Ekonomi

BABACAN: İKİNCİ DİP İHTİMALİ YÜKSELDİ

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, küresel resesyon beklentilerinin olduğu ve ikinci dip ihtimalinin yükseldiği bu dönemde Türkiye'nin her türlü senaryoya karşı hazır olduğu

08 Eylül 2011 03:00

T24- Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, küresel resesyon beklentilerinin olduğu ve ikinci dip ihtimalinin yükseldiği bu dönemde Türkiye'nin her türlü senaryoya karşı hazır olduğunu belirterek, ''Önümüzdeki dönemde emniyetli bir duruş için para politikalarında belki biraz daha rahat, ama öte yandan da sağlam bir kamu maliyesi duruşu benimsemeliyiz'' dedi.


Babacan, Bloomberg HT Televizyonunda katıldığı bir programda soruları yanıtladı.
Ali Babacan, dünya ekonomisindeki küresel belirsizlik süreciyle ilgili bir soru üzerine, dünyadaki pek çok ülke ekonomisinin ciddi bir kamu borç stoku sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Piyasalarda belirsizlik arttıkça, güven ortamı bozuldukça bunun resesyon riskini beraberinde getirdiğini anlatan Babacan, ekonomideki en önemli unsurun güven olduğunu vurguladı. Dünyada ciddi bir belirsizlik olduğunu, genel tablonun pek iç açıcı görünmediğini, büyük ekonomilerde siyasi kararların geç alındığını ifade eden Babacan, bütün bu tablo içerisinde Türkiye'nin attığı ve atacağı adımların önemine işaret etti.
Babacan, Türkiye'deki ekonomi yönetiminin bütün bu olumsuz tablolara karşı hazırlıklı olduğunu ve zamanında tedbir aldıklarını kaydetti.


Ali Babacan, kurlardaki artışlarla ilgili soruyu yanıtlarken de bugün kurun ülkeler arasında daha çok rekabet unsuru olarak konuşulduğu, gelişmekte olan ülkelerde yerel para birimlerinin çok hızlı değerlendiği ve bu ülkelerin rekabet gücünün olumsuz etkilendiği bir dönemde, Türk lirasının dönem başlangıcına göre değerinin bir miktar düşmesinin, pek çok gelişmekte olan ülkenin çok arzu edip de bir türlü başaramadığı bir tablo olduğunu anlattı.

 

Serbest kur rejimi devam edecek

 

Kur konusunun hassas olduğunu ifade eden Babacan, ''Türk lirasındaki değer kaybının böyle bir konjonktürde şikayet etmemiz gereken değil, tam tersine genel ekonomik dengeler açısından daha olumlu bulduğumuz bir tablo'' dedi. Herkesin ve her kurumun farklı kur beklentilerinin olabileceğine işaret eden Babacan, bu beklentilerin yanısıra bir de piyasa gerçekleri olduğunu kaydetti. Babacan, resmi politikalarının serbest kur rejiminin devam etmesinden yana olduğunu hatırlattı.

''Küresel ikinci dip riski var mı?'' şeklinde bir soruya da Başbakan Yardımcısı Babacan, ''Şu anda, bundan 3-4 ay öncesine göre ikinci dip ihtimali daha yüksek görünüyor'' yanıtını verdi. Ancak bu ikinci dip denilen gelişmenin, 2009 yılındaki gibi küresel ekonominin bir daralması şeklinde mi yoksa sadece büyüme hızında bir düşüş şeklinde mi ortaya çıkacağının henüz belirsiz olduğunu kaydeden Babacan, ''Bu ara ülkelerin liderlerinin, kendi siyasi bekasını ya da partisinin siyasi bekasını düşünmeden ülkenin geleceği için doğrusunu yapmaları gerekiyor. Yoksa yapılacaklar belli. Şu anda Türkiye'deki kadar güçlü bir hükümet ve güçlü bir siyasi irade olsun bu sorunların hepsi çözülür. Yeter ki hükümetler iradelerini ortaya koyabilsinler'' diye konuştu. 


‘Her türlü senaryoya hazırız’

 

Babacan, küresel resesyon beklentilerinin olduğu bu dönemde Türkiye ekonomisinin nasıl bir politika izleyeceğine ilişkin soru üzerine de kurumların her türlü senaryoya karşı hazır olduğunu, bundan sonraki gelişmelere bağlı olarak sıkılaştırma veya gevşetme yönünde politika belirleyeceklerini bildirdi.

Önümüzdeki dönemde emniyetli bir duruş için para politikalarında belki biraz daha rahat, ama öte yandan da sağlam bir kamu maliyesi duruşu benimsemeleri gerektiğini anlatan Babacan, ''Yani para politikalarında genişleme varken aynı anda maliye politikalarında da bir gevşeme olursa o bizi çok daha riskli bir tablo ile karşı karşıya bırakabilir. Dolayısıyla bu dengeyi çok iyi kurmamız gerekiyor. Bu dönemde hiç bir şeyi otomatik pilota bağlayamayız. Yani bütün kumanda manüel olmak zorunda'' şeklinde değerlendirmede bulundu.

Bu sürecin, yapısal reformların hızlandırılması için bir fırsat olabileceğini belirten Babacan, örneğin istihdam konusu ile ilgili bir paket hazırladıklarını, yatırım ortamının iyileştirilmesi noktasında hazırlıklar yaptıklarını, İstanbul'un uluslararası finans merkezi olabilmesiyle ilgili yasal düzenleme paketi hazırladıklarını söyledi.

Uzun vadeli olarak bakıldığında eğitim konusunun önemine işaret eden Babacan, Türkiye'nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi haline gelmesi için eğitimde çok köklü değişiklikler yapılması gerektiğini kaydetti. Mevcut sistemde devam edilmesi halinde 2023 yılına gelindiğinde Türkiye'nin en büyük 10 ekonomiden biri olmasının mümkün görünmediğini ifade eden babacan, ''Çünkü en büyük 10 ekonomiden biri olmak, yüksek katma değer üretmek demektir. Yüksek katma değer de ancak kaliteli iş gücü ve yetişmiş insanla mümkün'' diye konuştu.

Babacan, para politikalarında günlük manüel bir yönetim, maliye politikalarında sağlam bir duruş ve yapısal reformların da hızlı bir tempoyla gerçekleştirilmesinin bu dönemdeki politikalarının genel çerçevesini oluşturduğunu belirtti.

Babacan, bugünlerde ayrıca ithal edilen ürünlerle ilgili çalışmalar da yaptıklarını ifade ederek, ''Tamamen ithal ikameci bir yaklaşım çözüm değil. Yani 'ithal ettiklerimize bakalım aynısını Türkiye'de üretmek için ne kadar destek ve teşvik gerekiyorsa verelim', bu çözüm değil. Eğer bir sektör ya da bir ürün ilelebet devlet desteğiyle ayakta kalabilecekse o konulara bir kaynak ayırmanın gereksiz olduğunu düşünüyoruz'' dedi. 

Ali Babacan, Türkiye'nin 2011 yılının ikinci yarısı ve 2012 yılında ne kadar büyüyeceğine ilişkin bir soru üzerine, 2011 yılının ikinci yarısı ve 2012 yılındaki büyüme hızının, 2010 yılı ya da 2011 yılının birinci çeyreğine göre daha yavaş olacağını bildirdi. Büyüme hızının düşeceğini ifade eden Babacan, ''Hatta 2012'nin tümü için yüzde 5'in daha altında bir büyüme rakamı kimse için sürpriz olmamalı. Çünkü 2012 öyle bir yıl olacak ki herhangi bir ülke için yüzde 3-4 büyüme gıpta edilecek bir rakam olabilecek'' diye konuştu.

Türkiye'de içerideki aşırı talepten doğan bir enflasyon baskısı gözlemlemediklerini, enflasyonun bugün Türkiye ekonomisi açısından ciddi bir risk alanı olmadığını ifade eden Babacan, ''Daha önemli risk alanı durgunluk, hatta tam tersine 2009 yılında yaşadığımız gibi bir negatif büyüme. Yani konsantre olmamız gereken risk alanını o alan olarak görüyoruz. Dolayısıyla bu açıdan baktığımızda da Merkez Bankamızın aldığı kararlar attığı adımlar son derece isabetli'' diye konuştu.

Babacan, yapılan tahminlerin ve piyasa beklentilerinin 2012 yılı itibariyle hedef olan yüzde 5 civarında enflasyonun tutturulabileceği yönünde olduğunu söyledi.

Ali Babacan, 2012-2014 Orta Vadeli Programın ne zaman açıklanacağıyla ilgili soruya da Anayasa gereği 2012 yılı bütçesini TBMM'ye sevk etmeleri gereken tarihin 17 Ekim olduğunu, ancak Orta Vadeli Programı bu tarihten bir süre önce açıklamayı planladıklarını kaydetti. Eylül sonu Ekim başı gibi bunun açıklanabileceğini belirten Babacan, önümüzdeki haftalarda G20 Bakanlar toplantısına ve ardından Dünya Bankası-IMF yıllık toplantılarına katılacağını, Orta Vadeli Programa son noktayı koymadan önce dünyadaki son gelişmeleri değerlendireceklerini söyledi.

''Büyümeyle ilgili Türkiye bu yılı nasıl kapatacak, öngörünüz nedir'' şeklindeki soru üzerine Babacan, 2011 için yüzde 6 civarında büyüme tahmin ettiklerini, ancak bu rakamın 2 ay sonra belki değişebileceğini bildirdi.


Babacan, bankaların kredi kartlarına uyguladıkları komisyonlar ve ücretlendirmeyle ilgili bir soruyu yanıtlarken, kredi kartı komisyonlarının çerçevelerinin yasayla belirlendiğini anlattı. Bazı oranların bankadan bankaya değişebildiğini ifade eden Babacan, ''Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun web sitesinde tüm bankaların farklı kategorilerde almış olduğu ücretleri yayınlayarak, bir bakıma rekabet ortamını biraz sağlamaya yönelik bir adımı atmış olduk. Vatandaşlarımız bu siteye girip bakacak hangi işlem için hangi banka daha düşük ücret talep ediyorsa o bankaya yönelebilecek. Bankalar da rekabet çerçevesinde mümkün olduğunca bu ücretlerini makul seviyelerde tutmaya çalışacaklar'' diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Babacan, cari açıkla ilgili olarak da ekonominin büyüme hızının düşmesinin ve iç taleple ilgili yavaşlama sinyallerinin cari açık üzerinde olumlu etki yapacağını söyledi. Babacan, ''Biz gelecek yılın cari açığını, bu yılın cari açığından daha düşük bir rakam olarak bekliyoruz'' dedi.

Şu anda üzerinde çalıştıkları yapısal tedbirlerin devreye girdiğinde cari açığın önümüzdeki dönemde basamak basamak düşme trendinde olacağını tahmin ettiklerini anlatan Babacan, tam rakamların Orta Vadeli Programda yer alacağını kaydetti. Babacan, bugün dünyada likidite bolluğu olduğunu, dolayısıyla cari açığın finansmanıyla ilgili sorun yaşamadıklarını söyledi.

Türkiye'nin sürdürebileceği cari açık rakamının ne kadar olabileceğine ilişkin soru üzerine de Babacan, bunun dünya konjonktürü ile çok alakalı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Bugün kim derdi ki yüzde 9-10 cari açık vereceksiniz ve bu bir sorun olarak algılanmayacak. Bugün böyle bir ortamdayız. Bu yıl yüzde 9-10 cari açığımız olacak ama kimse bunu risk alanı olarak görmüyor. Ama öyle bir konjonktür gelir ki yüzde 5-6 bile yüksek olarak değerlendirilebilir. Biz maliye politikalarını sağlam tuttuktan sonra, bankalarımızı sağlam tuttuktan sonra, yapısal reformlar konusunda ilerleme sağladıktan sonra bankacılıkla ilgili günlük tedbirlerimizi akılcı ve zamanında aldıktan sonra bunlar hep yönetilebilir konular. En önemlisi de güveni ön planda tutan ekonomi politikası.''


Yeni teşvik programı


Babacan, bir başka soru üzerine de yeni teşvik programını hazırlarken biraz daha spesifik alanlara ineceklerini, örneğin otomobil konusunda çok ciddi motor ithalatı yapıldığını, motor üretiminde Türkiye'nin sürdürülebilir bir rekabet gücünün olacağı düşünülürse bu konuda teşviklerin verilebileceğini kaydetti.

Şu anda Fatip Projesi ile ilgili led panellerin ve öğrencilere dağıtılacak tablet bilgisayarların söz konusu olduğunu hatırlatan Babacan, şöyle devam etti:

''Biz bunu bir yandan satın alma ihalesine çıkarken bir yandan da bu konuda Türkiye'de üretim yapmak isteyenlere de şöyle bir teşvik paketi sunuyoruz diye açıklayacağız. Bu ihaleye girecek firmalar baksın 'ithal edersem nasıl olur, Türkiye'de üretirsem de böyle bir teşvik var' diye hesap yapabilecek. Bunlar mikro bazda çalışılması gereken konular.''
Babacan, yeni teşvik programının detaylarının yıl sonuna doğru belli olacağını kaydetti.
Üst kurulların bağımsızlığına ilişkin bir soru üzerine de Babacan, söz konusu kurulların, modern ekonomi yönetiminin bir gereği olduğuna inandıklarını söyledi. Bağımsızlığın sınırlarının iyi tayin edilmesi gerektiğini anlatan Babacan, ''Bir de bu kurumların Türkiye Cumhuriyetinin kurumları olduğunu unutmamak gerekiyor. Bunlar özerk bağımsız bir cumhuriyet değil. Dolayısıyla bu kurumların hareket ederken bizim genel ekonomik bakışımıza uyumlu politikalar uygulaması gerekiyor'' dedi.

ETİKETLER

haber