Gündem

Aydın Engin: İki olasılıktan hangisinin geçerli olacağını Başbakan’a bırakalım

"Bazı mumlar yatsıya kadar yanar"

08 Kasım 2017 14:03

Aydın Engin*

Sabredemedim, sabah evden çıkmadan Cumhuriyet’i bilgisayar ekranından taradım. Onda bulamadım, belki atlamışızdır diye T24’ten başlayıp öteki haber sitelerinde bir tur attım. 
I-ıh, yok... 
Başbakanımızdan bir cevap, bir çıkış, bir tavır bekliyorum. Aile boyu off-shore hesaplarının bir açıklaması olmalı. 
Gazeteye geldim. Haberi önüme koydular. “Başkan”larının kişiliğinde “tek adam” partisine dönüşmüş AKP’nin Başbakanı Binali Yıldırım merak ettiğim açıklamayı yapmış. 
Bugünkü Cumhuriyet’te okuyacaksınız. Oğullarının ve yakın akrabalarının çok sayıda off-shore hesabı olduğunu inkâr etmiyor. Haklı olarak bunun “yasal” olduğunu, bir suç oluşturmadığını da belirtiyor. “Yasal ama meşru mu” sorusuna ise kendince bir cevap veriyor. Binali Yıldırım’ın açıklamasından o bölümcüğü bir kere daha aktarıyorum: 
“... Siyasete başlarken çocuklarıma tavsiyem oldu, devletle hiçbir zaman iş yapmayacaksınız. Devletin bankalarından hiçbir kaynak kullanmayacaksınız. Denizcilik küresel bir iştir, dünyanın her yerinde iş yapıyorlar...” 
Cumhuriyet vergi cennetlerindeki offshore hesaplarını gün ışığına taşırken “Bu şirketler devlet ile iş yapıyor mu, kamu ihalesi alıyor mu” diye sormamıştı. 
Sadece “Birileri, hele hele aile büyükleri devletin en tepelerinde olan birileri niye vergi cenneti diye ünlenmiş adalarda bir ya da birçok off-shore şirketi kurarlar” sorusunu tartışmaya açmıştı. 
Başbakan’ın açıklaması gemicilik sektöründe iş tutanların bir ya da birkaç off-shore şirketi kurmaları gerektiğini ileri sürüyor. 
Ne gemim var, ne gemicilikle ilgili herhangi bir bilgim. Yine de o sektörde iş yapmanın ille de bir off-shore şirketine ihtiyacı olduğu iddiasını kabullenmek ne kadar mümkün bilemiyorum. 
Bilemediğim bir konuda kalem koşturup klavye şakırdatmak âdetim yok. O yüzden “Demek ki öyleymiş” deyip geçecektim... 
Geçemedim... 
Ben daha Binali Yıldırım’ın açıklamasını yeni bitirmişken çalışkan karıncamız Pelin Ünker odaya daldı ve önüme bir haber daha koydu. (O ayrıntılı haberi de bugünkü Cumhuriyet’te okuyacaksınız, belki de okudunuz bile...) 
Haberin özü özeti şu: Binali Yıldırım’ın “Sakın kamudan ihale almayın, devletleiş yapmayın” öğüdü vererek işlerini devrettiği oğullarından Erkam Yıldırım bir kamu kurumu olan MTA Genel Müdürlüğü’nden daha bu yıl 6 milyon 920 dolarlık bir ihaleyi kapmış. 
Buyur burdan yak... 
İki olasılık var: 
Bir: Başbakanımızın sevgili evladı Erkam Yıldırım baba öğüdünü kulak ardı etmiş, babasına haber vermeden devletten ihale almış. Böylece babasını yalancı durumuna düşürmüş. 
İki: Binali Yıldırım, bizim bir başka çalışkan karıncamız Çiğdem Toker’in ihale yasasına AKP’li bezirgânların yerleştirdiği “istisna” kuralıyla alınan bu ihaleyi Cumhuriyet’in yakalayamayacağını hesaplamış ve kostak kostak açıklama yayımlamış. 
İki olasılıktan hangisinin geçerli olacağını Başbakan’a bırakalım. İddia onundu, seçim de onun olsun...

Bu yazı ilk kez Cumhuriyet'te yayımlanmıştır.