzde 92 oy çıktı"

30 Kasım 2015 14:52

Profesör Baskın Oran, AKP'nin 1 Kasım seçiminde yüzde 49,5 oy olmasını değerlendirirken  “Bunun adı “güvensizlik psikolojisi”dir. Fazla teoriye lüzum yok, Türkiye bu filmi gördü: 12 Eylül’ün bizzat yarattığı korku ve güvensizlik ortamı içinde yapılan 1982 Anayasası referandumuna yüzde 92 oy çıktı” dedi. Oran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerginlik politikası sayesinde ayakta durduğunu ileri sürdü.

Özgür Düşünce’den Hüseyin Keleş’in sorularını cevaplayan Baskın Oran’ın söyleşisinden bazı kısımlar şöyle:

Bütün olanlara, sözlerin tutulmamasına rağmen yüzde 49 oy geldi. Bunun siyaset bilimi içerisinde tutarlı ve mantıklı bir değerlendirmesi yapılabilir mi?

Yapılamaz olur mu! Bunun adı “güvensizlik psikolojisi”dir. Fazla teoriye lüzum yok, Türkiye bu filmi gördü: 12 Eylül’ün bizzat yarattığı korku ve güvensizlik ortamı içinde yapılan 1982 Anayasası referandumuna yüzde 92 oy çıktı. Bir an önce kurtulmak için. Amerika’dan örnek vereyim: Bush Jr.’un reytingi 11 Eylül olayından sonra yüzde 51’den yüzde 90’a fırladı. 2003 Irak iş-galinden sonra da yüzde 58’den yüzde 71’e. Kısa vadede, iktidarlar gerginlik yarattıkları ölçüde halktan oy alırlar. Ama bu orta vadede kendi kendini mahveden bir mekanizmadır. 

Dink soruşturmasında savcı bir iddianame hazırladı. İçinde ihmalleri olanlar arasında 3 ismi (Engin Dinç, Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler) başsavcı ‘Bunları iddianameden çıkar’ dedi. Çıkarmayan savcı hakkında HSYK soruşturma başlattı. Gelinen durumu siz nasıl okuyorsunuz? 

 

Hrant cinayeti bir turnusol kağıdıdır. Derin Devleti, daha doğrusu bizzat devleti pat diye ortalığa dökecek bir turnusol. Onun için her gelen bir öncekinin pisliğini örtüyor. Bizim devletimizin temel ilkesi, cezasızlıktır. Alçaklıklar cezalandırılmadığı için başka alçaklıklar yapılır. Mesela 1915 cezalandırılmadı, 1942 Varlık Vergisi rezaleti oldu. O cezalandırılmadı, 1945 Tan Gazetesi saldırısı oldu. O cezalandırılmadı, 1955 6-7 Eylül pogromu oldu (pogrom, bir ülkede güçlü olanların güçsüz kalmışlara devlet desteğinde saldırmasıdır) O cezalandırılmadı, 1964’te İstanbullu Rumlar sürüldü. O cezalandırılmadı, 1978-1993 arası Alevilere pogromlar yapıldı. Onlar cezalandırılmadı, 1980 ve 90’larda havralara saldırıldı, Hristiyan din adamları öldürüldü, Hrant katledildi. Say sayabildiğine. Bu yıl da HDP’nin 150 kadar binasına ve ayrıca Hürriyet’e saldırıldı… Cezasızlık, bizim adımızdır. Saldırmak da meşrebimiz. 

Hrant Dink davasını ‘Örgüt yok’ kararı çıkınca “Ergenekon’un zaferi” olarak değerlendirdiniz. Gelinen noktada Ergenekon tamamen dışarıda ve iddia o ki, bugünkü siyasi muktedirlerle birlikte hareket ediyor?

Dışarıda olur mu hiç! Erdoğan askerin Kemalist vesayetini kaldırdı, şimdi Tek Adam olmak için İslamo-Kemalist! Başka kiminle birlikte hareket etsin, benle mi? Bu yolun yolcusu olunca, eli mahkum.

Ergenekon’un yeniden uyandığını söylemek yanlış olmaz o zaman?

Uykuya yatırılmadı ki hiç. Yatırılsaydı, kar maskeli Özel Timler, daha dün Akreplerin ardından ölü sürükleyerek, havalara ateş ederek, “Allahu Ekber” diyerek marifet yapar gibi nümayiş yapabilir miydi? Bunlar 90’larda JİTEM ve Hizbullah dediğimiz iki farklı Derin Devlet unsurunun bugünkü evliliği değil mi?

Çözüm Süreci’ne 7 Haziran sonrası ‘Filmini çekersiniz’ dendi. 1 Kasım sonrası biraz daha yumuşadı. Sürecin akıbeti hayrolur mu?

Yukarıda söyledim. Erdoğan bu gerginlik-kutuplaştırma politikası sayesinde ayakta duruyor.


Söyleşinin tamamını okumak için tıklayın